(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından takdir komisyonu kararı uyarınca resen tarh edilen 2014/3 dönemine ait katma değer vergisine bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezasına karşı açılan davayı; dava konusu cezanın dayanağı olan 2014/3 dönemine ilişkin katma değer vergisi tarhiyatına karşı Mahkemelerinde açılan davada Mahkemelerinin 06/04/2017 tarihli ve E.2016/1208 K. 2017/362 sayılı kararında "Olayda, 213 Sayılı Kanun’un 30/1. maddesine istinaden vergi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi ve 21/04/2016 tarih 5546 sayılı re'sen terk oluru yazısına istinaden takdir komisyonuna sevk edilen davacı hakkındaki takdir komisyonu kararında, somut ve objektif kriterlere yer verilmediği, mükellefe ait defter ve belgeler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmaksızın, takdirin müstenidatı gösterilmeden sadece 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilanço aktifinde ticari mallar ve diğer stoklar toplamını 164.734,26 TL olduğu ve 2014 yılında mevcut stokların çıkışının olmaması nedeniyle 2013/03 döneminde davacın stok hesaplarında bulunan 164.734,26 TL ticari emtiyanın stok çıkışı yapılarak ilgili dönem KDV matrahı olarak beyan edilmesi gerektiği belirtilerek ilgili dönem katma değer matrahının 164.734,26 TL olarak takdirine karar verildiği, takdir komisyonu tarafından herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, stokta bulunduğu belirtilen emtianın niteliği ile fiilen stokta bulunduğuna yönelik bir inceleme yapılmadığı, davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürüldüğü üzere stoktaki emtiaların bozulma özelliği olan ve faklı KDV oranlarındaki mallar olduğuna yönelik iddiası karşısında takdir komisyonunca stokta bulunan emtianın ne tür mallar olduğu ile bu mallara isabet eden KDV oranlarına yönelik ayrıntılı bir inceleme yapılmaksızın sadece davacının 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesindeki stok miktarı esas alınarak matrah takdir edildiği görülmekle “vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır.” ilkesine uygun hareket edilmediği, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesi ve eklerinde; takdir komisyonu tarafından niteliği belirtilmeyen stoklar için KDV oranı %18 olarak belirlendiğinin ifade edildiği, ancak niteliği belirtilmeyen bu stokların niteliklerine yönelik herhangi bir tespitin olmadığı oysa ki idarece, bu konuyu inceleme elemanlarına yaptıracağı araştırma ile tespit edebileceği gibi inceleme yetkisine sahip takdir komisyonunca da söz konusu hususların araştırılıp, takdirin açık gerekçelerinin ortaya konulması gerekirken, davacı nezdinde veya haricen herhangi bir tespit yapılmaksızın, takdir komisyonu tarafından da, 213 sayılı sayılı Kanun'un 75.maddesiyle verilen yetkiler kullanılarak, resen gerekli araştırma ve incelemeler yapılmadan düzenlenen takdir komisyonunun kararına dayanarak yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır. " şeklindeki gerekçeyle 2014/3 dönemine ait katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılmasına karar verildiği görüldüğünden, ziyaı uğratılmış bir verginin varlığından söz edilemeyeceğinden davacı adına resen tarh olunan 2014/3 dönemi katma değer vergisi tarhiyatına bağlı olarak kesilen dava konusu vergi ziyaı cezasının hukuki dayanağı kalmadığından kaldırılması gerektiği gerekçesiyle kabul ederek, dava konusu cezalı tarhiyatı kaldıran Kayseri Vergi Mahkemesi'nin 06/04/2017 gün ve E: 2016/1228, K: 2017/363 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Kayseri Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/04/2017 gün ve E: 2016/1228, K: 2017/363 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddine, yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde davalı idareye iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)