(2577 S. K. m. 54) (3091 S. K .m. 1, 3) (3402 S. K .m. 16, 18) (4342 S. K .m. 1, 4)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Tarım Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün meraya yapılan tecavüzün önlenmesi yolunda 3091 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 20.03.2013 tarih ve 2013/04 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yönündeki ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/05/2015 tarih ve E:2014/1563, K:2015/1448 sayılı kararını itirazen inceleyerek onayan İstanbul (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu'nun 20/01/2016 tarih ve E:2015/1630, K:2016/264 sayılı kararının; Mera Kanunu'na aykırı olduğu, mütecaviz şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatının açılan dava sonucunda iptal edildiği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca tahsis amacı değişikliği ile ilgili bir talepte bulunulmadığı iddialarıyla düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesi'nce; dava dosyasında bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile İstanbul (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu'nun 20/01/2016 tarih ve E:2015/1630, K:2016/264 sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi:
Dava, İstanbul Tarım Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün meraya yapılan tecavüzün önlenmesi yolundaki başvurusunun, Sancaktepe Kaymakamlığı'nın (Hukuk İşleri Şefliği) 3091 sayılı Kanun kapsamında reddine yönelik tesis ettiği 20.03.2013 tarihli ve 2013/04 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’un amaç ve kapsamını belirleyen 1.maddesinde; Bu kanunun amacının gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya devlete ait veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamak olduğu belirtilmiştir.
Aynı kanunun 3.maddesinde taşınmaz mallara tecavüz ve müdahale edilmesi halinde yetkili makamlara kimlerin başvurabileceği düzenlenmiş; kamu idarelerine, kamu kurumlarına ve kuruluşlarına ait veya bunlar tarafından idare olunan veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere ve menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara tecavüz veya müdahalede bulunulması halinde vali veya kaymakamlara herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın resen inceleme yetkisi de tanınmıştır.
Yine aynı Kanunun başvuruda bulunma süresini düzenleyen 4.maddesinde de, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerle menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde süre aranmayacağı kurala bağlanarak bu tür yerler ve malların niteliği gereği Kanunun sistematiği içerisinde özel bir koruma alanı oluşturulmuştur.
Bu Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 9.maddesinde de; Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz malların neler olduğu ayrıca belirlenerek; "Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz mallar, herkesin istifadesine açık olan denizler, göller, nehirler ve dağlar gibi sahipsiz şeyler ile devlet veya bir kamu hukuku tüzel kişisi tarafından umumun yahut bir kısım halkın yararlanmasına terk edilen umumi yollar, köprüler, parklar, meydanlar, meralar, yaylık ve kışlaklar gibi menfaati umuma ait olan taşınmaz mallardır." kuralına yer verilmiştir.
Aktarılan Kanun ve Yönetmelikte yer alan ve genel bir ifade ile kamu malı olarak tanımlanan bu mallar, kamu hizmetinin bir unsuru ve ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle, kamu mallarının özel bir hukuki güvenliğe tabi kılınmasının amacı, bu mallardan kamunun ortak ve eşit bir şekilde yararlanmasını bu bağlamda kamu hizmetinin gereğince sürdürülmesini sağlamaktır. Bu mallara tecavüz ve müdahalede bulunulması veya bunların herhangi bir şekilde iktisap edilmeleri toplumun genel yararına aykırı olacağından kamu ihtiyaç ve menfaatlerinin maddi unsuru niteliğinde olan bu malların ayrıcalıklı hukuk kurallarına tabi tutulması mutlak ve kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Nitekim, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16.maddesinde; kamu malları tanımlanmış; 18.maddesinde de, kamu malı niteliği taşıyan taşınmazların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zaman aşımı yoluyla iktisap edilemeyeceği de belirlenmiştir.
Öte yandan, Mera Kanunu'nda da bu hususları düzenleme altına alan özel kurallara da yer verilmiştir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 1.maddesinde; "Bu kanunun amacı; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır." kuralı yer almaktadır.
Bu Kanunun mera, yaylak ve kışlakların hukuki durumunu belirleyen 4.maddesinde; mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğu; bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu; mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı, sınırlarının daraltılamayacağı ancak kullanım hakkının kiralanabileceği düzenlenmiştir.
Yine bu Kanunda mera komisyonlarının mera, yaylak ve kışlak alanlarının tespiti ve tahsisinde izleyeceği yöntem ve kurallar belirlenmiş, bu konudaki ayrıntılar Mera Yönetmeliği'nde kurala bağlanmıştır.
Mera Yönetmeliği'nin "Tahsis Amacının Değiştirilmesi" başlıklı 8.maddesinde de; "Mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır, otlak ve kamu ortak mallarının tahsis amacı; zaruri olan hallerde, ilgili müdürlüğün bakanlık il müdürlüğüne talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine talep edilen alanın tamamının veya bir kısmının tahsis amacı valilikçe değiştirilebilir" hükmü yer almaktadır.
Mera Kanunu'nun ve Yönetmeliği'nin aktarılan bu kurallarından anlaşılacağı üzere; meralarda özel mülkiyet söz konusu olamayacağı gibi zilyetlik ilişkiside kurulamayacak olup, meraların özel kullanıma konu edilmesi ise bazı şartların varlığı halinde tahsis amacının değiştirilmesi koşuluna bağlı kılınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İl Mera Komisyonu'nun 07.12.2012 tarih ve 420 sayılı kararıyla İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ..... Mahallesi, 713 ve 933 sayılı mera özel sicilinde mera olarak kayıtlı taşınmazlara bir maden şirketince yapılan tecavüzün Sancaktepe Kaymakamlığı'nca 3091 sayılı Kanun uyarınca önlenmesi yolunda karar alındığı, alınan karara istinaden İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 04.03.2013 tarih ve 36271 sayılı yazıyla durumun Sancaktepe Kaymakamlığı'na iletildiği, 3091 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen muhakkiklerin mahallinde yaptıkları inceleme sonucunda düzenledikleri fezlekede; mera parselleri üzerinde faaliyette bulunan maden şirketinin İl Özel İdaresinden işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı aldığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan maden işletme izni aldığı, ilgililerce mera alanının tahsis değişikliğine gidilmesi için proje hazırlanıp Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'na sunulduğunun belirtildiğinden bahisle konunun bakanlıklar nezdinde çözülmesi gereken bir durum ve adli bir işlem olduğu gerekçesiyle, başvurunun reddi gerektiği yolunda görüş bildirildiği, 20.03.2013 tarih ve 2013/04 sayılı kararla aynı doğrultuda davacı idarenin başvurusunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince; "...söz konusu taşınmazların maden arama ve işletme izni olan bir şirket tarafından kullanıldığı, bu şirketin taşınmazlarda fuzuli şagil durumunda olmadığı, taşınmazlardan 1237 parsel numaralı alanının tescilli mera kaydının bulunmadığı, mera alanın tahsis değişikliğine gidilmesi için proje hazırlanıp Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne bildirildiği hususları da dikkate alınarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içeriğindeki bilgi ve belgelerden, İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ..... Mahallesi sınırları dahilinde bulunan 933 ve 713 parsel numaralı taşınmazların mera, yaylak ve kışlak kütüğünde mera vasfı ile kayıtlı olduğu ve tahsis amacında bir değişiklik yapılmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 1237 parsel numaralı taşınmazda, 03.04.2002 tarih ve 139 sayılı İl Mera Komisyonu kararı ile mera olarak tespit edilmiş, bu karara yapılan itirazlarda İl Mera Komisyonunun 14.10.2005 tarih ve 303 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Komisyonunun bu kararına karşı asliye hukuk mahkemesinde açılan davada devam etmektedir.
Bu nedenle, söz konusu parselin sahip olduğu özellikler dikkate alınarak İl Mera Komisyonu tarafından mera olarak tespit edildiği ve hukuki süreci devam ettiği anlaşıldığından bu süre tamamlanmadan amacının dışında bir kullanıma konu edilmesi de hukuken kabul edilebilir değildir.
Bu fiili ve hukuki durum karşısında, söz konusu parsellerin tahsis amacının değiştirildiğini belirleyen bir karar bulunmadan maden şirketince bu parsellerin işgal edilerek kullanıma alınmış olduğu açıktır. Söz konusu parsellerin tahsis amacı değişikliği için başvuruda bulunulmasının ise bu süreç tamamlanmadan maden şirketinin halihazırdaki tahsis amacına aykırı bir şekilde kullanıma olanak sağlanması anlamına geleceğinden kamu yararı ve hizmetin gereğine uygun bir yaklaşım değildir.
Bu durumda, tahsis amacı değiştirilmemiş olan mera vasıflı taşınmazlara maden şirketince tecavüzde bulunulduğu mahallinde yapılan inceleme ile tesbit edildiğinden, söz konusu tesbitler dikkate alınarak taşınmazlara yapılan müdahalenin (men'ine) karar verilmesi gerekirken incelenen konunun bakanlıklar nezdinde çözümlenmesi gereken bir durum ve adli bir işlem olduğundan bahisle tecavüzün önlenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığından anılan işleme karşı açılan davanın reddi yönündeki idare mahkemesi kararında da hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, İstanbul (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesi 20/01/2016 tarih ve E:2015/1630, K:2016/264 sayılı kararının kaldırılarak İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 29/05/2015 tarih ve E:2014/1563, K:2015/1448 sayılı kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan dava, itiraz ve karar düzeltmeye ilişkin 209,00 TL posta giderinin ve karar verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın mahkemesince davacıya ödenmesine, 03/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)