(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 7, 10, 11, 15) (4688 S. K. m. 32, Geç. m. 14) (5902 S. K. m. 18) (375 S. KHK Ek m. 15)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü görevlilerinin, İstanbul İl Özel İdaresi ile Bem-Bir-Sen Sendikası arasında imzalanan Sosyal Denge Sözleşmeleri'nden yararlanamayacağı yönündeki, davalı idarenin 07/12/2012 tarih, 508 sayılı kararının İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 22.05.2014 tarih ve E:2013/437, K:2014/1036 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bahisle, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde görevli olan davacının, 2012 ve 2013 yılında imzalanan sözleşmelerin başlangıç tarihinden, söz konusu personelin kapsama alındığı 6525 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 27.02.2014 tarihine kadarki dönem için ödenmeyen sözleşme tazminatlarının tarafına ödenmesi talebiyle idareye yaptığı 30.09.2015 tarihli başvurunun reddine yönelik tesis edilen 12.10.2015 tarih, 803-2098 sayılı işlemin iptali ile ödenmeyen sosyal denge tazminatının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 2012 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalanmak için yapılan başvurunun reddi bakımından davanın süreaşımı nedeniyle reddine, 2013 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalanmak için yapılan başvurunun reddi bakımından kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İstanbul 11. İdare Mahkemesi Hakimliği’nce verilen 16/03/2016 tarih ve E:2015/1084, K:2016/553 sayılı karara; davacı tarafından; konuyla ilgili emsal kararların olduğu, eksik incelemeye dayalı karar verildiği, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla itiraz edilerek kararın bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Üçüncü İdare Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanuna 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü görevlilerinin, İstanbul İl Özel İdaresi ile Bem-Bir-Sen Sendikası arasında imzalanan Sosyal Denge Sözleşmeleri'nden yararlanamayacağı yönündeki, davalı idarenin 07/12/2012 tarih, 508 sayılı kararının, İstanbul 4. idare Mahkemesi'nin 22.05.2014 tarih ve E:2013/437, K:2014/1036 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bahisle, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde görevli olan davacının, 2012 ve 2013 yılında imzalanan sözleşmelerin başlangıç tarihinden, söz konusu personelin kapsama alındığı 6525 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 27.02.2014 tarihine kadarki dönem için ödenmeyen sözleşme tazminatlarının tarafına ödenmesi talebiyle idareye yaptığı 30.09.2015 tarihli başvurunun reddine yönelik tesis edilen 12.10.2015 tarih, 803-2098 sayılı işlemin iptali ile ödenmeyen sosyal denge tazminatının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, "...2013 dönemine ilişkin imzalanan sosyal denge sözleşmesinden yararlanmak amacıyla davacı tarafından 19.09.2013 tarihli başvurunun yapıldığı, başvurunun 13.11.2013 tarih, 54886 sayılı işlemle reddedildiği, davacı tarafından anılan işlemin iptali ile maddi kayıpların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 2013/2508 esasına kayıtlı davanın açıldığı, İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 06/11/2014 tarih ve E:2013/2508, K:2014/1631 sayılı kararıyla işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal hakkın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verildiği, mahkeme kararının onanarak kesinleştiği görüldüğünden, davanın bu kısmının kesin hüküm sebebiyle esasını incelemeye olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, 2012 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesi bakımından ise davacı tarafından 2013 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalanmak amacıyla yaptığı başvuru esnasında ve başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 2013/2508 esasına kayıtlı davanın açıldığı sırada 2012 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden de haberinin olduğu, buna rağmen 2012 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalandırılmayı talep etmediği görüldüğünden, bu kısım bakımından açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı..." gerekçesiyle 2012 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalanmak için yapılan başvurunun reddi bakımından davanın süreaşımı nedeniyle reddine, 2013 yılı için imzalanan sosyal denge sözleşmesinden faydalanmak için yapılan başvurunun reddi bakımından kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 2. maddesinde "Hukuk Devleti" ilkesine yer verilmiş, bu ilkenin işlerlik kazanması için Anayasanın 138. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları; bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde de idarenin mahkeme kararlarının gereklerine göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, iptal edilen bir objektif işlemin yürürlükte olduğu dönemde, bu işlemin kısıtlayıcı hükümleri nedeniyle hakkı ihlal olan kişilerin, söz konusu işlemin iptaline ilişkin yargı kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlanmaları, yani, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların ilgililere iadesi, idarenin yargı kararının gereklerine göre işlem tesis etmesi zorunluluğunun, dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Diğer yandan objektif bir işlemin yargı yerince iptalinin, bu işlem nedeniyle menfaati ihlal edilmiş veya hakkı muhtel olmuş kişiler yönünden, özellikle söz konusu işleminin bu kişiler için artık uygulanma olanağının kalmadığı durumlarda, iptal edilen işlemin yürürlükte olduğu süre içinde yoksun kaldıkları hakların iadesi biçiminde hukuki sonuç doğurmayacağını kabul etmek, yargı kararının hiç bir şekilde uygulanmaması sonucunu doğurur ki, bu durumun hukuk devleti ilkesini işlevsiz bırakacağı ortadadır.
Dolayısıyla bir objektif işlem yürürlükte iken, bu işlemin ve bu işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların tazmini istemiyle açılan davalarda, idareye başvuru tarihinden itibaren yoksun kalınan parasal hakların tazminine hükmedilmekle birlikte, bireysel işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin iptali durumunda "yeni bir hukuki" durum ortaya çıkacağından, ilgililerin bu yeni hukuki durumdan yararlanarak, düzenleyici işlem nedeniyle yoksun kaldıkları tüm parasal hakların tazmini istemiyle idareye başvurabilecekleri, başvurunun reddi üzerine dava açabilecekleri doğaldır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 10. maddesinde de, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabilecekleri belirtilmektedir.
Bu haliyle, davacının, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün İl Özel İdaresi bünyesinde yer aldığı dönemde, bu Müdürlük memurlarının, dolayısıyla kendisinin İstanbul İl Özel İdaresi ile Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası arasında imzalanan "Sosyal Denge Sözleşmesi" çerçevesinde sosyal denge tazminatı ödemelerinden yararlandırılmasına engel olan İl Genel Meclisi kararının İstanbul 4. İdare Mahkemesinin (davalı idarenin temyiz istemini reddeden Danıştay Onbirinci Dairenin 27.4.2015 tarihli, 2015/1685 sayılı kararıyla onanan) 22.5.2014 tarihli, 2014/1036 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bahisle, bu iptal kararının doğurduğu yeni hukuki durumdan yararlanarak, iptal edilen düzenleyici işlem nedeniyle geçmişte yoksun kaldığı parasal hakkın ödenmesi için yaptığı başvurunun 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılan başvuru olarak kabulü ile bu başvurunun reddi işleminin tebliği üzerine, genel dava açma süresi içinde, açılan davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden uyuşmazlığın işin esasına geçildi.
5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 18.maddesinde; " (1) İllerde, il özel idaresi bünyesinde, valiye bağlı il afet ve acil durum müdürlükleri kurulur. Müdürlüğün sevk ve idaresinden vali sorumludur...(4) İl afet ve acil durum müdürlükleri ile birlik müdürlüklerinin norm kadro ilke ve standartları, Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Başkanlıkça belirlenir. Başkanlıkça belirlenecek norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak bu müdürlüklerin kadrolarının ihdası, iptali ve değişikliği ile geçici iş pozisyonu vizesine ilişkin işlemler, il özel idarelerinin tabi olduğu hükümler çerçevesinde yürütülür. Ancak, il özel idarelerinde kadrolarının ihdası, iptali ve değişikliği ile geçici iş pozisyonu vizesine ilişkin olarak İl Genel Meclisine verilmiş olan yetkiler, bu müdürlükler açısından valiler tarafından kullanılır ve bu müdürlüklerin kadroları, il özel idarelerinin kadro cetvellerinde ayrı bir bölüm halinde gösterilir. (5) Afet ve acil durum il müdürü ile diğer personelin ataması vali tarafından yapılır." düzenlemesine yer verilmiş, 19. maddesinde; (1) Başkanlık tarafından birlik müdürlüklerinin görev yerlerinin değiştirilmesi halinde, personel kadro ve pozisyonları ile birlikte yeni görev yerlerinin bulunduğu ilin il özel idaresine devredilmiş sayılır. Devredilen bu kadro ve pozisyonlar, il özel idaresi kadro cetvelinde ayrı bir bölüm halinde gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
375 sayılı Kanunun Hükmünde Kararname'nin Ek 15. maddesinde; "Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun; 32. maddesinde; "27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde görevli olan davacının, 2012 ve 2013 yılında imzalanan sözleşmelerin başlangıç tarihinden, söz konusu personelin kapsama alındığı 6525 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 27.02.2014 tarihine kadarki dönem için ödenmeyen sözleşme tazminatlarının tarafına ödenmesi talebiyle idareye yaptığı 30.09.2015 tarihli başvurunun reddine yönelik tesis edilen 142.10.2015 tarih, 803-2098 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle oluşan zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı; 2013 dönemine ilişkin imzalanan sosyal denge sözleşmesinden yararlanmak amacıyla davacı tarafından 19.09.2013 tarihli başvurunun yapıldığı, başvurunun 13.11.2013 tarih, 54886 sayılı işlemle reddedildiği, davacı tarafından anılan işlemin iptali ile maddi kayıpların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 2013/2508 esasına kayıtlı davanın açıldığı, İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 06/11/2014 tarih ve E:2013/2508, K:2014/1631 sayılı kararıyla işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal hakkın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verildiği, mahkeme kararının onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Olayda; uyuşmazlığın çözümü için, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün idari teşkilat şemasındaki konumunun, başka bir anlatımla, faaliyet ve görevleri yönünden bağlı olduğu idari birimin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda; 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın taşra teşkilatının düzenlenmediği, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinin yukarıda hükmüne yer verilen 5902 sayılı Kanunun 18.maddesi uyarınca İl Özel İdaresi bünyesinde kurulduğu, bu müdürlüklerin kadrolarının 5902 sayılı Kanunun 18.maddesi uyarınca İl Özel İdarelerinin kadro cetvellerinde ayrı bir bölüm olarak gösterildiği, İl Vali'sine bağlı olarak faaliyet sürdürdüğü ve anılan Müdürlük personelinin tamamının İl Valisi tarafından atandığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinin organik ve fonksiyonel anlamda teşkilat olarak İl Özel İdaresi bünyesi dahilinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda; İl Özel İdaresi bünyesinde İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nde teknisyen olarak görev yapan davacının, İl Özel İdaresi personeli olduğunun kabulü ile 375 sayılı KHK'nın Ek-15.maddesi ile 4688 sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca İl Özel İdaresi ile yetkili sendika arasında yapılan sosyal denge yardımı sözleşmesi hükümleri uyarınca sosyal denge yardımından yararlandırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, mahkemece süre ret kararı verilen dava konusu işlemin 2012 yılı ve mahkemece hüküm kurulmayan 01/01/2014-27/02/2014 tarihlerine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiş olup; 2013 yılına ilişkin dönem bakımından ise, bu haklar İstanbul 8. İdare Mahkemesince hüküm altına alındığından bu kısmın esasının inceleme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı ödenmeyen 2012 yılı ve 01/01/2014-27/02/2014 tarihleri arası kadarki döneme ait sosyal denge tazminatının, 30/09/2015 tarihinde davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kısmen reddine, kısmen kabulüne, İstanbul 11. İdare Mahkemesi Hakimliği’nce verilen 16/03/2016 tarih ve E:2015/1084, K:2016/553 sayılı kararın davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin 2012 yılına ilişkin kısmının ve 01/01/2014-27/02/2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin eksik hüküm kurulan kısmının bozulmasına, dava konusu işlemin 2012 yılı ve 01/01/2014-27/02/2014 tarihleri arasındaki dönem yönünden iptaline, bu dönem için ödenmeyen sosyal denge tazminatının davalı idareye başvurunun yapıldığı 30/09/2015 tarihlerinden itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesine, 2013 yılı bakımından davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kararın onanmasına, aşağıda dökümü yapılan 211,20-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 111,20-TL'si ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, kalan 100,00-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, itiraz aşamasında davacıdan fazladan alınan 29,20-TL karar harcının ve artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş (15) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 21/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)