(4706 S. K. m. 5) (2577 S. K. m. 11)
İstemin Özeti: Hazinenin mülkiyetinde bulunan taşınmazın satışından elde edilen gelirden davacıya aktarılan, ancak satış işleminin iptal edildiğinden bahisle geri istenilen payın tahsili için düzenlenen ödeme emrinin, adına tescilli taşınmazlara haciz konulması işleminin ve ödeme emri ile haciz işleminin geri alınmasına ait başvurunun cevap verilmeyerek reddi işleminin iptali istemiyle açılan davada, haciz işleminin ve davacının başvurusunun cevap verilmeyerek reddi işleminin haczin geri alınması istemine ilişkin kısmının iptali, ödeme emri ile ödeme emrinin geri alınması başvurusunun cevap verilmeyerek reddi işlemin iptali isteminin ise süre aşımı nedeniyle reddi yoluna Edirne İdare Mahkemesince verilen 28/9/2016 tarih ve E:2016/360, K:2016/1067 sayılı kararın, dava konusu işlemin iptaline ait bölümünün, amme alacağının sözleşmeden, haksız iktisaptan veya haksız fiilden kaynaklanmadığı, davacıya 4706 sayılı Kanun gereğince aktarılan payının satış işleminin iptal edilmesi nedeniyle geri istenilmesinden kaynaklandığı, iade edilmeyen kamu parasının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili için işlem başlatıldığı, dava konusu haciz işleminin hukuka uygun olduğu iddialarıyla istinaf yoluyla incelenmesi ve kaldırılıp, dava hakkında yeniden karar verilmesi davalı idare tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava, Kırklareli İli ...... Beldesinde Hazinenin mülkiyetinde bulunan taşınmazın satışından elde edilen gelirden, 4706 sayılı Kanunun 5. maddesinin beşinci fıkrası gereğince davacıya aktarılan %30'luk payın, bu satış işleminin yaklaşık iki yıl sonra ve alıcının talebinin satış bedelinin faizsiz olarak iade edilmesi şartıyla kabul eden davalı idare tarafından iptal edilmesi nedeniyle geri istenilmesine karşılık ödenmediğinden bahisle, 689.182,93-TL'nın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince tahsili için düzenlenen 02/04/2014 tarih ve …… sayılı ödeme emri ile davacı Belediyenin taşınmazlarına uygulanan 11/11/2014 tarih ve 2083 sayılı haciz işleminin, ödeme emrinin ile haciz işleminin kaldırılmasına ilişkin 18.11.2015 tarihli başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Edirne İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın 4706 sayılı Kanun gereğince davacının hesabına aktarılan payların, Hazineye ait taşınmazların satışının idare tarafından iptal edilmesi sebebiyle davalıya iadesi istenilmesinden kaynaklandığı, ancak söz konusu alacağın 6183 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan kamu alacaklarından olmadığı gerekçesiyle dava konusu haciz işleminin ve bu işlemin kaldırılmasına ait başvurunun cevap verilmeyerek reddi işlemin iptaline, davanın, ödeme emri ile ödeme emrinin kaldırılması için yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddi işleminin iptali istemine ait kısmının ise, ödeme emrinin tebliğini izleyen günden itibaren yedi günlük özel dava açma süresinin sona erdiği 14/4/2014 tarihine kadar dava açılması veya 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca itirazda bulunulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra yapılan başvurunun reddi üzerine 10/2/2016 tarihinde açıldığı için süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararın dava konusu haciz işleminin iptaline ilişkin kısmının istinaf kanun yoluyla incelenip, kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi davalı idare tarafından istenilmektedir.
4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesinin beşinci fıkrasında, belediye ve mücavir alan sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satış bedellerinin tahsil edilen kısmından öncelikle yerinde muhafaza edilemeyen yapıların tasfiyesinde kullanılmak şartıyla %10'unun ilgili belediyelerin 775 sayılı Kanun hükümlerine göre oluşturulan fon hesabına aktarılması, kalan kısmından ise ilgili belediyeye %30, varsa büyükşehir belediyesine %10 oranında pay verilmesi öngörülmekte olup, bu payın yersiz ödendiği hallerde geri alınmasına ait bir kurala yer verilmemiştir.
Uyuşmazlık, davacıya ödenmiş payın yersiz olup, olmadığından, yani satış işleminin hukuka aykırılığından veya ödenen pay tutarının hatalı belirlendiğinden kaynaklanmadığı gibi, Hazine taşınmazının satışı, satıştan yaklaşık iki yıl sonra ve alıcısının isteğinin, yalnızca satış bedelinin faizsiz olarak iadesi şartıyla ve Belediye payı alıcıdan istenilmeden kabul görmesi üzerine davalı idare tarafından iptal edilmiş olup, satışın iptalinde davalı Belediyenin kusurunun olduğu yolunda bir iddia ve çekişme de yoktur. Bu haliyle davalı idare, satışı sonradan iptal edilen Hazine taşınmazının bedelinden davacının pay almasının dayanağının kalmadığından bahisle, yoksun kaldığı bu tutar kadar davacının nedensiz zenginleştiğini öne sürerek, kamu zararı olarak tanımladığı bu tutarın tazminini, 6183 sayılı Kanunun tanıdığı ayrıcalıklı tahsil yollarını kullanarak sağlamak istemektedir. Dolayısıyla ancak genel hükümlere göre geri alınabilecek bu tutarın, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde açıklandığı üzere, 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili olanaklı değildir.
Nitekim 3533 sayılı "Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediyeye veya Hususi Dairelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, "Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar bu Kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilirler." denilmektedir.
Dolayısıyla davalı idare tarafından, hakem sıfatıyla yetkili hukuk mahkemesinde alacak davası açılması yoluyla veya genel hükümlere göre sorumlusundan istenilebilecek olan bu tutarın, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre haciz yoluyla davacı Belediyeden takip ve tahsiline ait işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 01.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)