(2942 S. K. Ek m. 1, Geç. m. 6, 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, …… Mahallesi, 6388 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın imar planında "Semt Spor Alanı" olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak davacıların mağdur edildiği, mülkiyet haklarının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi sonucunda düzenlenen rapor esas alınarak davaya konu taşınmazın davacılar payına isabet eden değerinin davacı …..için 213,04 TL, …… için 213,04 TL, …… için 213,04 TL, …… için 213,04 TL, ….. için 213,04 TL, ….. için 213,04 TL, …. için 213,04 TL, ….. için 213,04 TL, muris ..... mirasçıları …, ……, ….. için 213,04 TL, muris … mirasçıları …, ……, …., …. ve …. için 213,04 TL, muris ……. mirasçıları …., …., ……, …. için 213,04 TL, muris …. mirasçıları …., ….., ….., ……. için 213,04 TL olmak üzere toplam 2.556,43 TL olacağı yönünde kanaat bildirildiği, bu durumda, taşınmaz malın değerine isabet eden 2.556,43 TL tutarın davanın açıldığı 03/02/2015'den itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine ve bu tutarı aşan tazmin isteminin reddine ilişkin Antalya 2. İdare Mahkemesince verilen 17/03/2016 gün ve E:2015/183, K:2016/349 sayılı kısmen kabul kısmen ret kararının, davalı idare vekili tarafından; semt spor sahaları konusunda kamulaştırma yetkisine sahip olmadıkları, rayiç değerin çok yüksek olduğu, husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği, hukuka aykırı olduğu iddialarıyla itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dava dosyası tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin esasına geçilerek gereği görüşüldü;
Dava; Antalya İli, …… Mahallesi, 6388 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın imar planında "Semt Spor Alanı" olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak davacıların mağdur edildiği, mülkiyet haklarının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmış, Antalya 2. İdare Mahkemesinin E:2015/183, K:2016/349 sayılı kararı imar planında kamusal kullanıma ayrılmış olan taşınmazın yapılaşmaya kapatıldığı, mülkiyet hakkının kullanımının engellendiği gerekçesiyle davanın (tazminat isteminin) kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş, bu karara davalı idare vekili tarafından itiraz edilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek Madde 1'de; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici Madde 11'de ise; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeye göre; uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılması ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılması veya imar planı değişikliği yapılması/yaptırılması zorunluluğu getirilerek bu konuda vatandaşların karşılaştıkları mağduriyetlerin giderilmesi, bu kapsamda kalan taşınmazların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç beş yıllık süre içerisinde bütçe imkanları dahilinde ilgili idarelerce kamulaştırılması veya taşınmazların mevcut imar planı bulunup bulunmadığı veya imar planı yapılabilecek yerlerden olup olmadığı durumuna göre imar planı/imar uygulaması/toplulaşma yapılmak/yaptırılmak suretiyle başka yerden mümkün ise müstakil, değilse hisseli parsel verilmesi veyahut taşınmazların tahliye edilerek kullanıma imkan verecek biçimde malikine iade edilmesi amaçlanmıştır.
Kanunda düzenlenen 5 yıllık sürenin ek 1. madde kapsamında kalan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar hakkında da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, imar planında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılan tüm taşınmazlar için davalı idarelere tanınan kamulaştırma veya yasada belirtilen kısıtlılığı giderici diğer işlemleri yapmaya yönelik beş yıllık sürenin mezkur yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih (07.09.2016) itibariyle başlatılması ve yine bu beş yıllık süre içinde anılan konuda kamulaştırma bedeli veya tazminatı ödenmesine hukuken olanak bulunmaması karşısında, şu aşamada hukuken uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Nitekim benzer konuyla ilgili davanın kabulüne ilişkin idare mahkemesi kararının Danıştay 6. Dairesinin 29/03/2016 tarihli, E:2015/4141, K:2016/1348 sayılı kararı ile bozulması üzerine, söz konusu kararın karar düzeltilmesi sonucunda Danıştay 6. Dairesince bozma kararından dönülerek 01.11.2016 gün ve E:2016/10661, K:2016/6507 sayılı kararı ile karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuştur.
Davadaki yargılama giderleri ve vekalet ücreti meselesine gelince, yukarıda izah edildiği üzere davacıların davasını açtığı ve idare mahkemesince kararın verildiği tarih itibariyle hukuki el atma nedeniyle tazminat davası açabilmeye yönelik olarak davacı açısından (taşınmazın imar planında umumi hizmet veya resmi kurum alanına ayrılmış olması; beş yıllık süre içinde taşınmazın kamulaştırılmamış bulunması veya kısıtlılığın giderilmemiş olması; yine davacının taşınmaza beş yıldan fazla bir süredir malik bulunması gibi) gerekli tüm şartların bulunduğu ve fakat davanın sonradan çıkan yasal düzenleme nedeniyle konusuz kalmış olduğu anlaşılmakla, bakılan davada yargılama giderleri ile yasanın öngördüğü maktu vekalet ücretinin (davalı idareden alınmak suretiyle) davacılar lehine hükmedilmesi hakkaniyet gereğidir.
Açıklanan nedenlerle; itiraz isteminin KABULÜNE, itiraza konu Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin 17/03/2016 gün ve E:2015/183, K:2016/349 sayılı kararının KALDIRILMASINA, konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin 2.011,40.-TL yargılama gideri ile 659 sayılı KHK ve atıfta bulunduğu yürürlükteki A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 990,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, itiraz aşamasına ilişkin 164,85 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmediğinden 48,10 TL yürütmenin durdurulması harcının davalı idareye iadesine, artan posta ücretinin Mahkemesince taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 güç içinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 24/02/2017
AYRIŞIK OY
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer verilmiş; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı vurgulanmıştır.
Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek 1. maddesinde; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Mülkiyet hakkı, hak sahibine bir taşınmaz üzerinde kullanma, tasarruf etme, devir ve ferağ gibi geniş haklar vermektedir. Kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlarda ise mülkiyet hakkı sahibi olan malikin mülkiyet hakkı belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta olup, mülkiyet hakkı kapsamındaki hakların kullanılma imkanı kalmadığı gibi, devir ve ferağ edilme hakkının kullanılması imkanı da zorlaşmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacıların hissedarı olduğu taşınmazın imar planında semt spor alanı kullanımında kaldığı, söz konusu kullanım sonucunda davacıların hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için kullanılamaz hale geldiği, bu sebeple davacıların taşınmazından mülkiyet hakkının özüne uygun yararlanma olanağı kalmadığı gibi 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1 ve Geçici 11. maddesi düzenlemesi ile de davacıların mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın giderilmesinin engellendiği, zira bir hukuk devletinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiş olup, her ne kadar sınırlama kanunla yapılmış olsa da sınırlamada kamu yararının söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu bağlamda söz konusu Kamulaştırma Kanunun Ek 1 ve Geçici 11. maddesinin Anayasanın hukuk devletini düzenleyen 2. maddesi ile mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine aykırı olduğu; dolayısıyla uyuşmazlığa uygulanan Kanun maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmak suretiyle uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karara kadar bekletici mesele yapılarak anılan başvurudan sonra iş bu davanın esasının incelenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle, itiraz isteminin kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığına dair çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)