(5434 S. K. m. 12, Ek m. 21, Geç. m. 170) (5802 S. K. m. 3) (926 S. K. m. 67, 68) (NEJDET ŞAHİN VE PERİHAN ŞAHİN - TÜRKİYE DAVASI) (S.S. BALIKLIÇEŞME BELDESİ TARIM KALKINMA KOOPERATİFİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, Eskişehir 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 06/06/2017 tarih ve E:2017/382, K:2017/626 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince dosya incelenerek gereği görüşüldü;
Dava; astsubay sınıf okulunu bitirdikten sonra astsubaylığa nasbedilen davacının, astsubay sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen öğrenim süresinin, fiili hizmet süresinden sayılmasına yönelik başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; astsubay sınıf okulu öğrencilerinin iştirakçiliğini ve adlarına emekli keseneği yatırılmasını zorunlu kılan 5434 sayılı Kanunun 12. maddesi ile Ek-21 ve Geçici 170.maddeleri uyarınca, astsubay sınıf okulunu bitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin bu okulda geçen başarılı öğrenim sürelerinin fiili hizmet süresinden sayılması için 18 yaşını bitirmiş olmaları şartının aranmaması gerektiği, bu itibarla, davacının astsubay sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen öğrenim süresinin, fiili hizmet süresinden sayılmamasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, 5434 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca, davacının astsubay sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen öğrenim süresinin fiili hizmet süresinden sayılmasına olanak bulunmadığı, aksi yöndeki Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Buna göre, uyuşmazlık; astsubay sınıf okullarını bitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin, bu okullarda 18 yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fiili hizmet sürelerinden sayılıp sayılmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözülebilmesi için, astsubay sınıf okulu öğrencilerinin 2168 sayılı Kanunla Emekli Sandığına ilk defa iştirakçiliklerinin sağlandığı 11.07.1978 tarihine kadar olan dönem içerisinde; 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek-21. maddesi ile bu maddenin getiriliş amacının ve aynı Kanunun 12. maddesinde astsubay sınıf okullarında askeri öğrenci olanların iştirakçiliklerine yönelik yapılan değişiklik ve gerekçeleri ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunda yapılan değişikliklerin ve gerekçelerinin, ilk defa 5802 sayılı Kanun ile getirilen astsubay statüsünün ve astsubay olma şartlarının incelenmesi gereklidir.
Astsubay statüsünün ve astsubay olma şartlarının ilk olarak düzenlendiği 05.07.1951 tarih ve 7852 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5802 sayılı Astsubay Kanunu’nun 3.maddesinde; “I-A) En az ortaokul, sanat enstitüsü ve eşidi okullarda eğitim süresi iki yıldan aşağı olmayan astsubay sınıf okullarından mezun olarak;
B) 18 yaşını tamamlamış olmak şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Daha sonra 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 67.maddesinde, muvazzaf astsubay kaynağının astsubay okulları olduğu hükme bağlanmış ve 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
"Muvazzaf astsubay olabilmek için en az ortaokul veya eşidi bir okulu bitirdikten sonra öğrenim süresi en az üç yıl olan astsubay okullarından birini bitirmek ve onsekiz yaşını tamamlamış olmak şarttır." düzenlemesi yer almakta iken, 14.08.1970 tarihli ve 13579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31.07.1970 tarihli ve 1323 sayılı Kanunun 2. maddesi ile söz konusu (a) bendi;
"Muvazzaf astsubay olabilmek için en az ortaokul veya eşidi bir okulu bitirdikten sonra öğrenim süresi en az üç yıl olan astsubay okullarından birini bitirmek ve onsekiz yaşını tamamlamış olmak şarttır. "Ancak, astsubay okullarından birini bitirdikleri tarihte onsekiz yaşını tamamlamamış olanlar Türk Medeni Kanunun 12nd maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla muvazzaf astsubay olabilirler." şeklinde değiştirilmiştir.
Bu değişikliğe ilişkin madde gerekçesinde; 18 yaşından küçük olanların astsubay okulunu bitirdikleri halde 18 yaşını dolduruncaya kadar astsubay nasbedilemedikleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik yapılmasını öngören tasarı ile, 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını tamamlamamış olanların kazai rüşt kararı aldıkları takdirde Devlet memurluğuna atanabileceklerinin belirtildiği ifade edilerek, 926 sayılı Kanunun 68.maddesinin (a) bendinde yapılacak olan değişiklikle de, astsubay okulunu bitirdikleri halde 18 yaşını tamamlamamış olanların kazai rüşt kararı almak kaydıyla muvazzaf astsubay olabilecekleri, dolayısıyla okulu bitirdikten sonra 18 yaşına kadar açıkta kalma gibi bir durumlarının olmayacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 14.07.1971 tarihli ve 13895 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1424 sayılı Kanunun 24. maddesi ile 926 sayılı Kanunun 67. maddesi değiştirilerek, astsubay okulları; astsubay hazırlama okulu ve astsubay sınıf okulu olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca, bu değişikliğe uygun olarak, 1424 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 926 sayılı Kanunun 68.maddesinin (a) bendi, bu kez;
”Muvazzaf astsubay olabilmek için en az ortaokul veya sanat okulu mezunu olup da 3 yıl süreli astsubay hazırlama okullarından veya lise, ticaret lisesi, kolej, sanat enstitüleri ve sağlık koleylerinde Silahlı kuvvetler ve kendi nam ve hesabına okuyarak mezun olduktan sonra astsubay sınıf okullarında tabi tutulacakları 1 yıllık mesleki öğrenim ve eğitimi başarı ile bitirmek ve 18 yaşını tamamlamış olmak şarttır. Ancak, bu öğrenim ve eğitim süresini bitirdikleri tarihte 18 yaşını tamamlamamış olanlar Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartı ile muvazzaf astsubay olabilirler." şeklinde değiştirilmiştir.
Görüleceği üzere, astsubay olmak için, 05.07.1951 yılından 10.08.1967 yılına kadar ortaokulun bitirilmesinden sonra öğrenim süresi 2 yıla kadar olan sınıf okulunu bitirmek ve 18 yaşını tamamlamış olmak gerekirken, 926 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte ortaokuldan sonraki öğrenim süresinin 3 yıla çıkarıldığı ve 18 yaşın bitirilmesi şartının muhafaza edildiği, ancak astsubay sınıf okulunu bitirdiği tarihte 18 yaşını tamamlamamış olanların 18 yaşını dolduruncaya kadar astsubay nasbedilmedikleri, bu durumda olanların 18 yaşına kadar açıkta kalmalarının önlenmesi için 14.08.1970 tarihinde yürürlüğe giren 1323 sayılı Kanun ile değişik 926 sayılı Kanunun 68/a maddesi ile, kazai rüşt kararı almak şartıyla muvazzaf astsubay olabilmelerine imkan tanındığı anlaşılmaktadır.
Personel kanunlarında yapılan bu değişiklik uyarınca 18 yaşından önce Devlet memuru veya muvazzaf astsubay olarak atananların emeklilik haklarının sağlanmasına yönelik olarak; 11.07.1971 tarihli ve 13892 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1425 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 5434 sayılı Kanuna eklenen Ek 21. maddede ise;
"Bir meslek ve sanat okulunu bitirenlerden, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kazai rüşt kararı almak suretiyle Türkiye Cumhuriyet; Emekli Sandığında tabi ve öğrenimleri ile ilgili göreve atananlar hakkında, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz." şeklinde düzenleme yapılarak, 18 yaşından önce kazai rüşt kararı almak suretiyle 657 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca Devlet memuru olarak veya 926 sayılı Kanunun 68. maddesinin (a) bendi uyarınca muvazzaf astsubay olarak atananların, atandıkları bu kadro veya rütbe görevlerinde geçen 18 yaş altı hizmet sürelerinin emekliliklerinde değerlendirilmesi ve aynı tarihte göreve başlayanlar arasında emeklilik yaşı, emekliliğe hak kazanma, emekli aylığı ve emekli ikramiyeleri hususunda farklılık yaratılmaması sağlanmıştır.
Buna göre, 5434 sayılı Kanunun Ek 21. maddesinin amacının; 5434 sayılı Kanunun 12. maddesinde öngörülen ve Sandıktan faydalanmak için aranan "18 yaşın bitirilmiş olması" genel şartının istisnası olarak, Devlet memuru veya muvazzaf astsubay olarak atanmak için 657 veya 926 sayılı Kanunlar gereğince kazai rüşt kararı almak zorunda olan 18 yaşından küçük olan kişilerin, sadece atandıkları bu görevlerinde (Devlet memuru veya muvazzaf astsubay olarak), 18 yaşın altında geçen hizmet sürelerinin, emeklilik hizmet sürelerinde değerlendirilmesine yönelik olduğu açıktır.
Astsubay sınıf okulu öğrencilerinin iştirakçiliğine gelince;
5434 sayılı Kanunun "Sandıktan faydalanacaklar" başlıklı 12.maddesinde;
"Bu kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanır.
….
(II) Faydalanacaklar;
….
j) Milli Savunma Bakanlığı harp okulu öğrencileri.”
hükmü yer almakta ve söz konusu birinci fıkrada bugüne kadar bir değişiklik yapılmamış iken, (II) işaretli fıkranın (j) bendinde zaman içerisinde değişikliğe gidilmiştir.
Nitekim, anılan (j) bendi;
-24.07.1965 tarihli ve 12057 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 15.07.1965 tarihli ve 670 sayılı Kanunun 1. maddesi ile “Harp okulları ile fakülte ve yüksekokullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenciler olanlar." şeklinde, -11.07.1978 tarihli ve 16343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29.06.1978 tarihli ve 2168 sayılı Kanunun 1. maddesi ile de, “Harp okulları ile fakülte ve yüksekokullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanlar; fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay nasbedilen veya yedek subaylık hizmetini takiben muvazzaf subaylığı geçirilenler ve astsubay sınıf okulu öğrencileri;" şeklinde değiştirilmiştir.
Böylelikle, astsubay sınıf okulu öğrencileri ilk defa 11.07.1978 tarihinde yürürlüğe giren 2168 sayılı Kanunla iştirakçilik kapsamına alınmış ve 18 yaşını doldurduktan sonra geçen öğrenim süreleri emeklilikte değerlendirilen harp okullarında veya fakülte ve yüksekokullarda okuyan askeri öğrenciler ile nasıp tarihleri aynı olan ancak fakülte veya yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay olarak nasbedilenlerin emeklilik haklarının eşitlenmesi amacıyla, fakülte ve yüksekokullarda kredi hesabına okuduktan sonra muvazzat subay olarak nasbedilenler ile astsubay sınıf okulunu bitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin, 18 yaşını doldurdukları tarihten sonra geçen başarılı öğrenim sürelerinin de emeklilikte değerlendirilmesine imkan tanınmıştır.
2168 sayılı Kanun tasarısına ilişkin TBMM Plan Komisyonu raporunda da; "926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1424 sayılı Kanunla değişik 68 inci maddesi astsubay olabilmek için ortaokula dayalı üç yıl süreli astsubay hazırlama okullarını veya lise ve dengi okulları bitildikten sonra astsubay sınıf okullarını da başarıyla tamamlama koşulunu getirmiştir. Halbuki 926 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce astsubay adayları ortaokuldan sonra sınıf okullarına gönderilerek şimdikinden üç yıl erken astsubay çıkarılmaklaydılar ve bu nedenle de astsubay sınıf okulu öğrencileri 5434 sayılı Kanunun kapsamına alınmamışlardı. ..." denilmiştir.
14.07.1971 yılında yürürlüğe giren 1424 sayılı Kanun ile değişik 926 sayılı Kanunun 68/a maddesi ile de, astsubay okullarının, astsubay hazırlama okulu ve astsubay sınıf okulu olarak ikiye ayrıldığı, astsubay olabilmek için ortaokulu bitirdikten sonra 3 yıl süreli astsubay hazırlama okulu veya lise düzeyindeki bir okulu bitirmek ve bundan sonra da 1 yıl süreli astsubay sınıf okulundaki mesleki öğrenim ve eğitimi tamamlamak şartının getirildiği, böylece astsubay öğrencilerinin öğrenim ve eğitim süresinin ilk defa lise ve dengi eğitim ve öğrenim süresinin üzerine çıkarıldığı, yukarıda yer verilen Komisyon raporunda da belirtildiği gibi, daha önce erken yaşta astsubay çıkarıldıkları düşüncesiyle 5434 sayılı Kanun kapsamına alınmayan astsubay adaylarının, eğitim ve öğrenim süresinin Harp Okulu, Fakülte ve Yüksek Okul öğrencileri gibi lise ve dengi öğrenim seviyesinin üzerine çıkarılmasına rağmen, sınıf okulunda iken Emekli Sandığı ile iştirakçilik ilişkisini kuran herhangi bir yasal düzenlemenin uzun bir süre yapılmadığı, 11.07.1978 tarihinde yürürlüğe giren 2168 sayılı Kanunla astsubay sınıf okulu öğrencilerinin ilk defa Sandıktan faydalanacaklar kapsamına alınarak, harp okulu öğrencileri gibi 18 yaşını doldurduktan sonraki öğrenim sürelerinin emeklilikte değerlendirilmesine imkan tanındığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, astsubay sınıf okulu öğrencilerinin, 18 yaşın doldurulmasından sonra geçen öğrenim süreleri bakımından iştirakçiliklerini sağlayan bu düzenlemeye paralel olarak, yine 2168 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 170. maddenin 2.fıkrasında;
"Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce ortakokul ve dengi okulu, astsubay hazırlama okulu, lise ve dengi okulu mezunu olup da sınıf okullarını başarı ile bitirerek astsubay nasbedilenlerin astsubay sınıf okullarında geçen başarılı eğitim ve öğrenim süreleri fiili hizmet müddetinden sayılır. Bundan doğacak borçlanma iştirakçiler tarafından astsubay nasbedildikleri tarihteki astsubay çavuş aylığı üzerinden Emekli Sandığına bir yıl içinde ödenir. " hükmüne yer verilmiş, böylece münhasıran 11.07.1978 tarihinden önce astsubay sınıf okulunu bitirerek astsubay nasbedilenlerin, 18 yaşın üzerinde geçen başarılı öğrenim sürelerinin geriye yönelik olarak borçlanmaları suretiyle emekliliklerinde değerlendirilmesine olanak sağlanmıştır.
Yapılan bu tespit ve açıklamalar ile, 5434 sayılı Kanunun Ek-21'inci maddesi ve astsubay sınıf okulu öğrencilerinin Emekli Sandığı ile ilişkilendirilmelerini sağlayan 2168 sayılı Kanunun gerekçesi ve 5434 sayılı Kanunun ilk ihdasından itibaren mevcut olan ve Sandık iştirakçiliği için 18 yaşın bitirilmiş olması koşulunu arayan 12. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak, 926 sayılı Kanunda, astsubay olabilmek için 18 yaşın tamamlanmış olması şartına yer veren hükümler birlikte değerlendirildiğinde; 5434 sayılı Kanunun Ek-21. maddesindeki düzenleme ile, kazai rüşt kararı almak suretiyle göreve başladıktan sonra, geçmişte 18 yaşın altında geçirilen öğrenim sürelerinin değil, göreve başladıktan sonra 18 yaşın altında geçen hizmet sürelerinin, fiili hizmet süresinden sayılarak aynı tarihte göreve başlayanlar bakımından emeklilik hakları yönünden eşitlik sağlanmasının amaçlandığı, diğer bir ifadeyle, 5434 sayılı Kanunun 12. maddesinde öngörülen 18 yaşın bitirilmesi şartının istisnası olarak, sadece atandıkları görevlerinde 18 yaşın altında geçen hizmet sürelerinin, emeklilik hakları bakımından değerlendirilmesine yönelik olduğu, 5434 sayılı Kanunun Geçici 170. maddesi ile de 11.07.1978 tarihinde önce astsubay sınıf okulunu bitirenlerden, bu okullarda 18 yaşın bitirilmesinden sonra geçen öğrenim sürelerinin borçlanılması suretiyle fiili hizmetten sayılmasına imkan sağlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, 5434 sayılı Kanunun Ek 21.maddesinde yer alan, kazai rüşt kararı almak suretiyle Emekli Sandığında tabi ve öğrenimleri ile ilgili göreve atananlar hakkında, 5434 sayılı Kanunun 12.maddesinde yazılı "18 yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz" yolundaki düzenleme, bu şekilde atananların göreve başlamalarından sonra 18 yaşın altında geçen hizmet sürelerinin, fiili hizmet sürelerinden sayılmasına yönelik olup, 18 yaşın altında geçen öğrenim süresiyle ilgisi bulunmadığından, astsubay sınıf okulunu bitirerek astsubaylığa naspedilenlerin, kazai rüşt kararı almış olsalar dahi, 18 yaşın bitirilmesinden önce astsubay sınıf okulundaki öğrencilikleri sırasında Emekli Sandığı iştirakçisi olarak kabul edilmeleri ve 18 yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fili hizmet sürelerinden sayılması mümkün değildir.
Buna karşın, idari yargı yerlerince bugüne kadar, astsubay sınıf okullarında 18 yaşın altında geçen öğrenim süre erinin, ilgililerin fiili hizmet sürelerinden sayılmaması üzerine açılan davalarda verilmiş olan iptal kararlarında; kazai rüşt kararı almak suretiyle göreve başlayan astsubayların Emekli Sandığı iştirakçisi olabilmeleri için, 5434 sayılı Kanunun 12. maddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartının aranmayacağına ilişkin Ek-21. maddesindeki düzenlemenin, astsubay sınıf okullarında geçen öğrenim sürelerini de kapsadığı şeklindeki bir yoruma dayanıldığı tespit edilmiştir.
Bu nedenle, astsubay sınıf okullarında 18 yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin, ilgililerin fiili hizmet sürelerinden sayılması gerektiği yolundaki kararlardan ayrılmak gerekmiştir.
Bu içtihat değişikliğinin, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık oluşturacağı ileri sürülebilirse de; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararlarda; her hukuk sisteminde kanun hükümlerinin yargısal yoruma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğu, birçok kanunun kaçınılmaz olarak az veya çok belli bir derecede muğlaklık içerdiği, muğlaklığı barındıran bu kanunların yorumlanması ve uygulanmasının ise bir pratik sorun olduğu, bu çerçevede kanunların müphem yönlerini açıklığa kavuşturmak ve yorumda ortaya çıkan şüpheleri dağıtmanın mahkemelerin görevi olduğuna (OAO Neftyanaya Kompaniya Yukos/Rusya, B. No: 14902/04, 20/9/2011, § 568), diğer bazı kararlarında da, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesinin içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmediğine (Unedic/Fransa, B No: 20153/04, 18/12/2008, § 74: Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58), mahkeme içtihatlarındaki değişimin yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında olduğu ve böyle bir değişikliğin özü itibarıyla önceki çözümün tatminkar bulunmaması anlamına geldiğine (S.S. Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05...17293/05, 30/11/2010, § 28), ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması halinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti B., No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
Bu itibarla, yargı mercilerinin makul açıklama getirmeleri kaybıyla içtihat değişikliğine gitmeleri mümkündür.
Bu durumda, davacının astsubay sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen öğrenim süresinin, 5434 sayılı Kanunun, Sandık iştirakçiliği için, "18 yaşın bitirilmiş olması" koşulunu arayan 12.maddesinin (II-j) bendi hükmü uyarınca, fiili hizmet süresinden sayılmasına olanak bulunmadığından, bu yöndeki başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı İdarenin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Eskişehir 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 06/06/2017 tarih ve E:2017/382, K:2017/626 sayılı KARARIN KALDIRILMASINA, DAVANIN REDDİNE, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan 62,80.-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından varsa artan miktarın istenilmesi halinde ilgili taraflara iadesine, 06/02/2018 tarihinde oybirliğiyle ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. (¤¤)