(213 S. K. m. 72, 75, 113, 135)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 24.11.2015 tarihinde takdire sevk edilmesi üzerine düzenlenen 16.02.2016 tarih ve 2016-A-3968/11 sayılı vergi tekniği raporu dikkate alınarak 11.04.2016 tarih ve 5366 sayılı Takdir Komisyonu Kararına istinaden 2010/11 dönemine ilişkin olarak davacı adına re'sen salınan tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı açılan davayı; firmanın 2008 yılından başlayarak sıkıntı içine girdiği yönündeki muhasebecisinin beyanlarını teyit eder mahiyette 2008 yılı sonuna kadar makul matrahlarla düzenli olarak ödenecek katma değer vergisi beyan edildiği halde 2009/3 döneminden başlayarak matrahların hızla yükselmesiyle birlikte ödenecek katma değer vergisinin çıkmaması veya çok cüz'i çıkması, vergi borçlarının ödenmemesi, 2009, 2010, 2011 dönemi defterlerinin tasdikinin bulunmaması, 01.07.2009 tarihinden itibaren firmanın işyeri adresinde başka bir mükellefin faaliyet gösteriyor olması, söz konusu tarihte işyerini terk eden mükellefin başka bir adreste faaliyette bulunduğuna dair tespit ve bilgi de olmamasına rağmen yüksek miktarda mal satışları yapması, işçi sayısının iki katına çıkması fakat bu iş hacmi artışına dair hiçbir verinin bulunmaması, 2008 yılında mal aldığını bildirdiği firmaların tamamı hakkında sahte belge düzenleyicisi oldukları yönünde düzenlenmiş vergi tekniği raporları bulunması anılan firmanın 2008 yılından itibaren gerçek yönüyle faaliyette bulunmadığını gösterdiğinden davacının 2010 yılında bu firmadan aldığı faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı, sahte belge olduğu sonucuna varıldığından indirim konusu katma değer vergilerinin reddi suretiyle yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 3.Vergi Mahkemesi'nin 27/02/2017 gün ve E: 2016/1058, K: 2017/272 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Davacı adına takdir komisyonu kararı ve vergi tekniği raporu dikkate alınarak, 2010 yılı içinde alış belgelerinden dolayı yararlandığı katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davanın, Vergi Mahkemesince reddine karar verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113'üncü maddesinde zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış; zamanaşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 114'üncü maddesinde ise, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zamanaşımının, mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı hükmü yer almıştır.
Takdir komisyonlarının yetkileri 213 sayılı Kanunun 75'inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde uyarınca, 72'nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonları, 74'üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisini haizdir.
213 sayılı Kanunda, hakkında re'sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135'inci maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, incelemeye sevk halinde, incelemede geçen sürenin zamanaşımını durduracağına ilişkin bir hükme yer verilmemiş olmasına rağmen takdir komisyonuna sevk halinde zamanaşımının duracağı hükme bağlanmıştır. Bu farklılıktan maksat, tarhiyata yetkili vergi dairesinden kısmen de olsa bağımsız olarak kurulan takdir komisyonunda geçen süre içerisinde ya da karara karşı vergi dairesi tarafından dava açılması gibi nedenlerle vergi borcunun tarh zamanaşımına uğrayarak ortadan kalkmasının önüne geçmektir.
Dolayısıyla; yukarıda anılan düzenlemelerin amacı ve birbirleriyle olan bağlantıları gözönüne alındığında; matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde zamanaşımının duracağına ilişkin düzenlemenin, yalnızca, incelemenin vergi dairesinden farklı kuruluş ve çalışma usullerine tabi olan takdir komisyonunca yapıldığı hallerde uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır.
İncelemenin 213 sayılı Kanunun 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından yapılması ve takdir komisyonunca; bunun dışında herhangi bir inceleme yapılmaksızın, bu yetkililerce düzenlenen rapor esas alınarak matrah belirlenmesi halinde ise, tarhiyatın, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içerisinde yapılması ve ilgilisine tebliğ edilmesi gerekmektedir. Takdire done olmak üzere Kanunun 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından inceleme yapılmasına ve düzenlenen inceleme raporlarının takdir komisyonunca done olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de; bu usulün, 114'üncü maddede düzenlenen, tarhiyatın vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde yapılmasını ve tebliğ edilmesini zorunlu kılan zamanaşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, idare hukukunda geçerli olan kanuni idare ilkesi ve hukuki güvenliğin korunması prensibine, dolayısıyla hukuka aykırı olacaktır.
Dosyasının incelenmesinden; düz cam toptan ticaretiyle uğraşan davacının 2010 takvim yılına ilişkin hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen 16.02.2016 tarihli 2016-A-3968/11 sayılı Vergi Tekniği Raporuyla, hakkında sahte ve yanıltıcı belge düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunan ….. Profil Metal Müh. İnş. Taah. Ltd. Şti. ile ….. Medikal Has. Don. Sağ. İnş. Mob. San. Tic. Ltd. Şti'nden aldığı faturaları yasal defterlerine ve ilgili dönem beyanlarına dahil etmek suretiyle fatura muhteviyatı katma değer vergilerini haksız yere indirim konusu yaptığının tespiti üzerine, faturalar muhteviyatı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyanlarına göre bulunan matrah farkları üzerinden takdir komisyonu kararına istinaden (davacı mükellefin …. Medikal Has. Don. Sağ. İnş. Mob. San. Tic. Ltd. Şti'nden kullandığı faturaların tamamına; ….Profil Metal Müh. İnş. Taah. Ltd. Şti'nden kullandığı faturalardan ise 2010/07 dönemine ait KDV'ye düzeltme beyannamesi vererek indirim konusu olmaktan çıkardığını belirtir Ankara Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 02.05.2016 tarih ve 191423 sayılı yazısı da dikkate alınmak suretiyle) re'sen salınan 2010/11 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirkete fatura düzenleyen Ulus Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi ….. Profil Metal Müh. İnş. Taah. Ltd. Şti'nin 2007 ila 2012 yıllarına ilişkin faaliyetlerinin incelendiği 28.01.2013 tarih ve 2013-A-2211/4 sayılı vergi tekniği raporunda; 07.08.2002-30.06.2009 tarihleri arasında Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü, 01.07.2009-31.05.2012 tarihleri arasında Ulus Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olarak faaliyet gösterdiği, mükellefiyetinin 31.05.2012 tarihinde re’sen terk edilmiş olması nedeniyle şirket müdürü …….'ın bilinen adresi olan mernis kayıtlarındaki adresine 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 hesap dönemleri yasal defter ve belgelerini incelemeye ibrazı için gönderilen yazının babasına tebliğ edildiği, 15 günlük sürede defter ve belgeler ibraz edilmediğinden incelemelerin vergi dairesinde bulunan tarh dosyası ile vedos sistemi üzerinden elde edilen bilgilerden faydalanılarak yapıldığı, şirketin 07.08.2002 tarihinde ……Sitesi B Blok No: 13 …. adresinde …… Profil...Ltd. Şti. ünvanı ile demir kapı, pencere ve bunların kasalarının imalatı ve ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği, 2 ortaklı olarak kurulan şirkette 14.05.2003 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilen hisse devri, ünvan ve adres değişiklikleri sonrasında 09.05.2003 tarihi itibariyle …..’ın %25, …….’un %25 hisse, …..’ın % 50 hisseli ortağı olduğu, şirket adresinin ….. Sanayi Sitesi 609. Sok. No: 52 A2 olarak değiştiği, şirket ortağı ve müdürü …..’ın iki ayrı şirkette daha ortaklığının bulunduğu ve bu şirketlerden biri hakkında sahte belge düzenleyicisi olduğu yönünde olumsuz tespitler yapıldığı, mükellef kurumun 2007-2012 hesap dönemleri arasında sermaye artırımında bulunmadığı, ödenmiş sermaye tutarının 5.000,00 TL olduğu, 2007-2008-2009 envanter ve yevmiye defterleri tasdikli olup, 2010-2011-2012 hesap dönemi yasal defterlerinin tasdikinin olmadığı, 2011 yılına kadar kurumlar vergisi, 2011/4-6 dönemine kadar kurum geçici vergisi, 2012/4-6 dönemine kadar muhtasar beyannamelerini, 2012/05 dönemine kadar (2007/12, 2012/2 ve 4 hariç) katma değer vergisi beyannamelerini verdiği, 22.05.2009 tarihli yoklamada adresin boş ve kapalı durumda olduğu, muhtasar bildirim özetlerinde 2007 yılında 1 ila 5, 2008 yılında 3, 2009 yılında 2 ila 9, 2010 yılında 7 ila 15, 2011 yılında 4 ila 8, 2012 yılında 4 adet işçi çalıştığını beyan etmesine rağmen işyeri olarak belirtiği adreste VEDOS sistemi üzerinden yapılan araştırmada 01.07.2009 tarihinden itibaren başka bir mükellefin faaliyette bulunduğunun görüldüğü, 01.07.2009 tarihinden sonra çalıştırılan işçi sayısının iki katına çıktığı fakat bu dönemde sermaye tutarı, işyeri veya ekipman hacminde bir artışın görülmediği, katma değer vergisi beyanlarına göre 2007 yılında 183.285,42-TL, 2008 yılında 1.193.761,20-TL, 2009 yılında 4.349.542,09-TL, 2010 yılında 2.965.611,52-TL, 2011 yılında 2.816.784,30-TL, 2012 yılında 261.475.000,00-TL katma değer vergisi matrahı beyan edildiği,453.757,09- TL vadesi geçmiş vergi borcu bulunduğu,14.10.2011 ve 06.03.2012 tarihlerinde yapılan yoklamalarda işyeri adresinde başka bir mükellefin faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, Ba-Bs bildirimlerinde fark ve tutarsızlıklar olduğu, 2008 ila 2012 hesap dönemleri form Bs bildirimleri ile ilgili dönem KDV kümülatif matrah tutarları arasında büyük fark ve tutarsızlıklar olduğu, 2008 hesap döneminde mal aldığını bildirdiği firmaların tamamı hakkında sahte belge düzenleyicisi oldukları yönünde vergi tekniği raporu bulunduğu, 2008 hesap döneminde 22 belge karşılığında 446.426.00-TL mal satışının beyan edildiği, aynı dönem kdv matrahları kümülatif tutarının ise 1.193.761,20-TL olduğu, mükellefin KDV beyanları ile Bs beyanları arasında 747.335,00-TL -TL lik fark bulunduğu, 2009 yılında 1 belge karşılığı 24.542-TL lik mal alımı olmasına karşın aynı dönemde 119 belge karşılığında 2.794.585-TL lik mal satışı olduğu, 2010 hesap döneminde mal alındığına ilişkin form Ba bildirimi verilmemesine rağmen 2010 form Bs bildirimlerine göre 24 belge karşılığında 330.450,00-TL mal satışının beyan edildiği, aynı dönem kdv matrahları kümülatif tutarının ise 2.965.611,52-TL olduğu, mükellefin KDV beyanları ile Bs beyanları arasında 2.635.161,52-TL lik fark bulunduğu, 2011 hesap döneminde 8 belge karşılığında 1.940.472,00-TL mal satışı yapıldığının beyan edildiği 2011 hesap dönemi kdv matrahları kümülatif tutarının ise 2.816.784,30-TL olduğu, 2012 yılında 3 belge karşılığında 261.475,00-TL mal satışı yapıldığının beyan edildiği, 2012 hesap dönemi kdv matrahları kümülatif tutarının da 261.475,00-TL olduğu, ancak mükelleften mal aldığını beyan eden firmaların söz konusu dönemde 18 belge karşılığında 684.333,00-TL lik mal aldıklarını beyan ettikleri, dolayısıyla mükellefin Form Bs beyanları ile karşı firmaların Form Ba beyanları tutmadığı, mükellefin 2007-2008 yıllarında muhasebeciliğini yapan Levent Orhan'ın firmanın söz konusu yıllarda düzenli bir firma olduğu, 4 civarında işçinin faal çalıştığı, 2008 yılı başından itibaren firmada bazı sıkıntılar görülmeye başlaması üzerine 2008 yılı Temmuz ayında işi bıraktığını beyan ettiği, 2009 ila 2012 yıllarındaki muhasebecisinin ise mükellefin bildirdiği işçilerin bizzat çalışıp çalışmadıklarını bilmediği, evraklarının düzenli geldiği ve ücretlerini düzenli ödediklerini beyan ettiği, kuruma ait herhangi bir araç bilgisine rastlanılmadığı, 2007 ila 2012 yıllarında mal alımı bildirilen şirketlerin tamamına yakını hakkında sahte fatura düzenleme fiili nedeniyle vergi tekniği raporu ya da olumsuz tespitler bulunduğu, yüksek tutarlarda satışı bulunan ve işçi çalıştıran mükellefin aracının olmamasının ticari ve teknik icaplara uygun düşmediği, mükellefin düzenlediği belgelerin sahte olduğunun ilk bakışta anlaşılmasını engellemek için birtakım mal alışları yaptığı ve yine aynı gayeyle 6111 sayılı Kanun kapsamında 2006 ila 2009 yılları için katma değer vergisi matrah artırımında bulunduğu belirtilerek 01.01.2008 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu saptamalarının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, takdir komisyonlarınca mükelleflerin dönem matrahlarının takdirinde her türlü araştırma, inceleme yapmaları, idarece veya denetim elemanlarınca düzenlenen raporları dayanak almaları mümkün ise de, olayda, incelemenin takdir komisyonunca değil, zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi müfettişince yapılmış olması ile indirimin reddi konusunda takdir komisyonunca alınmış bir kararın da bulunmaması karşısında, yukarıda da açıklandığı üzere, takdire sevk ile zamanaşımının durduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, vergiyi doğuran olayın 2010 yılına ilişkin olması ve tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin tarh zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2015 tarihi geçirildikten sonra 05/05/2016 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle, uyuşmazlık konusu vergiler tarh zamanaşımına uğramış bulunmaktadır. Dolayısıyla, zamanaşımına uğramak suretiyle ortadan kalkan vergilerin re'sen tarhında ve bu vergilere bağlı olarak ceza kesilmesinde hukuka uyarlık yoktur.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin kabulü ile Ankara 3. Vergi Mahkemesi'nin 27/02/2017 gün ve E:2016/1058, K:2017/272 sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4. maddesi uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne ve dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan ve davacıdan tahsil edilen tutardan karşılanan toplam 217,30-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekiline takdir olunan 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)