(682 S. KHK. Geç. m. 1) (Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü m. 5, 15)
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ikinci İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 5/A maddesinin 11.fıkrasi uyarınca ve bir alt cezanın tatbiki suretiyle "kınama" cezasıyla cezalandırılmasına dair İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, "Olayda, davacının devriye nöbeti tuttuğu esnada silahım tutmayıp telefonla oynar vaziyette olduğunun iki polis memuru tarafından düzenlenen tutanakla tespit edildiği, davacı tarafından tutanağın gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini ortaya koyacak delil niteliğinde bilgi, belge sunulmadığı nöbetle duyarsız davranışlarda bulunduğunun tutanakla sabit olduğu, dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler irdelendiğinde, davacının nokta görevinde sohbet etmek, nokta önünde oturmak veya başkalarının oturmasına izin vermek, noktada mesleğe yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmak fiilini işlediğinin sabit olduğu bu sebeple bir alt ceza da uygulanmak suretiyle verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A maddesinin 11. Fıkrasında;” Nokta görevinde sohbet etmek, nokta önünde oturmak veya başkalarının oturmasına izin vermek, noktada mesleğe yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmak” fiilleri üç günlüğe kadar aylık kesimi cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı Tüzüğün 15. Maddesinde de “Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu olan, iyi veya çok iyi derecede performans değerlendirme puanı ile ödül veya başarı belgesi alan memurlara, işledikleri fiilin özelliği biçimi, işlendiği yer ve zaman göz önünde bulundurularak bu Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir hükmüne yer verilmiştir.
23.01.2017 tarih ve 29957 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1.maddesinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 Sayılı Kanun. 6413 Sayılı Kanun ve 3201 Sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken nokta görevinde sohbet ettiği nokta önünde oturduğu veya başkalarının oturmasına izin verdiği noktada mesleğe yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunduğu iddialarıyla hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 04.09.2015 tarih ve 9886 Sayılı soruşturma raporunda, davacının 03.08.2015 günü 19:00-20:00 saatleri arasında A-C devriye nöbeti tuttuğu esnada nöbet talimatlarına uymayarak, silahını tutmayıp telefonuyla oynar vaziyette olduğu ve nöbete karşı duyarlı olmadığı yönünde hakkında rapor tanzim edildiği davacının nöbet sırasında dışarıya karşı duyarsız olduğu ve nöbet talimatlarına aykırı hareket ettiği. nöbet görevinin Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ve Emniyet Teşkilatının tüm birimlerinde taşıdığı önem de dikkate alındığında davacının mazeretlerinin kabul edilebilir nitelikte olmadığı disiplin yönünden kusurlu davrandığı ve eyleminin "noktada mesleğe yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmak" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 18.02.2016 tarih ve 441 Sayılı kararıyla söz konusu soruşturma raporu ile getirilen teklif doğrultusunda, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 5/A-11 maddesi uyarınca ve bir alt cezanın tatbiki suretiyle "kınama" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumluluklar ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem. ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte. doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması, yapılacak soruşturmada varsa iddia sahipleri ile olayın açıklığa kavuşması için gerekli tanık ve davacının ifadelerinin alınması, lehe ve aleyhe olan tüm delillerin toplanarak olayın değerlendirilmesi ve ekleriyle birlikte soruşturma raporunun oluşturulması. usulüne uygun şekilde ve sürede yazılı savunma hakkı tanınması sonrasında disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye ver bırakmayacak şekilde ispatlanarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında disiplin soruşturması başlatılmasına neden olan 1.grup amir vekili ile sivil devriye memuru olan emniyet görevlileri tarafından tanzim olunan 02.08.2015 tarihli tutanakta: 03.08.2015 günü saat 19:40 sıralarında yapılan denetimde "davacının nöbet görevi esnasında silahını tutmayıp telefonuyla oynar vaziyette görüldüğünün belirtildiği, aynı olaya dair olarak 02.08.2015 günü saat 20:00'da nöbetçi büro amiri olan komiser yardımcısı tarafından, "davacının nöbet talimatlarına uygun şekilde nöbet tutmadığının tespit edildiği" yönünde idari tahkikata esas olmak üzere rapor tanzim edildiği, başlatılan idari tahkikat kapsamında davacının alınan ifadesinde, olay tarihinde Nöbetçi Büro Amirliği kadrosunda görev yaptığını tutanakta bahsedildiği gibi nöbetine duyarsız olmadığını, nöbetini nizami bir şekilde tuttuğunu ve telefonla oynamadığını beyan ettiği, buna karşın söz konusu soruşturma kapsamında bahsi geçen tutanakta imzası bulunan 1.grup amir vekili ile sivil devriye görevinde olan polis memurunun ve davacı hakkında rapor düzenleyen komiser yardımcısının ifadelerinin alınmadığı ayrıca davacının "hakkında tutanak düzenleyen polis memurlarını nöbet dağılımı konusunda haksızlık yaptıkları gerekçesiyle şikâyet ettiğini, bu durumun kendilerine iletilmesi üzerine tartışma yaşadıklarını, soruşturmaya konu tutanağın da bu olayın hemen akabinde düzenlendiğini" iddia etmesi sebebiyle soruşturma kapsamında davacı tarafından adı ve unvanları belirtilen emniyet görevlilerinin ifadelerine başvurulması ve bu ifadelerin yanı sıra isnat edilen fiilin sübuta erdiğini ispata elverişli nitelikteki tüm delillerin (görüntü kaydı, tanık beyanları vs.) toplanarak olayın bütün yönleriyle ele alınması gerekirken, tutanakta ismi-geçen emniyet görevlilerinin tanık sıfatıyla ifadeleri alınmadan hakkındaki iddiaların doğruluğundan hareketle davacının üzerine atılı fiili işlediği sonucuna varılarak disiplin cezası ile tecziyesi yoluna gidildiği görülmektedir.
Bu durumda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının nöbet tuttuğu noktada mesleğe yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunduğu yönündeki iddiaların sübuta erdiğinin hukuken kabul edilebilir nitelikte somut ve inandırıcı delilleriyle ortaya konulmadığı anlaşıldığından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 5/A maddesinin 1.fikrasi uyarınca ve bir alt cezanın tatbiki suretiyle "kınama" cezasıyla cezalandırılması yönünde tesis edilen davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle: davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesince24/10/2016 verilen tarih ve E:2016/853. K:2016/1407 Sayılı kararın kaldırılmasına, davaya konu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 342.70-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine kararın taraflara tebliği için dosyanı ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 03.07.2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)