(2577 S. K. m. 16, 31)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, Kırşehir İli, Merkez İlçesinde 08.09.2015 tarihinde gerçekleştirilen eylemler sonucunda davacının mülkiyetinde bulunan, …. Gıda Petrol Ürünleri Nakliyecilik Hayvancılık İnşaat Taahhüt Tarım Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından işletilen '...... Tatlı ve Kebap Salonu' adlı iş yerinin üzerinde kurulu bulunduğu zemin kat 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerde meydana gelen 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; idarenin kamu hizmetlerinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusuru olduğu, genel olarak hizmet kusuru bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluk olduğu, idarenin uygunsuz, iyi olmayan bir etkinliği, kusurlu bir davranışı, hizmetin gereği gibi yapılamaması, idarenin yeterli olanaklara sahip olmaması, kullanmak zorunda olduğu yetkiyi kullanmamak ve harekete geçirmemek suretiyle zarara sebebiyet vermesi, kamu hizmetinin işlemesinde olağan sayılmayacak bir gecikme, işin gerektirdiği çabukluğun gösterilmemesi hallerinde idarenin hizmeti kusurlu işlettiği kabul edilmesi gerektiği, kişilerin mal güvenliğinin korunması, devletin asli görevidir. İdarenin bu görevi yerine getirmek, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği, olayda, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, olayların öğrenilmesi üzerine güvenlik güçlerinin görevlendirilmesi ve olay yerine intikali noktasında faaliyet ve kararlar alınmış ise de, olayların seyri gözönüne alındığında, 18.00 sıralarında başlayan ve 02.00 sıralarında asayişin sağlandığı belirtilen olaylarda, belli bir zaman dilimi sonrasında yaklaşık 1000-2000 kişilik kalabalığın dağıtılması veya başka şekilde etkisiz hale getirmeye yönelik faaliyetlerde, dolayısıyla kamu hizmetinin sağlanması ve korunması hususunda kolluk hizmetinin yetersiz kaldığı, kamu hizmetini gereği gibi yürütemeyen idarenin, davacının maliki olduğu bağımsız bölümlerde meydana gelen zararın oluşmasında hizmet kusuru, dolayısıyla tazmin sorumluluğunun bulunduğu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/47 D.İş sayılı dosyasında maddi zararın tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun Mahkememizce hükme esas alınabileceği sonucuna varıldığı, bu durumda, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/47 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte, bu zararın bilirkişilerce 350.265,28 TL olduğu tespit edilmişse de, Mahkememiz karar tarihi itibariyle davacı veya vekili tarafından ıslah talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak 500,00-TL'nin davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 500,00 TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihinden (18.09.2015) itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin olarak Yozgat İdare Mahkemesi'nce verilen 28/04/2017 gün ve E: 2016/223, K: 2017/687s sayılı kararın, davacı vekili tarafından, İdare Mahkemesince zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, davanın ıslahı için süre verilmediği, dava dilekçesinde ıslah edileceği açıkça belirtilen kısmi değer üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, davalı idare tarafından da, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/47 D.İş. sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun idarelerine tebliğ edilmediği, imkanlar dahilinde tüm güvenlik önlemlerinin alındığı, zararın idarenin ihmal veya kusurundan, eylem veya işleminden kaynaklanmadığı, idarenin işleyişi ile zarar arasındaki uygun nedensellik bağının üçüncü şahısların ağır kusuru ile kesildiği, Hasar Tespit Komisyonunca tespit edilen zararların Başbakanlık Acil Destek Giderleri Ödeneğinden karşılandığı, tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Kırşehir İli, Merkez İlçesinde 08.09.2015 tarihinde gerçekleştirilen eylemler sonucunda davacının mülkiyetinde bulunan, …. Gıda Petrol Ürünleri Nakliyecilik Hayvancılık İnşaat Taahhüt Tarım Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından işletilen '…. Tatlı ve Kebap Salonu' adlı iş yerinin üzerinde kurulu bulunduğu zemin kat 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerde meydana gelen 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 280. maddesinde bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, 281. maddesinde de tarafların kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde bilirkişi raporuna itiraz edebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Kırşehir İli, Merkez İlçesinde gerçekleştirilen eylemlerde davacının mülkiyetinde bulunan, …. Gıda Petrol Ürünleri Nakliyecilik Hayvancılık İnşaat Taahhüt Tarım Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından işletilen '….. Tatlı ve Kebap Salonu' adlı iş yerinin üzerinde kurulu bulunduğu zemin kat 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin göstericiler tarafından tümüyle tahrip edilmesi, yıkılması ve yakılmasından dolayı zarar gördüğü, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/47 D.İş sayılı dosyasında açılan tespit davasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacının işyerinde oluşan hasarın 350.265,28 TL olduğunun, ayrıca tespit edilen hasarların giderilerek iş yerinin eski halinde yeniden kullanılabilir duruma getirilmesi için yapılacak bakım ve onarım için 60 günlük sürenin yeterli olacağının belirtildiği, davacı tarafından bilirkişi raporunda eksiklikler bulunduğu, listede yer verilen malların miktarı ve fiyatlarının hatalı belirlendiği, zararlarının 1.051.255,68-TL olduğu, ayrıca iş yerinde yapılacak bakım ve onarım için belirlenen 60 günlük süreye ilişkin olarak iş yeri zararın belirlenmediği ileri sürülerek tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz edildiği, bu davanın ise zarar tespitine yönelik yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi ile 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasına göre miktara yönelik ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla 300,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açıldığı, İdare Mahkemesince, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/47 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte zararın bilirkişilerce 350.265,28-TL olduğu tespit edilmişse de, Mahkemelerinin karar tarihi itibariyle davacı veya vekili tarafından ıslah talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak 500,00-TL'nin davalı idarece idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Açılan bir tam yargı davasında istenilen tazminatın miktarının, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra elde edilen verilere göre mahkemece takdir edildiği bilinmektedir. Tazminat davasının bu özelliği gereği, gerçekte hak edilen tazminat miktarının dava açılmadan önce davacılar tarafından tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, davacıları yüksek miktarlı istemlerde bulunmaya yönlendirebileceği açıktır.
Tazminat davasının başındaki bu belirsizlik karşısında bir güvence oluşturabilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen cümle ile talep miktarının sonradan artırılabilmesi (ıslah) kurumu getirilmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (tasarının 3.maddesi) gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından işbu tam yargı davasının açılmasından önce Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunularak zarar tespiti yaptırıldığı anlaşılmakta ise de, 2015/47 D.İş. sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edildiği, dava dilekçesinde de söz konusu bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, iş yerinin bakım ve onarımı için faaliyette bulunulamayan 60 günlük süreye yönelik zarar tespitini de içermediği nedeniyle kabul etmedikleri belirtilerek yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunulduğu ve davanın 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasına göre miktara yönelik ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açıldığı; öte yandan, davalı idarece davaya cevap dilekçesi ile istinaf başvuru dilekçesinde, söz konusu bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, öncelikle Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/47 D.İş. sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilerek itiraz hakkının tanınması, varsa davalı idarenin itirazları ile davacının vaki itirazları incelendikten sonra İdare Mahkemesince söz konusu bilirkişi raporunda eksiklik yahut belirsizlik bulunmadığı, başka bir deyişle bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği değerlendiriliyor ise söz konusu itirazların kabul edilmediği ve davanın ıslahı için kesin süre verildiği hususlarını içerecek tarzda alınacak bir ara kararı ile taraflara bildirimde bulunulması, davacının dava konusu miktarı artırmasına olanak tanınması ve 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen yöntem işletilerek dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, dosya tekemmül ettirilmeden, taleple bağlılık ilkesinden bahisle dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden hüküm kurulmasında usule ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; taraflar İSTİNAF İSTEMLERİNİN KABULÜNE, Yozgat İdare Mahkemesi'nce verilen 28/04/2017 gün ve E: 2016/223, K: 2017/687 sayılı kararın KALDIRILMASINA, tekemmülü sağlandıktan sonra yeniden bir karar verilmek üzere DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine Mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)