(2577 S. K. m. 49, 54, Geç. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: 13/05/2010 - 29/12/2010 tarihleri arasında açıkta kaldığı süre içerisinde maaşından kesilen 1/3 oranındaki aylıklarının tarafına ödenmesine dair yaptığı istemin reddine ilişkin 27/05/2015 tarih ve E.2015052619590187243 sayılı işlemin iptali ile açıkta geçirilen süre boyunca maaşından kesilen miktarın hesaplanarak yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile davanın açıkta geçirdiği 13/05/2010 - 29/12/2010 tarihleri arasında maaşından kesinti yapılan 1/3 aylıkların miktarının hesaplanarak, davalı idareye başvuru tarihinden (27/05/2015) itibaren davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 24/03/2016 tarih ve E:2015/1674, K:2016/617 sayılı karara, kanunun açık hükmüne istinaden gerçekleştirilmiş olan idari işlemde hukuka aykırılık olmadığı, yerel mahkemece verilen kararın itirazen incelenerek bozulması gerektiği iddialarıyla itiraz edilerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İtirazın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Üçüncü İdare Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanuna 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, itiraz konusu İdare Mahkemesi kararında Kanunda sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden itirazın reddine, kararın onanmasına, itiraz yargılama giderinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından kalan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince itiraz edene iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 09.02.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141. Maddesinde görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceği, 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin kendilerine ödeneceği ve görevden uzakta geçirdikleri sürenin değerlendirileceği belirtilmiş, 143. Maddesinde ise "Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce: a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacının İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli iken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıınca hakkında yürütülen adli bir soruşturma nedeniyle 13/05/2010 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, yapılan disiplin soruşturması sonucunda İl Polis Disiplin Kurulunun 30/11/2010 tarih ve 4550 sayılı kararıyla altı ay kısa süreli durdurma ve 24 ay uzun süreli durdurma cezaları ile tecziye edildiği ve 29/12/2010 tarihinde göreve başlatıldığı, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2010/319 esas sayılı dosyasında yargılandığı davada toplam dört ayrı suçtan beraatine karar verildiği (13/02/2015 kesinleşme), " görevi yaptırmamak için direnme" sucundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik kararı verildiği, bu kararın da 24/02/2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine idareye başvurarak 1/3 oranındaki maaşlarının iadesini istediği anlaşılmıştır.
Davacının durumunun 657 sayılı yasanın 143. Maddesinin b) ve ç) bentleri yönünden değerlendirilmesi gerekmekte olup, buna göre tüm suçlamalar için beraat kararı almadığı, hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilen konudaki atfedilen suçun ise altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle 657 sayılı yasanın 48/A-5 maddesinde sayılan (kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası) durumdan dolayı (ç) bendindeki koşula da uymadığı görülmektedir.
Öte yandan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmekte olup, bu yönde kararı verilmesi halinde ancak denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilebileceğinden ve bu durumda Ceza Muhakemesi Kanununun "Yargılamanın Men'i" durumunda izlenecek yolu düzenleyen 223/8. Maddesindeki durum gerçekleşeceğinden, somut olayda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik kararı verilen davacı hakkında 657 sayılı yasanın 143. Maddesindeki durumun gerçekleştiğinden söz edilemez.
Bu durumda hukuka uygun olarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum. (¤¤)