(2942 S. K. Ek. m. 1, Geç. m. 11) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, …. Mahallesi, 8785 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olan davacılar, anılan taşınmazın imar planında resmi kurum alanında kalması nedeniyle tasarruf haklarının kısıtlandığı, uzlaşma taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek 50.000,00.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine ve1.000,00.-TLecrimisil bedelinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yapılan değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanması gerektiği açık olup, uygulama imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde yapılması gereken imar programları veya imar uygulamalarının yapılma süresinin 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek Madde 1'in yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden itibaren başlayacak olması nedeniyle, tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında belirtilen kanun hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilmesi veya ilgililerin dava açabilmesi ancak bu sürenin dolmasından sonra mümkün olabileceğinden, bu aşamada görülmekte olan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer bulunmadığı, öte yandan, davanın konusunun kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası olması, fiili elatma olmayan ve çok hisseli bu taşınmazın yatırım kararı öncesinde mevcut haliyle kullanımının davalı idarece engellenmediği gözetildiğinde, bu kapsamda ecrimisil bedeli olarak tazmini gereken bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın kamulaştırmasız el atma bedeline yönelik kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil bedeline yönelik kısmının reddine ilişkin 09/12/2016 gün ve E:2016/115, K:2016/1527 sayılı kararın; davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekilince, davada kanun değişikiliği nedeniyle, mahkemece işin esasına girilmediği, dava esastan incelenseydi, Belediyenin görev alanına girmeyen davaya konu yer ile ilgili aleyhe hüküm kurulmayacağı gözetilmeden, dava açıldığı esnada hangi tarafın haklı ya da haksız çıkacağı açıklığa kavuşturulmadan aleyhe dava masrafları yüklenerek karar verilmesi, Avukatlık Kanunan ve Barolar Birliği 2016 yılı Avukatlık Ücret Tarifesi emredici hükümlerine uygun olmadığı, davalı Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekilince, müvekkil Belediyenin dava açılmasına yol açacak bir işlemi ve eylemi bulunmadığı, müvekkil belediye aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi hukuk ve yasa kurallarına aykırı olduğu, davacılar vekilince, mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanmadan idarece engellendiği, 2942 sayılı Kanunun geçici 11. maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesince verilecek kararın bekletici mesele yapılmasına, Antalya 2. İdare Mahkemesi Başkanlığı tarafından verilmiş olan esastan karar verilmesine yer olmadığı kararın istinaf incelemesi neticesi kaldırılarak açılmış olan davanın esastan incelenmesine karar verilmesi gerektiği iddialarıyla istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
DAVACILARIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı idareler tarafından sunulan istinaf gerekçelerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
KONYAALTI BELEDİYE BAŞKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
KONYA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, kararın kaldırılmasına gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinden 119,47.-TL'nin davacı, 119,47.-TL'nin davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 124,06.-TL'nin ise Konyaaltı Belediye Başkanlığı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin mahkemesince taraflara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 28/04/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AYRIŞIK OY
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer verilmiş; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı vurgulanmıştır.
Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek 1. maddesinde; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Mülkiyet hakkı, hak sahibine bir taşınmaz üzerinde kullanma, tasarruf etme, devir ve ferağ gibi geniş haklar vermektedir. Kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlarda ise mülkiyet hakkı sahibi olan malikin mülkiyet hakkı belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta olup, mülkiyet hakkı kapsamındaki hakların kullanılma imkanı kalmadığı gibi, devir ve ferağ edilme hakkının kullanılması imkanı da zorlaşmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; imar planında kamusal kullanım alanında kalan taşınmazlarda kamusal yarar ile kişisel yarar arasında bir dengenin gözetilmesi gerektiği, söz konusu kullanım sonucunda bu dengenin gözetilmeyip taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için kullanılamaz hale geldiği, bu sebeple dava konusu taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun yararlanma olanağı kalmadığı gibi 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1 ve Geçici 11. maddesi düzenlemesi ile de mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın giderilmesinin engellendiği, zira bir hukuk devletinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiş olup, her ne kadar sınırlama kanunla yapılmış olsa da sınırlamada kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin gözetilmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu bağlamda söz konusu Kamulaştırma Kanunun Ek 1 ve Geçici 11. maddesinin Anayasanın hukuk devletini düzenleyen 2. maddesi ile mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine aykırı olduğu; dolayısıyla uyuşmazlığa uygulanan Kanun maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmak suretiyle uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karara kadar bekletici mesele yapılarak anılan başvurudan sonra iş bu davanın esasının incelenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle karar verilmesine yer olmadığı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddedilerek söz konusu kararın onanmasına dair çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)