(2577 S. K. m. 54, Geç. m. 8) (2942 S. K. Ek m. 1, Geç. m. 6, 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Alemdar Mahallesi, 5339 ada, 2 parsel, sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesi ve hukuken el atılması nedeniyle taşınmaz bedeline ilişkin olarak uğranıldığı belirtilen 10.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davanın reddine karar veren Bursa 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 29/04/2016 günlü ve E:2015/298, K:2016/433 sayılı kararını itirazen inceleyerek onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi'nin 18/10/2016 günlü ve E:2016/390, K:2016/304 sayılı kararının davacılar tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen savunma dilekçesinde ise; karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Dokuzuncu İdare Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8.maddesi uyarınca 20.07.2016 tarihinden önce idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar yönünden halen uygulanabilir olan 54. maddesi gereğince karar düzeltme istemi kabul edilerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Alemdar Mahallesi, 5339 ada, 2 parsel, sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesi ve hukuken el atılması nedeniyle taşınmaz bedeline ilişkin olarak uğranıldığı belirtilen 10.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07/09/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek Madde 1'de; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici Madde 11'de ise; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeye göre; uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılması ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılması veya imar planı değişikliği yapılması/yaptırılması zorunluluğu getirilerek bu konuda vatandaşların karşılaştıkları mağduriyetlerin giderilmesi, bu kapsamda kalan taşınmazların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç beş yıllık süre içerisinde bütçe imkanları dahilinde ilgili idarelerce kamulaştırılması veya taşınmazların mevcut imar planı bulunup bulunmadığı veya imar planı yapılabilecek yerlerden olup olmadığı durumuna göre imar planı/imar uygulaması/toplulaşma yapılmak/yaptırılmak suretiyle başka yerden mümkün ise müstakil, değilse hisseli parsel verilmesi veyahut taşınmazların tahliye edilerek kullanıma imkan verecek biçimde malikine iade edilmesi amaçlanmıştır.
Kanunda düzenlenen 5 yıllık sürenin ek 1. madde kapsamında kalan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar hakkında da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda; yeni yasal düzenleme uyarınca bu aşamada hukuken uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağı bulunmadığından itiraza konu mahkeme kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; sonradan yürürlüğe giren yasa maddeleri nedeniyle uyuşmazlıkta tarafların haklılık oranı belirlenemediğinden maktu olan vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılamayacağı da açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davacılar tarafından yapılan karar düzeltme isteminin kabulüne, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi'nin 18/10/2016 günlü ve E:2016/390, K:2016/304 sayılı kararının kaldırılmasına, Bursa 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 29/04/2016 günlü ve E:2015/298, K:2016/433 sayılı kararın bozulmasına, davada karar verilmesine yer olmadığına, dava, itiraz ve karar düzeltme aşamalarına ilişkin olup aşağıda dökümü yapılan 1.223,80.- TL yargılama giderleri ile 900,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın taraflara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
BURSA
2. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2015/298
KARAR NO: 2016/433
KARAR TARİHİ: 29.04.2016
DAVANIN ÖZETİ: Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Alemdar Mahallesi, 5339 ada, 2 parsel, sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesi ve hukuken el atılması nedeniyle taşınmaz bedeline ilişkin olarak uğranıldığı belirtilen 10.000,00 TL maddi zararın; taşınmazlara hukuken el atıldığı, daha evvel anılan bölgede 13.04.2006 tarih ve 220 sayılı meclis kararı ile 'Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı' ilan edildiği ve nazım ile uygulama imar planlarının yapıldığı, söz konusu karara karşı açılan davalarda mahkemelerce iptal kararları verildiği ve kararların Danıştayca onandığı, yine bu kapsamda acele kamulaştırma yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının da Danıştay tarafından iptal edildiği, anılan kararlara rağmen tekrardan alanın 'Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı' ilan edilerek taşınmazlarına müdahale edildiği, mülkiyet hakkının kısıtlandığı, bu durumun ulusal ve uluslararası düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği iddia edilerek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmektedir.
DAVALI BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu alana ilişkin tesis edilen işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, söz konusu alanda daha evvel 13.04.2006 tarih ve 220 sayılı meclis kararı ile 'Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı' ilan edildiği ve nazım ile uygulama imar planlarının yapıldığı, söz konusu karara karşı açılan davalarda mahkemelerce iptal kararları verildiği ve kararların Danıştayca onanması üzerine herhangi bir uygulamanın yapılmadığı, daha sonra mevzuat ile tanınan yetkiler çerçevesinde 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edildiği, ayrıca söz konusu alan 6306 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra riskli alan olarak ilan edildiği ve bu kapsamda yapılacak işler bağlamında belediyenin bakanlık tarafından yetkilendirildiği, taşınmazların kamulaştırılması amacı ile 18.09.2014 tarih ve 942 sayılı meclis kararıyla X beş yıllık kamulaştırma imar programının 2011-2015 yılı dilimine ek olarak alındığı, 20.01.2015 tarih ve 362 sayılı encümen kararı ile de kamulaştırma kararının alındığı, kararın tebliğ edilmesine ve uzlaşmaya davet edilmesine karşın bu yolun tercih edilmeyerek doğrudan dava açma yolunun tercih edildiği, dava şartının bu nedenle bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI SAVUNMANIN ÖZETİ: Usulen, bakılan davada doğru hasmın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın olması gerektiği, esastan; işlemin hukuka uygun olduğu, açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Bursa 2.İdare Mahkemesi'nce, duruşma için taraflara önceden bildirilen 28.04.2016 tarihinde davacı vekili Av. A.B.'nin, davalı Belediye vekili Av. C.E.'nin ve davalı Bakanlık vekili Av. A.I.'nın geldiği görülerek yapılan açık duruşmada gelen taraflara usulüne uygun söz verilip açıklamaları dinlendikten sonra dosya incelenerek işin gereği düşünüldü:
Dava, Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Alemdar Mahallesi, 5339 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesi ve hukuken el atılması nedeniyle taşınmaz bedeline ilişkin olarak uğranıldığı belirtilen 10.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 7/e maddesinde; 'Belediye Kanununun 69 ve 73 üncü maddelerindeki yetkileri kullanmak.' hükmüne yer verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 69. maddesinde; 'Belediye; düzenli kentleşmeyi sağlamak, beldenin konut, sanayi ve ticaret alanı ihtiyacını karşılamak amacıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde, özel kanunlarına göre korunması gerekli yerler ile tarım arazileri hariç imarlı ve alt yapılı arsalar üretmek; konut, toplu konut yapmak, satmak, kiralamak ve bu amaçlarla arazi satın almak, kamulaştırma yapmak, bu arsaları trampa etmek, bu konuda ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ve bankalarla iş birliği yapmak ve gerektiğinde onlarla ortak projeler gerçekleştirmek yetkisine sahiptir...' hükmüne, 73. maddesinde; ' Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi için ilgili belediyenin talebi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca bu yönde karar alınması şarttır...Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı ilan etmeye büyükşehir belediyeleri yetkilidir. Büyükşehir belediye meclisince uygun görülmesi halinde ilçe belediyeleri kendi sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar işlemleri ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır...Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerlerde belediyelere ait gayrimenkuller ile belediyelerin anlaşma sağladığı veya kamulaştırdıkları gayrimenkuller üzerindeki inşaatların tamamı belediyeler tarafından yapılır veya yaptırılır. Belediye ile anlaşma yapmayan veya belediyece kamulaştırılmasına gerek duyulmayan gayrimenkul sahiplerinden proje alanında kendilerine 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesine göre ayrı ada ve parselde imar hakkı verilmemiş olanlar kamulaştırmasız el atma davası açabilir...' hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. Maddesinde; ' Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır...' hükmüne, 8. maddesinde; ' İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar...' hükmüne, 10. maddesinde; 'Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Alemdar Mahallesi, 5339 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesi ve hukuken el atılması nedeniyle taşınmaz bedeline ilişkin olarak bakılmakta olan iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacılar tarafından, taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı bir başka deyişle hukuken el konulduğu gerekçesiyle iş bu dava açılmış ise de; esasen, söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 29.07.2010 tarih ve 678 sayılı meclis kararı ile 'Sıcak Su Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edildiği, imar planı yapılmak ve kamuya ayrılmak suretiyle hukuken el atılmadığı, söz konusu ilan kapsamında, taşınmazların, kamulaştırılması amacı ile 18.09.2014 tarih ve 942 sayılı meclis kararıyla X beş yıllık kamulaştırma imar programının 2011-2015 yılı dilimine ek olarak alınmasına karar verildiği ve 20.01.2015 tarih ve 362 sayılı encümen kararı ile de kamulaştırma kararının alındığı ve kamulaştırma işlemlerinin başlatıldığı dikkate alındığında, iş bu uyuşmazlık kapsamında taşınmazlara hukuken el atıldığından bahisle uğranıldığı iddia edilen zarardan bahsetmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu alanda daha evvel 13.04.2006 tarih ve 220 sayılı meclis kararı ile 'Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı' ilan edildiği ve nazım ile uygulama imar planlarının yapıldığı, söz konusu karara karşı açılan davalarda mahkemelerce iptal kararları verildiği ve kararların Danıştayca onanması üzerine herhangi bir uygulamanın yapılmadığı da tartışmasızdır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, A.A.Ü.T uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 1.500-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, artan 2.050 TL keşif ve bilirkişi ücretinin istemi halinde, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Bursa Bölge İdare Mahkemesi'ne yolu açık olmak üzere 29/04/2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)