İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına 01,02,03,04,05/2010 dönemleri için salınan vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisinin (06.10.2016 tarih ve 20161006135010000002,3,4,5,6,7 sayılı ihbarnameler) iptali istemiyle açılan davanın; "cezalı vergi ihbarnamelerinde tarhiyatın dayanağı olarak takdir komisyonu kararları ve vergi tekniği raporu gösterildiği takdir komisyonu tarafından esas itibariyle vergi incelemesi sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunun dikkate alındığı, dosyadan da esas itibariyle incelemeye başlanıldığı, zaman aşımına kısa süre kalması nedeniyle inceleme yazısından sonra takdire sevk işlemi yapıldığı, bu itibarla, olayda inceleme yazısından sonraki tarihte takdire sevk işlemi yapıldığı, takdir komisyonunca, bitirilen vergi tekniği raporu esas alınarak matrah takdir edildiği, bu haliyle tarhiyatın esas itibariyle takdir komisyonu kararına değil vergi tekniği raporuna dayalı olduğu, cezalı tarhiyatların ise 2010 yılına ilişkin olup en geç 31.12.2015 tarihinde davacıya tarh ve tebliğ edilmesi gerektiği, vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin ise bu süre geçirilerek 07.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla vergi ve cezaların beş yıllık tarh zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle kabulüne ilişkin Hatay 1.Vergi Mahkemesi'nin 27/02/2017 gün ve E:2016/1496, K:2017/251 sayılı kararının; davacı vekili tarafından; kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, bu yönden kararın düzeltilerek onanması gerektiği, davalı idare tarafından ise, davacı adına vergi tekniği raporu done alınarak takdir komisyonu kararına dayanılarak resen yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarında yasal uyarsızlık bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 27.02.2017 tarih ve E:2016/1496 K:2017/251 sayılı kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nce istinafa konu kararda "vergi ve cezaların beş yıllık tarh zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.
213 sayılı Yasanın 114/1 maddesinde; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde tarh edilip mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, aynı maddenin 2. Bendinde de; vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zamanaşımını durduracağı belirtilmiştir.
Olayda 2010 yılı için vergi dairesince matrah takdiri için beş yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 21.12.2015 tarihinde takdir komisyonuna başvurulduğundan zamanaşımı süresi durmuş olup, kalan süre içinde dava konusu tarhiyatın yapılıp davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden tarh zamanaşımı gerçekleşmemiştir. Her ne kadar takdir komisyonunca, bitirilen vergi tekniği raporu esas alınarak matrah takdir edilmiş ve tarhiyat esas itibariyle takdir komisyonu kararına değil vergi tekniği raporuna dayalı olarak yapılmış ise de; bu hususlar yasada idareye verilen takdire sevk etme yetkisini kaldıramayacağı gibi yine yasa maddesinde açıkça belirtilen zamanaşımını durdurma nedenini de ortadan kaldırmaz. Bu itibarla açık yasa hükümlerine aykırı şekilde yoruma dayalı aksi görüşle verilen istinafa tabi mahkeme kararı yerinde bulunmadığından kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılamaya geçildi;
Dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı olan takdir komisyonu kararının esas aldığı vergi tekniği raporunda özetle; davacı tarafından ilgili dönemde iletişim, bilişim faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirildiği, davacının kontör alış ve satışı yaptığı mükelleflerin önemli bir kısmı hakkında pos tefeciliği ve sahte belge düzenleme yönünde raporlar düzenlendiği, bazı mükelleflerden hem kontör faturası aldığı, hem de söz konusu mükelleflere kontör faturası düzenlediği, davacının kontör ana bayii olmamasına rağmen çok yüksek tutarlarda kontör alışı ve satışı beyan ettiği belirlenmiştir.
Herhangi GSM şirketinin ana bayisi olamayan davacının faaliyetinin niteliği iş ve kapasitesi itibariyle beyanlarında görünen çok yüksek tutardaki hasılatı elde etmesinin ticari hayatın olağan icaplarına uygun olmaması, alışlarının büyük bir kısmının sahte olması ve haklarında POS tefecilik yaptığı yönünde tespitler olan mükelleflerden yapılmış olması, kredi kartından yüklü miktarda çekişler yapılan kişilerin kontür ticaretiyle ilgilerinin bulunmaması ve rapordaki diğer tespitler beraber değerlendirildiğinde davacının kontür satışlarını gerçekte yapmadığı hususu açıkça görülmektedir. Her ne kadar, kart sahiplerinin ifadelerinin alınması yönünden araştırma yapılmamış ise de, bu hususun tek başına incelemeyi sakatlayacak bir yönünün bulunmaması ve diğer tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu davacının kredi kartları ile çekim yapmak suretiyle ikrazatçıık yaptığı sonucuna varılmıştır.
Buna göre yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca davacının ikrazatçılık yaptığının anlaşılması ve bu faaliyetinden elde ettiği faiz geliri gizlediği sabit olduğundan dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı banka sigorta muameleleri vergisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı istinaf başvurusunun kabulüne, davacı istinaf isteminin reddine, Hatay 1. Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine, üç kat vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisinin tasdikine, aşağıda mahkeme ve istinaf aşamaları dahil dökümü yapılan 232,60 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalıya ödenmesine, 31,40 TL'den az olmamak üzere reddine hükmedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak karar harcının davalı idare tarafından davacıdan tahsiline, artan posta avansının Mahkemesince ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın 45.maddesi gereğince kesin olmak üzere, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)