(213 S. K. Mük. m. 355)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı şirket adına 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/1-1. maddesi uyarınca Form Bs bildiriminde bulunulmadığından bahisle 2013/1-12 dönemlerine dair olarak kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada; taraflar arasında sigorta acentelik faaliyetinden kaynaklanan poliçelere dair olarak davacının Form Bs bildiriminde bulunma yükümlülüğünün bulunmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın, poliçe bilgileri dışında kalan satışlara dair olarak sigorta acentelerinin Form Bs beyannamelerinin boş olarak verilmemesi hâlinde haklarında özel usulsüzlük cezası kesilip kesilemeyeceğine dair olduğu, 362 ve 381 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde sigorta şirketlerine ve sigorta acentelerine, “diğer belgelere dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorunda oldukları” yönünde bir mükellefiyet yüklenmediği, bu yöndeki düzenlemenin 4.2.2010 tarihli ve 396 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile öngörüldüğü, anılan düzenlemelerden; 396 seri numaralı VUK Genel Tebliği ile sigorta acenteleri de dahil edilerek sayılan şirketlerin kendi aralarındaki işlemler sebebiyle düzenledikleri dekontların, karşı tarafça Ba formu ile bildirilmesine gerek olmadığı ancak bu kurumların istisnai biçimde diğer belgelere dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esas dahilinde Ba ve Bs formları ile bildirmek zorunda oldukları sonucuna varılacağı gibi, sigorta aracılık hizmeti faaliyetlerinin niteliği ve düzenlenmesi gereken belgeler dikkate alındığında, bunların fatura düzenlenmesini gerektirecek mal ve hizmet alış-satışları olduğu hususunun ilgili vergi idaresince tespitinin gerekeceği aksi takdirde devamlı bilgi vermek durumunda bulunan diğer mükellefler gibi boş da olsa Ba/Bs ile bildirimde bulunmaları gerektiği kabulünün bildirimde bulunmaktan beklenen amaca, belirli hacmi aşsın/aşmasın mal hareketleri ve hizmet ifalarının kayıt altına alınarak izlenmesi, bu yolla vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi amacına da uygun düşmeyeceği, bu durumda; sigorta acentası olan davacının bu faaliyetinin dışında fatura düzenlenmesini gerektiren mal ve hizmet alış-satışları olduğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespitte bulunulmamış olması karşısında, Ba-Bs bildirim formlarını verme yükümlüğünden söz etmeye olanak bulunmadığından, davaya konu döneme ait formların verilmediğinden bahisle adına kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına dair olarak İzmir 4. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 14/12/2016 gün ve E:2016/868; K:2016/1893 Sayılı kararın; davaya konu cezanın mevzuata uygun olduğu, 396 seri numaralı VUK Genel Tebliğinde fiilin açıkça düzenlenerek yaptırıma bağlandığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: İzmir 4. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 14/12/2016 gün ve E:2016/868; K:2016/1893 Sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenle, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda gösterilen 33,00-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak, 20.06.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
213 Sayılı Kanun ile verilen yetkiye dayalı olarak çıkartılan 381 ve 396 seri numaralı VUK Genel Tebliğlerinin 1.2.2 ve 3.2.4 bölümlerindeki düzenlemelerle bazı işlemler ve mükellefler bildirim zorunluluğu dışında bırakılmakla birlikte, kural olarak bilanço usulüne göre defter tutan mükellefler için herhangi bir alış veya satışları olmasa ya da tüm alış ve satışları belirlenen hadlerin altında kalsa bile bildirim formu verme zorunluluğu kabul edilmiş, böylece tebliğlerde bildirim zorunluluğu bulunmadığı belirtilen işlemler dışındaki işlemlerin genel esaslar çerçevesinde Ba ve Bs formlarıyla bildirileceği kuralı getirilmiştir. Zira, bazı işlemleri bildirim zorunluluğu kapsamından çıkarılan mükelleflerin bu kapsam dışı işlemlerinden başka herhangi bir alım satımları bulunmaması halinde veya ticari faaliyet konuları dışındaki alım satım işlemleri için bildirimde bulunmak zorunda olmadıklarının ve bunun sonucu olarak bildirim zorunluluğuna uymamanın yaptırımı olan özel usulsüzlük cezasının kesilebilmesi için mükellefin bildirim zorunluluğu kapsamında alış veya satışının bulunduğunun İdarece tespit edilmesi gerektiğinin kabulü, bu hususta mükelleflere bildirim zorunluluğu getiriliş amacına uygun düşmez.
Dava konusu olay ve hakkında verilen ilk derece mahkemesi kararı da bu nitelikte olup, had üstünde alış ve satışı olmasa dahi işlemlerinin takibi için boş olarak bildirim verme yükümlülüğüne tabi olduğu halde bunları vermeyen davacı sigorta acentesinin tabi olduğu kurallar ve bunların getiriliş maksadı doğrultusunda istinaf başvurusunun kabulü ve kararın kaldırılarak davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)