(AİHS m. 15) (2709 S. K. m. 13, 15, 20, 70, 129) (7075 S. K. m. 1, 11) (675 S. KHK m. 1) (5. DD. 04.10.2016 T. 2016/8196 E. 2016/4066 K.) (ANY. MAH. 14.11.2019 T. 2018/89 E. 2019/84 K.) (ANY. MAH. 10.01.1991 T. 1990/25 E. 1991/1 K.)
İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 25/12/2019 günlü ve E:2018/3810, K:2019/4293 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 05/09/2018 tarihli ve 2018/32524 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesince; davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/67 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında; aynı konuda yapılan bir ceza soruşturmasında (........) adlı şahsın evinde yapılan aramada FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ....... Dergisi'ne (Tunceli'de) abone olan şahısların listesinin ele geçirildiği, listede davacının ismi de yer almakla birlikte isim benzerliği ihtimalinin bulunduğu, davacının abonelik iddiasını reddettiği, davacının savunmasının aksine somut bir delil bir elde edilemediği, yine davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank.......'daki hesabına FETÖ/PDY terör örgütünün talimatı sonrasında para yatırdığı görülmekle birlikte Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesince talimat yolu ile alınan Bilirkişi Raporunda davacının Bank ....... hesap hareketlerinin incelenmesinden FETÖ/PDY örgütünün talimatlarına uygun olmadığı, hatta Bank .......nın yönetiminin TMSF ye tamamının devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonra hesabında ciddi miktarda artış olduğu göz önüne alındığında davacının örgütün talimatı ile hareket ederek terör örgütü ile organik bağı olduğuna dair her tür şüpheden arınmış cezalandırmaya yeter kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği belirtilerek delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği, Mahkemelerince ara kararıyla davalı idareden davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak veya irtibatına dair soruşturma, bilgi ve belge bulunup bulunmadığı sorularak konuya ilişkin evrak istendiği halde davalı idarenin cevabi yazısında Bank .......'da bulunan hesabının talimatla arttırıldığı iddiası dışında bilgi ve belgeye yer verilmediği, bu durumda davacının FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan herhangi bilgi ve belge dava dosyasına sunulmadığından davacının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Üniversitelerinde öğretim görevlisi olan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı Bank.......'daki hesabına örgütün talimatı sonrasında para yatırdığının, Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgilere göre davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen....... Medya Dağıtım A.Ş.'ye (08/01/2014-14/01/2016 tarihleri arasında toplam 2.327,00-TL tutarında) ödeme bilgisinin olduğunun, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan....... Derneği'ne 20/06/2015 tarihinde 200,00-TL tutarında para gönderdiğinin, 11/07/2014-23/07/2014 tarihleri arasında ise sms ile para gönderme bilgisinin olduğunun belirlendiği, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibatı bulunduğu anlaşılan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, istinaf aşamasında dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında da ayrıca bir karar verilmeyerek, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
MEVZUAT:
(A) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın
“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
“Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesi şöyledir:
“Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
"Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesi şu şekildedir;
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga üçüncü cümle: 3/10/2001-4709/5 md.) (…)
(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar....."
"Hizmete girme" başlıklı 70. maddesi şu şekildedir:
"Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez."
"Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence" başlıklı 129. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler...”
(B) 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un;
1. maddesinin 1. fıkrasında; "Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
Aynı Kanunun 11. maddesinde ise; "Komisyon kararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara İdare Mahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabilir" kuralına yer verilmiştir.
(C)675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;
"Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1/1. maddesinde; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için; bakılmakta olan davanın niteliği ve davacı hakkında yapılan tespitlerin kamu görevinden çıkarılması için hukuki gerekçe oluşturup oluşturmayacağı hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
(A) Bakılmakta Olan Davanın Niteliği
İdari yargı mercilerinin yürürlükte olan yasa hükümlerine aykırı ya da bu hükümlerin dışına çıkarak karar vermeleri mümkün değildir. Kanun Hükmünde Kararnameler de yasa gücünde olup idare mahkemeleri KHK'lar ile getirilen kuralları da uygulamak zorundadırlar. KHK'ların şekil ve içerik bakımından Anayasa'ya uygunluğunun denetimi ise Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkisindedir.
OHAL döneminde çıkarılan KHK'lar ile davacı gibi kimi kamu görevlileri, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin Milli Güvenliği'ne karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, iltisak veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
KHK ile doğrudan kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin tasarruflar, yasa gücünde işlemler olduğundan idari yargı mercilerince denetlenme imkanı bulunmamaktadır. Süreç içerisinde çıkarılan 685 sayılı KHK ile OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş ve anılan Komisyon, doğrudan KHK'lar ile tesis edilen işlemlerle kamu görevinden çıkarılanların başvurularını karara bağlamakla görevlendirilmiştir. Aynı KHK ile Komisyon tarafından inceleme yapılarak başvurunun reddine veya kabulüne karar verilebileceği, Komisyon'un kararına karşı Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır. Bakılmakta olan dava OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından davacı hakkında verilen kararın idari işlemin unsurları yönünden yargısal denetiminin yapılmasından ibarettir.
Diğer bir ifadeyle davacının kanun gücünde bir tasarrufla görevinden çıkarılmasından sonra davacı hakkında verilen Komisyon kararının hukuka uygunluğu bakılmakta olan davanın konusunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, iptal davasına konu Komisyon kararının sebep unsuru incelenirken; terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve bu durumu Yargıtay tarafından hükme bağlanan FETÖ/PDY ile davacının üyelik, iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Anılan örgüt ile sözü edilen çerçevede bir ilişkinin varlığı tespit edildiği takdirde mahkemece, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvurunun reddine ilişkin kararın, mevzuata aykırı olduğu yönünde hüküm kurma imkanı bulunmamaktadır.
Kamu görevinden çıkarılma - bakılmakta olan dava bakımından ise kamu görevine iade talebinin reddi- gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Zira terör örgütü üyeliği ancak ceza yargılaması sonucunda tespiti mümkün olan bir eylemdir. Buna karşın ceza yargısının alanına girmeyen "iltisak ve irtibat" hallerinin tespiti idari yargının görevidir. Böylece yasa koyucu, terör örgütü üyeliğini, bir suç olarak kabul edilip, kamu görevinden çıkarılma yanında hapis cezası ve benzeri yaptırımlara bağlamışken, "iltisak" ve "irtibat" hallerini suç isnadı olmaksızın sadece kamu görevinden çıkarma tedbirinin gerekçesi olarak öngörmüştür.
Her kamu görevlisinin az veya çok kamu gücü kullandığı ve bu güç ile vatandaşlar üzerinde etkili işlemler tesis ettiği dikkate alındığında, yapılan düzenlemelerden terör örgütleri ile anlayış ve davranış birliği içinde olanların kamu gücünü örgüt hedefleri doğrultusunda kullanmalarını engellemek üzere kamu görevinden çıkarılmalarının murad edildiği anlaşılmaktadır. Zira, FETÖ/PDY özelinde daha belirgin şekilde ortaya çıktığı üzere illegal yapılar önce bireysel sonra da örgütsel boyutta kamu gücünü yasal görünümlü yöntemlerle elde etmekte, böylece anlayış ve davranış birliği içinde olduğu grup, örgüt veya yapıya şu veya bu şekilde menfaat sağlarken diğer bireyler aleyhine işlem ve eylemde bulunmaktadırlar.
15 Temmuz 2016 gecesinde olduğu gibi Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerinin gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve Uluslararası Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde alınan tedbirlerin ve bu tedbirlerin yargısal denetiminin nitelendirilmesi, uyuşmazlığın çözümü açısından önem arz etmektedir.
1) Kamu Görevinden Çıkarılma İşleminin Olağanüstü Tedbir Olma Niteliği: Yargısal denetimi yapılan işlem, bir disiplin işlemine dayanmamaktadır, bu nedenle disiplin cezası verilmesinde uygulanması gereken usul ve prosedürlerin, bakılmakta olan dava bakımından uygulanması mümkün değildir. Esasen, kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edildiği sırada, disiplin soruşturması açılması, soruşturmacı görevlendirilmesi, savunma alınması gibi olağan dönem hukuki güvenlik unsurlarının uygulanma imkanı da yoktur. Nitekim, Danıştay 5. Dairesi'nin 04/10/2016 tarih E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında KHK’da öngörülen kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” olarak nitelendirilmiştir.
Öte yandan; kamu görevinden çıkarılanların, hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM tarafından etkili başvuru yolu olarak kabul edilen, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurabilmeleri ve başvurunun reddi halinde, bakılmakta olan davada olduğu gibi yargısal denetim yolunun açık olması, mahkeme safhasında ilgililer tarafından her türlü delil ile savunma yapılabilmesi ve çekişmeli yargılama usulü kurallarının yerine getirilmesi nedeniyle; davacının, tesis edilen işleme karşı etkili başvuru yoluna sahip olduğu ve süreç içerisinde savunma hakkının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
2) İltisak ve İrtibat Kavramlarının Tanımı: Davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dolayı açılmış bir ceza davasının bulunmaması, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan bu davanın görülmesine engel teşkil etmemektedir. Zira, kamu görevinden çıkarılma nedenleri sadece üyelikle sınırlı tutulmamış, ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibat halleri de kamu görevinden çıkarılma gerekçeleri arasında sayılmıştır. Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14.11.2019, P:30, R.G 13.02.2020 / 31028 ). Dairemizce başlangıçtan bu yana iltisak ve irtibat kavramı, "anlayış ve davranış birliği içinde birlikte hareket etme, gönüllü şekilde tabi olma, eylemlerini; bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları ve yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle, ilgililer hakkında üyelik suçlamasıyla açılmış bir ceza davası olmasa dahi idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorundadır.
(B) Davacının Durumunun Değerlendirilmesi:
1- Ceza yargılaması: Davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/67 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında delil yetersizliği gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği (Uyap kayıtlarında kararın kesinleştiği belirtilmektedir.) anlaşılmış olup anılan ceza yargılamasında elde edilen delillerin de dikkate alınarak davacının kamu görevinden çıkarılma nedeni olan irtibat ve iltisak hallerinin var olup olmadığının işbu davada ortaya konulması gerekmektedir.
2- Deliller:
a) Bank....... Hesap Bilgileri:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri (F.G.)'nin talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank .......'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yöneli.......5/12/2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, Dairemizin çok sayıda kararında vurgulandığı üzere; "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Dava konusu işlemde, Tasarruf Mevduatı Fonundan temin edilen bilgilere göre, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank.......'daki hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 66.703,61-TL iken, hesabına 21/04/2014 tarihinde 3.800,00-TL, 26/05/2014 tarihinde 6.000,00-TL, 25/07/2014 tarihinde 2.000,00-TLpara yatırdığı, aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca davacının Bank.......'da 20/01/2014 tarihinde 5.000,00-TL tutarlı 31 günlük, 19/02/2014 tarihinde 3.900,00-TL tutarlı 31 günlük, 19/01/2015 tarihinde 4.000,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı, muhtelif tarih ve miktarlarda katılım hesapları açtığının tespit edildiğinin belirtilmiştir.
Dosyada bulunan davacının Bank....... hesap hareketlerini gösterir hesap özeti incelendiğinde; davacının Bank.......'daki hesabının 2002 yılı itibariyle mevcut olduğu ve 20/06/2016 tarihi itibariyle anılan Banka'da işlem yapmaya devam ettiği, FETÖ/PDY terör örgütü elebaşının Bank.......'ya finansal destek verme talimatı öncesinde ve sonrasında yoğun şekilde gerek rutin bankacılık işlemleri (kredi kartı ödemesi, havale, eft vs.) gerekse para yatırma, kredi çekme, altın/döviz alımı, katılım hesabı açma ve bu hesaplara para yatırma gibi Bankaya finansal katkı niteliğinde işlemler yapmakla birlikte Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihi sonrasında da aynı nitelikte işlemleri yapmaya devam ettiği görülmüş olup, davacı hakkındaki ceza yargılamasında da belirtildiği üzere; davacının cari hesaplarına ve açtırdığı katılım hesaplarına para yatırma işlemlerinin FETÖ/PDY terör örgütü elebaşının talimatı uyarınca yaptığını somut olarak ortaya koyacak bir tespit bulunmamaktadır.
Ayrıca davacının OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuruda Haziran 2014 tarihinde Bank.......'dan 80.000,00-TL konut kredisi çekmesini Banka sermayesini azalttığından bahisle lehine bir durum olarak değerlendirilmesini talep etmiş ise de, anılan Bankanın kredi vererek kar elde ettiği dikkate alındığında, davacının anılan Bankadan kredi kullanmasının Bankaya finansal katkı sağlayıcı bir işlem olmakla birlikte davacının anılan Bankadaki tüm işlemleri birlikte değerlendirildiğinde söz konusu işlemin örgütün talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiğine dair somut bir tespite ulaşılamamıştır.
Buna karşılık dosyada bulunan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Veri Sorgulama Sisteminde Bank....... hesap bilgilerine ait belgeden; davacının Bank .......'da 85 adet katılım, 11 adet cari hesabının olduğu görülmüş olup söz konusu hesapların fazlalığı dikkat çekici bulunmuştur.
b) İdari Soruşturma Bilgileri: Davacı hakkında davalı idare tarafından 15/07/2016 tarihli darbe girişiminin hemen ardından 26/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütüyle ilişkisi bağlamında idari soruşturma başlatıldığı ve hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandığı anlaşılmaktadır.
c) HTS Kayıtları: Davacı hakkındaki İddianamede, davacının kullandığı GSM hattı üzerinde yapılan HTS analizinde; davacının haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan ceza soruşturması bulunan çok sayıda kişiyle irtibatının tespit edildiği, irtibat sayısının çokluğunun hayatın olağan akışına aykırı uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı görülmektedir.
ç) ....... Medya Dağıtım A.Ş.'ye Ödeme Bilgisi: Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgilere göre davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen....... Medya Dağıtım A.Ş.'ye (08/01/2014-14/01/2016 tarihleri arasında toplam 2.327,00-TL tutarında) ödeme bilgisinin olduğu görülmektedir. Davacı tarafından söz konusu ödemenin dershanelerde çalışırken kaynak olarak yararlandığı ....... Dershanesine ait yayınların bedeli ve deneme sınavı ekleri nedeniyle ....... Gazetesine yapılan ödemeler olduğu beyan edilmektedir.
d)....... Derneği'ne Para Gönderme Bilgisi : Hazine ve Maliye Bakanlığından ve İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığından edinilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan....... Derneği'ne 20/06/2015 tarihinde 200,00-TL tutarında para gönderdiğinin, 11/07/2014-23/07/2014 tarihleri arasında ise sms ile para gönderme bilgisinin olduğu anlaşılmaktadır.
e) ....... Dergisi'ne Abonelik Konusu : Davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/67 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında; aynı konuda yapılan bir ceza soruşturmasında (........) adlı şahsın evinde yapılan aramada FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ....... Dergisi'ne (Tunceli'de) abone olan şahısların listesinin ele geçirildiği, listede davacının ismi de yer almakla birlikte Ağır Ceza Mahkemesince isim benzerliği ihtimali nedeniyle söz konusu iddianın şüphede kaldığı sonucuna ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Buna karşılık, davacının Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığındaki 08/02/2018 tarihli sorgusunda;"(........) isimli şahsı tanımadığını, ....... Dergisine aboneliğinin olmadığını, kendi bilgisi dışında ....... Dergisine abone yapılmış olabileceğini" beyan ettiği görülmüş olup, bir şahsın bilgisi dışında bir dergiye abone edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması ayrıca yukarıda belirtildiği üzere davacının ....... Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin olması birlikte ele alındığında davacının söz konusu dergiye abone olmadığına dair beyanının inandırıcılıktan uzak olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
f) ....... Gazetesi'ne Abonelik Bilgisi: Davacının Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığındaki 08/02/2018 tarihli sorgusunda; ....... Dershanesinde çalıştığı dönemde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ....... Gazetesi'ne abone olduğunu beyan ettiği ve anılan Gazete'ye sınavlara hazırlık denemelerini temin etmek amacıyla abone olduğunu öne sürdüğü görülmektedir.
g) Yurtta Kalma Bilgisi: Davacının OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuruda; 1992 - 1998 yılları arasında ....... Üniversitesinde (Fizik Öğretmenliği Bölümü) okurken 6 yıl boyunca FETÖ/PDY terör örgütüne ait öğrenci yurdunda kaldığını, mezun olunca kendisinden FETÖ/PDY'nin kendisinden yurt dışında (okullarında) çalışmasını istediğini, kendisini bekleyen annesinin yanına dönmek isteğiyle bu görevi kabul etmediğini, bu durumun FETÖ/PDY tarafından "emre itaatsizlik" sayıldığını ve Türkiye'deki hiç bir kurumlarında kendisini çalıştırmadıklarını, kendisinin de memleketine dönüp özel sektörde (Dershanelerde) çalıştığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
ğ) Sohbet Toplantılarına Davet Edilme Bilgisi: Davacının 02/08/2017 tarihinde OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuruda; üniversiteyi bitirip FETÖ/PDY'nin yurt dışı kurumlarında çalışma teklifini reddettikten sonra cemaate (FETÖ/PDY) küstüğünü, Elazığ’da 2 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır'a dönerek özel sektörde 6 ayrı dershanede çalıştığını, bu süreçte zaman zaman cemaatten (FETÖ/PDY) kendisini sohbetlere çağıran arkadaşları olduğunu ancak kendisinin hepsini reddettiğini beyan etmiş olup, kendi beyanına göre FETÖ/PDY'nin yurt dışı görevlendirmesini kabul etmeyerek emre itaatsizlik ettiği gerekçesiyle örgütten dışlanan ve örgütün dershanelerinde çalıştırılmayan davacının örgütün gizlilik içinde yürüttüğü sohbet toplantılarına çağrılması örgütle ilişkisinin sona ermediğini gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
h) Davacının Diğer Beyan ve Savunmaları: Davacının OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuruda 2012 yılında ....... Üniversitesi ....... Meslek Yüksek Okulunda kamu görevine giriş sürecine ilişkin açıklama yapma gereği duyduğu, açıklamasında anılan Yüksek Okulda fizik hocasına ihtiyaç olmadığı halde belli bir kişi için kadro açıldığını, buna rağmen söz konusu kadroya ilgili kişinin değil kendisinin alındığını beyan ettiği görülmüş olup, davacının anılan kadroya herhangi bir grubun referansı olmadan girdiğini açıklamaya matuf açıklamasının kendi içinde tutarlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Yine anılan başvuruda davacı tarafından; fakirlikten gelip 4 adet taşınmaz edindiği, bu durumun örgüte maddi destek vermediğini gösterdiği, eğer örgüte destek verseydi hala kirada oturuyor olacağı, pek çok örgüt mensubunun kendilerine ait evlerinin bulunmadığı şeklinde beyanda bulunulmuş olup, 1998 yılında örgütten dışlandığını ve örgüte küstüğünü beyan eden davacının örgüte ve örgüt mensuplarının durumuna dair verdiği bilgilerin örgütle ilişkisini kestiğine dair beyanıyla örtüşmediği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının aleyhine değerlendirilmeyen Bank....... hesap bilgileri dışındaki delil ve tespitler ile davacının savunma ve beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu anlaşılmış olup 1998 yılı itibariyle FETÖ/PDY terör örgütünün yurt dışı yapılanmasında görevlendirilmek istenmesi seviyesindeki ilişkisini kestiğine dair beyanının gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
(C) Kamu Görevinden Çıkarma Suretiyle Yapılan Müdahalenin Anayasa ve Uluslararası Hukuk Sınırlarında Kalıp Kalmadığı:
FETÖ/PDY ile üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak veya irtibatı bulunanların kamu görevinden çıkarılması işlemi; Anayasa düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunmasını ülkemizde yaşanan darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılmasını ve benzeri bir müdahalenin yeniden yaşanmaması amacıyla ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan KHK'lar ile tesis edilmiş ve OHAL ilanını gerektiren şartların bertaraf edilmesi amacına matuf olduğundan, bu işlemin Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlıklı 15.maddesi, AİHS'nin 15.maddesi ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin (MSHUS) 4.maddesi hükümleri kapsamında ele alınması gerekmektedir.
Anayasa ve AİHS'nin 15.maddeleri ile MSHUS'nin 4.maddesinin, devletin varlığını, birliğini ve milli güvenliğini tehdit eden bir yapılanmanın tespiti halinde temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulabilmesine imkan tanıdığı açıktır. Gerek söz konusu kuralların değerlendirilmesinden gerekse Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarından temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulması şeklinde tezahür eden müdahalenin; durumun gerektirdiği ölçüde olması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemesi ve çekirdek olarak adlandırılan temel haklara dokunmaması şeklinde bireyler bakımından üç güvence getirdiği anlaşılmakta olup, davaya konu kamu görevinden çıkarılma işleminin de bu güvenceler açısından tetkiki zorunludur.
1-Ölçülülük ilkesi: Olağanüstü hali gerektiren terör saldırılarının büyük ölçüde kamu gücü kullanan ve kamu görevlisi statüsüne sahip kişilerce gerçekleştirilmesi ve organize edilmesi nedeniyle, FETÖ/PDY'ye karşı alınacak tedbirleri engelleme şüphesi bulunanların bir an önce kamu görevinden çıkarılmasının zorunlu olduğu, zira terör örgütleri ile KHK'da belirtilen çerçevede bir ilişkisi tespit edildiği halde kamu gücü kullanması engellenmeyen kamu görevlilerinin devlet adına diğer vatandaşlar üzerinde etkili işlem tesis etmeye devam etmelerinin getireceği olumsuzluklar yanında terör örgütü ile kurulmuş olan bir ilişkinin örgütle yapılacak mücadeleyi zayıflatacağı kuşkusuzdur. Bu durumda anayasal düzene yönelik gerçek ve yakın tehlikenin büyük ölçüde kamu görevlileri eliyle ortaya çıktığı dikkate alındığında kamu görevinden çıkarılma dışında alınacak bir tedbirin söz konusu tehlikeyi bertaraf etmesini mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Anayasaya sadakat ödevi mevzuatta açıkça düzenlendiğine ve davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin KHK'da, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılacağı hükmüne yer verildiğine göre, kamu görevinden çıkarılma şeklinde tezahür eden müdahalenin yasal dayanağının mevcut olduğu, idarenin; gerek kamu güvenliğinin korunması gerekse de Devlete sadakat yükümlülüğünün sağlanması amacıyla hareket ettiği hususu dikkate alındığında, kamu görevinden çıkarılma tedbirinin ölçülü, güdülen amacın gerçekleşmesi için elverişli ve zorunlu olduğu, netice itibariyle bu müdahalenin ulaşılacak meşru amaç kapsamındaki kamu yararı ile dengelendiği sonucuna varılmıştır.
2-Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyma: Anayasa Mahkemesi, bu yükümlülükleri milletlerarası hukukun genel ilkeleri ve Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerden doğan yükümlülükleri de kapsayacak biçimde yorumlamakta (AYM, Aydın Yavuz ve diğerleri, §198-199), temel hak ve hürriyetlerin durdurulması yahut bunlar için öngörülen güvencelere aykırı tedbirler getirilmesinde OHAL ilanı sonucunda başvurulan tedbirin, durumun gerektirdiği ölçüde olması halinde uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmiş sayılmayacağını belirtmektedir (10/01/1991 tarihli ve E:1990/25, K:1991/1 sayılı karar). Gerek OHAL ilanı hakkında 21 Temmuz 2016 itibariyle AİHS’nin 15’inci ve MSHUS’nin 4. maddeleri kapsamında Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine derogasyon (askıya alma/yükümlülük azaltma) bildirimi yapılmış olması, gerekse davaya konu kamu görevinden çıkarma işleminde ölçülülük ilkesine aykırılık bulunmaması nedeniyle milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
3-Çekirdek haklara müdahale edilmemesi: Bu ilke, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile korunan bazı hakların OHAL zamanında dahi askıya alınmasının veya durdurulmasının mümkün olmadığını ifade etmektedir. Anayasa’nın 15. maddesi yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, din, vicdan, düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanamama ve bunlardan dolayı kınanamama, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesi ve masumiyet karinesi biçiminde beş hakkın askıya alınmasını yasaklamıştır. AİHS’nin 15. maddesi ve MSHUS’nin 4. maddeleri dikkate alındığında, Anayasa’nın 15. maddesinde yer verilen haklara ek olarak, kölelik ve kulluk yasağı, borç yüzünden hapsedilme yasağı, hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkı, din ve vicdan özgürlüğü ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din veya toplumsal köken temelinde ayrımcılık yasağının da askıya alınamaz haklar arasında olduğu görülmektedir. Davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılma işleminde dokunulması yasak olan haklara herhangi bir müdahalenin bulunmaması nedeniyle çekirdek alana dokunma yasağının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 25/12/2019 günlü ve E:2018/3810, K:2019/4293 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45/4. maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan Mahkeme safhasına ait yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan Mahkeme safhasına ait yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
4- İstinaf safhasında davalı idare tarafından yapılan yargılama gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.700,00-TL vekalet ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra davalı idareye resen iadesine,
2577 sayılı Yasa'nın değişik 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 03/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)