(2709 S. K. m. 2, 35, 46) (2577 S. K. m. 54, Geç. m. 8) (2942 S. K. m. 3, Geç. m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul-Başakşehir, …, 18 Pafta, 270, 271, 272 ve 273 sayılı taşınmazların …. Köyü parkı alanında kalması nedeniyle davalı idarelerce tasarruf hakkının kısıtlandığı belirtilerek, söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı iddiasıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedeline ilişkin şimdilik 6.000,00.TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; 2577 sayılı Yasa'nın 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, karar veren İstanbul 9. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 27/01/2016 günlü ve E:2014/549, K:2016/184 sayılı kararının; davacılar tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz edilerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İtiraz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul-Başakşehir, A1, 18 Pafta, 270, 271, 272 ve 273 sayılı taşınmazların …. Köyü parkı alanında kalması nedeniyle davalı idarelerce tasarruf hakkının kısıtlandığı belirtilerek, söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı iddiasıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedeline ilişkin şimdilik 6.000,00.TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. maddesinde yer alan, "... Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır..." hükmü yer almasına karşın, dava konusu uyuşmazlıkta; öngörülen uzlaşma yoluna gitmek üzere ilgili idareye başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşıldığından, iş bu davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır gerekçesiyle 2577 sayılı Yasa'nın 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine kararı verilmiştir.
Davacılar tarafından kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz edilerek bozulması istenilmektedir.
Mahkemece hükme esas alınan Kanunun Geçici 6. maddesi 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanunla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bu madde 1983 öncesi dönemde kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak tazminat davalarında izlenecek usulü belirlemektedir. Nitekim 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunla Geçici 6. maddenin 1983 sonrasındaki dava ve taleplere de uygulanması olanağı getirilmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi, 01.11.2012 tarihli ve E:2010/83, K:2012/169 sayılı kararı ile sözü edilen 6111 sayılı Kanunun tamamını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme bu iptal kararında: "Geçmişe yönelik bazı mağduriyetlerin giderilmesi amacı ile çıkarılan ve istisnai nitelik taşıyan Geçici 6. maddedeki malik aleyhine hükümlerin geleceğe yönelik olarak uygulanması halinde kamulaştırma için Anayasa ve Kanun'da öngörülen bütün güvenceler etkisiz kalabilecektir... Böylece idareler kamulaştırma yapmak yerine, hukuka aykırı olarak el atmak sureti ile taşınmazları elde edebileceklerdir. Böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik de ortadan kalkacaktır. Bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamaları teşvik etmesi kabul edilemez, açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2, 35, 46. Maddelerine aykırıdır.” şeklindeki gerekçesi ile Geçici 6. maddenin istisnai bir düzenleme olduğunu ve sadece 1983 öncesi dönemde yapılan haksız müdahaleler nedeni ile açılacak dava ve taleplerde uygulanabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu iptal kararı üzerine 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21. maddesi ile Geçici 6. madde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile imar planlarında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için de düzenleme getirilmiştir. Geçici 6. maddenin 10. fıkrasına "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmü eklenmiş ise de, bu fıkra Geçici 6. madde içinde yer aldığından, maddenin başında belirtilen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihleri arasında imar planında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için getirilmiş bir düzenleme olduğundan 1983 sonrası için uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin son fıkrasında, idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamayacağı; 8. maddesinde, idarelerin, yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, uzlaşma sağlanamazsa kıymet takdiri ve devamındaki diğer işlemlerin yapılacağı; 10. maddesinde de, kamulaştırmanın satın alma usulüyle yapılamaması halinde idarenin asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıya alınan hükümlere göre, kamulaştırma işlemlerinden önce idarenin bütçesine yeterli ödeneğin konulması, satın alma usulünün denenmesi gibi yasal kuralların işletilebilmesi, ayrıca taşınmazın trampa edilebilmesi gibi seçeneklerin kullanabilmesine olanak sağlanması ve dava ekonomisi de göz önüne alındığında imar planlarında kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar üzerindeki mülkiyet kısıtlamalarından bahisle tazminat davası açılmadan önce ilgililerin idari makamlara başvurması gerekli ise de, ilgililer mülkiyet haklarının kısıtlılığından bahisle daha önce yetkili idareye başvurmuş ve herhangi bir sebeple söz konusu mülkiyet hakları üzerindeki kısıtlılık hali giderilmemiş ise ya da adli yargıda açtıkları tazminat davasının görev yönünden reddi üzerine tazminat davası açabilecekleri kuşkusuzdur.
Bu durumda, İdare Mahkemesince işin esasının incelenmesi gerekirken, yukarıda özetlenen gerekçeye davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulü ile İstanbul 9. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 27/01/2016 günlü ve E:2014/549, K:2016/184 sayılı kararının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8.maddesi uyarınca 20.07.2016 tarihinden önce idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar yönünden halen uygulanabilir olan 45.maddesi 4.fıkrasında yer alan ek cümle hükmü uyarınca davanın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, mahkemece esas hakkında verilecek kararla birlikte itiraz yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, bu kararın tebliğini takip eden günden itibaren onbeş (15) gün içinde Dairemiz nezdinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)