(2577 S. K. m. 7, 10, 11, 14, 15) (213 S. K. m. 116, 117, 118, 124)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, adına düzenlenen 07/09/2015 tarih ve 239 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı; davacıya 23/11/2015 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle 01/12/2015 tarihinde Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddedildiğinden bahisle 16/02/2016 tarihinde görülmekte olan iş bu davanın açıldığının anlaşıldığı, olayda, davacı adına düzenlenen ve 23/11/2015 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı, yedi günlük dava açma süresi içerisinde dava açılmadan önce, ödeme emrinin iptali talebiyle 01/12/2015 tarihinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 11. maddesi kapsamında davalı idareye yapıldığı anlaşılan başvurunun, dava açma süresinin son günü olan 30/11/2015 tarihine kadar yapılıp yedi günlük süre geçirilmeden dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra yapılan başvuru neticesinde 16/02/2016 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunduğundan işin esasının inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 29/04/2016 tarih ve E:2016/336, K:2016/805 sayılı kararının; vergi hatası bulunan durumlarda dava açma süresi geçse dahi 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca idareye başvuruda bulunabileceği, verilen zımnen ret cevaplarına karşı 30 gün içinde dava açılabileceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden davacı adına düzenlenen ihbarnameye karşı açılan davayı kısmen kabul eden, kısmen reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesinin tarih ve E:2014/1862, K:2015/562 sayılı kararı üzerine düzenlenen 2 numaralı ihbarnameye göre düzenlenen ödeme emrinin 23/11/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğüne hitaben 01/02/2015 yapılan başvuruda; 2 numaralı vergi/ceza ihbarnamesinin düzenlenmesinden hemen sonra, 26/05/2015 tarihinde, davacı tarafından ödendiği ve artık ödenecek kamu borcu kalmadığından ilgili ödeme emrinin iptalinin istenildiği, bu başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında, vergi mahkemelerinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde 30 gün olduğu, 2. fıkrasının (b) bendinde bu sürenin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin, tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlayacağı; 14. maddesinin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrasının (b) bendinde, dava dilekçelerinin idari merci tecavüzü yönünden de inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde ise idari merci tecavüzü halinde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 116. maddesinde, vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış ve bu hatalar, hesap hataları ve vergilendirme hataları başlığı altında 117 ve 118. maddelerde iki ayrı grup halinde düzenlenmiş; aynı Kanunun 124. maddesinde de belediye vergileri hakkında vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talebi reddolunanların şikayet yolu ile Belediye Başkanlığına müracaat edebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergi mahkemeleri tarafından merciine tevdi kararı verilebilmesi için, davacı tarafından yasal dava açma süresinin herhangi bir nedenle geçirildikten sonra vergi hatasının düzeltilmesi istemiyle düzeltme yoluna başvurulmuş olması, yapılan bu başvurunun davalı idare tarafından reddedilmesi ve söz konusu düzeltme isteminin reddi üzerine davacı tarafından Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına şikayet yolu ile müracaat edilmeden doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.
Olayda, her ne kadar davacı tarafından 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre başvuruda bulunulduğu ileri sürülmekte ise de, davacı tarafından, 23/11/2015 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle ödeme emrine karşı 7 gün olan dava açma süresinin son günü olan 30/11/2015 tarihi geçirildikten sonra 01/12/2015 tarihinde Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvuru yapıldığı görülmüş olup, 213 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen maddeleri uyarınca bu başvurunun düzeltme başvurusu olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre uyuşmazlıkta idari merci tecavüzü bulunduğu açıktır. Kaldı ki davacı tarafından itiraz dilekçesinde ortada “vergi hatası” olduğu yönünde iddia da ileri sürülmüştür.
Bu durumda, açılan davada, dava dilekçesi ve eklerinin 2577 sayılı Kanunun 15/1-e maddesi uyarınca görevli idari merci olan Maliye Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken Mahkemece süre aşımı yönünden reddedilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, itiraz isteminin kabulüne, Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 29/04/2016 tarih ve E:2016/336, K:2016/805 sayılı kararının bozulmasına, dosya ve eklerinin merciine tevdi edilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince dikkate alınacağından bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.05.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İtiraz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen nedenler, Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)