(2577 S. K. m. 45) (3194 S. K. m. 18, 19) (2644 S. K. m. 21) (2981 S. K. Ek. m. 1) (İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik. m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, İstanbul İli, …… Mevkii, 8703 ada, 4 sayılı parselde yer alan taşınmazlarını kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminin; taşınmazlarından birden fazla DOP kesintisi yapıldığı, parselasyon işlemi ile taşınmazının yerinin değiştiği, bu durumun mağduriyetine neden olduğu, söz konusu adada yer alan imar yolunun kaldırıldığı iddialarıyla iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 15.11.2016 tarih ve E: 2014/1515, K: 2016/1888 sayılı kararın, istinaf yoluyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, ….. Mevkii, 8703 ada, 4 sayılı parselde yer alan taşınmazlarını kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesinde, imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyeler ait bulunan yerlerle birleştirmeye bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağılımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar sahanın arsaların düzenlenmeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçmemek üzere düzenleme ortaklık payı olarak düşülebileceği, düzenleme ortaklık paylarının düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınamayacağı, ancak bu hükmün o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmeyeceği, üzerinde bina bulunan hisseli parsellerin şuyulandırmanın sadece zemine ait olup, şuyunun giderilmesinde bina bedelinin ayrıca dikkate alınacağı düzenleme sırasında plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapının ancak bir imar parseli içinde bırakılabileceği, bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapıların kamulaştırılmadıkça yıktırılamayacağı, 19. maddesinde de; kesinleşen parselasyon planlarının tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderileceği hükmüne yer verilmiştir.
2981 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "İmar planı olan yerlerde, 09/05/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına resen tescil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkilidir." hükmü yer almıştır.
İmar Kanunu'nun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde, "İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır:
a. Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır.
b. Plan ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır.
c. Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, İmar parselasyon planları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar iddiaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir. Hisselendirme, imar ada veya parselinin yüzölçümü payda kabul edilerek, hisse sahiplerine ait düzenleme ortaklık payları çıkarıldıktan sonra kalan yüzölçümü miktarı hisse kabul edilerek kat mülkiyeti uygulanmak üzere yapılır. Hisselendirme, ana yapı veya yapıların toplam inşaat alanları veya bağımsız bölüm adetleri ile orantılı olarak hesaplanır. Hisselendirilmiş parselin tapu kütüğündeki beyanlar hanesine "İmar Kanununun 18. maddesindeki kat mülkiyeti esası uygulanmıştır" ibaresi yazılır. Ana yapının veya yapıların inşaatı ve kullanılması gibi hususlarda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanır. Düzenlemeye tabi tutulan parselin zemin durumu ve üzerindeki yapının özelliği itibariyle düzenleme ortaklık payının alınamadığı hallerde, ilgilisinin muvafakatı ile düzenleme ortaklık payı miktarı bedele dönüştürülebilir. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde İmar Kanununun 18 inci maddesi hükmünün tatbiki mümkün olmayan hallerde, müstakil inşaata elverişli olan kadastro parsellerine plana göre inşaat ruhsatı verilirken de yukarıdaki hüküm uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak bedel takdirlerin ve bu bedellere itiraz şekilleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine tabidir. Bu bedel, düzenlemenin gerçekleştirilmesi için yapılacak kamulaştırmalar dışında kullanılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesinde; “Köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına tescil olunur.” kuralı yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İli, … Mevkii, 8703 ada, 4 sayılı parselde yer alan taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, kendi parselini de kapayacak şekilde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca yapılan imar uygulamasının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor esas alınarak "Bu durumda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar uygulamasında yoldan ihdas parseli oluşturularak davalı idare adına yer tahsisi yapılmasının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ve Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu, ayrıca dava konusu encümen kararı ile yapılan imar uygulamasının 2981 sayılı Kanunun Ek 1 maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığı görüldüğünden, dava konusu imar uygulamasında, parselasyon tekniklerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'na ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle iptal kararı verildiği görülmüştür.
Olayda, dava konusu taşınmazı da kapsayan alanda daha önce 01.02.2002 tarih ve 102 sayılı encümen kararı ile parselasyon uygulaması yapıldığı, bu işleme karşı komşu parsel maliki ….tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2002/1066 esas sayısına kayıtlı davanın açıldığı, dosyada keşif-bilirkişi incelemesi yapılarak düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak; alanda özel parselasyon planı olduğu, özel parselasyona göre davacının taşınmazının yapılaşmaya uygun ve değerli konumda olmasına rağmen dava konusu uygulama ile eski yerinden daha aşağıda ve itibari değeri düşük alandan yer verildiği gerekçesiyle "iptal" kararı verildiği ve Danıştay incelenmesinden de geçerek kesinleşmesi üzerine bu karar doğrultusunda davaya konu 05.12.2013 tarih ve 1533 sayılı encümen kararı ile onanan uygulamanın yapıldığı tespit edilmiştir.
Dava konusu parselasyon planı incelendiğinde, davacılara aynı ada içerisinde aynı parsel büyüklüğünde eşdeğer yer verildiği, idarenin mahkeme kararı doğrultusunda uygulama yaptığı, davacının iddiasının aksine ikinci kez DOP kesimi yapılmayıp uygulamada DOP hesaplanmadığı, 4 parsel sayılı taşınmazın mahkeme kararı doğrultusunda başka kişiye verildiği, mevcut imar yolunun plan değişikliği ile kapatılması nedeniyle davacı iddiasının plana karşı açılacak davada incelenebileceği dolayısıyla davacının iddialarının yerinde olmadığı, parselasyon planının imar mevzuatına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar Mahkemesince, dava konusu alanda 2981 sayılı Kanunun Ek 1 maddesi koşulları oluşmadığı, davalı idare adına yoldan ihdas yoluyla parsel oluşturulmasının mevzuata aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; dava konusu alanda İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2002/1066 esas sayılı dosyasında da belirtildiği üzere özel parselasyon planı bulunduğu, ayrıca davacıların taşınmaza sonradan 23.03.2010 tarihinde aldıkları doğru olmakla birlikte taşınmazın daha önceki maliklerinin 08.01.1979 yılında aldıkları, anılan tarihten beri taşınmazın hisseli olduğu gözönüne alındığında olayda 2981 sayılı Kanunun Ek 1 maddesi uygulama koşullarının bulunduğu, diğer taraftan, kapanan yolların doğrudan belediye adına tescil edilemeyeceği, öncelikle DOP hesabında dikkate alınarak kamu kullanımına tahsis edilmesi gerekmekte ise de, dava konusu parselasyon planında DOP kesintisi yapılmadığı, maliklere hisseleri oranında yer vermek adına kamuya tahsisat yapılmadığı bu sebeple DOP kesintisi yapılmadığından 2644 sayılı Yasanın 21. Maddesi uyarınca kapanan yolun ihdası ile belediye adına tescilinde mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu parselasyon planının İmar Kanunu ve 18. Madde Yönetmeliğine uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 15.11.2016 tarih ve E: 2014/1515, K: 2016/1888 sayılı kararın bozulmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 2.645,30-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 112,70.- TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, iş bu karara karşı da tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 15/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)