(2577 S. K. m. 45, 46) (2872 S. K. m. 8, 20, 25) (5326 S. K. m. 17) (213 S. K. m. 298) (Atık Yönetimi Yönetmeliği m. 4, 5, 9, 25)
İSTEMİN ÖZETİ:…… adresinde geçici faaliyet belgesi, çevre izin belgesi ve tehlikesiz atık toplama-ayırma belgeleri olmaksızın faaliyet gösteren ....... Geri Dönüşüm ... Ltd. Şti.'ye ait işyerinde yapılan 12/07/2016 günlü denetimde, davacı ....... Müh. İnş. ... A.Ş.'ye ait tehlikesiz arıtma çamurlarının ....... Hurdacılık ... Ltd. Şti.'ye ait ....... ve ....... plakalı araçlarla tesise getirildiğinin ve bir kısmının dökülmüş olduğunun tespit edildiği belirtilerek, davacının 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(r) maddesi uyarınca 147.285,00 TL para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 14/07/2016 tarih ve 13251696-858-E.9157 sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davayı; "dava dışı ....... Geri Dönüşüm İmha Haf. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait tesiste mevzuat hükümlerine aykırı olarak Çevre İzin ve Lisans Belgesi olmadan faaliyette bulunulduğu, tesis sahası içinde bulunan tehlikesiz arıtma çamurlarının davacı şirkete aidiyeti sabit olup, Çevre Kanunu hükümlerine aykırı hareket eden davacı şirkete Kanun hükümleri uyarınca 147.285,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle reddeden Kocaeli1.İdare Mahkemesinin 12/01/2017 tarih ve E:2016/1094, K:2017/81 sayılı kararının, davacı tarafından; kendilerine ait atıkların ....... Geri Dönüşüm İmha Haf. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'ne bırakılmasında sorumluluklarının olmadığı, anılan firmayla hukuki münasebetlerinin bulunmadığı, atıklarını taşıması için sözleşme yaptıkları bertarafçı firma olan ....... Atık Yönetim A.Ş.'nin sorumluluğunun bulunduğu, denetim tutanağının eksik araştırma sonucunda düzenlendiği, kusur ve sorumluluk yönünden hukuka aykırı olarak tesis edildiği öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve Kanun hükümlerine uygun bulunan mahkeme kararına yapılan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; dava dosyası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı45. Maddesinin 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”hükmü, 4. Fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." hükmü yer alırken, aynı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; bölge idare mahkemelerinin, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaları, hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği düzenlenmiştir.
Davacının istinaf başvurusu; … adresinde geçici faaliyet belgesi, çevre izin belgesi ve tehlikesiz atık toplama-ayırma belgeleri olmaksızın faaliyet gösteren ....... Geri Dönüşüm ... Ltd. Şti.'ye ait işyerinde yapılan 12/07/2016 günlü denetimde, davacı ....... Müh. İnş. ... A.Ş.'ye ait tehlikesiz arıtma çamurlarının ....... Hurdacılık ... Ltd. Şti.'ye ait ....... ve ....... plakalı araçlarla tesise getirildiğinin ve bir kısmının dökülmüş olduğunun tespit edildiği belirtilerek, davacının 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(r) maddesi uyarınca 147.285,00 TL para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 14/07/2016 tarih ve 13251696-858-E.9157 sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesine ilişkindir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Kirletme Yasağı" başlıklı 8. maddesinde; "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un "İdari nitelikteki cezalar" başlıklı 20. maddesinin, 1. fıkrasının(r) bendinde; "Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü kurala bağlanırken,2. fıkrasında; bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezalarının kurum, kuruluş ve işletmelere üç kat verileceği ifade edilmiş, yine aynı Kanun'un 25. maddesinde; İdari para cezalarının tahsil usulü hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin 7. fıkrasında ise; İdarî para cezalarının, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı düzenlenmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 25/12/2015 tarih ve 29576 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2016/1 sayılı Tebliğde ise; yıllar itibariyle ilan edilen yeniden değerleme oranlarının uygulanması suretiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin (r) bendinde yazılı olan 24.000,00 TL'lik para cezasının 2016 yılında uygulanacağı tutar, 49.095,00 TL olarak hesaplanıp ilan edilmiştir.
Atık Yönetimi Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (d) bendinde, Atık: "Üreticisi veya fiilen elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişi tarafından çevreye atılan veya bırakılan ya da atılması zorunlu olan herhangi bir madde veya materyal"; (h) bendinde, Atık Sahibi:"Atık üreticisi ya da atığı zilyetliğinde veya mülkiyetinde bulunduran gerçek ve/veya tüzel kişi"; (j) bendinde, Atık Üreticisi: "Faaliyetleri sonucu atık oluşumuna neden olan kişi, kurum, kuruluş ve işletme ve/veya atığın bileşiminde veya yapısında bir değişikliğe neden olacak ön işlem, karıştırma veya diğer işlemleri yapan herhangi bir gerçek ve/veya tüzel kişi"; (aa) bendinde, Geri Kazanım: "Piyasada ya da bir tesiste kullanılan maddelerin yerine ikame edilmek üzere atıkların faydalı bir amaç için kullanıma hazır hale getirilmesinde yer alan ve ek-2/B’de listelenen işlemler", (II) bendinde Toplama: "Atıkların ayrı toplandığı yerlerden taşınması amacıyla alınması" şeklinde tanımlanmış, "Genel İlkeler" başlıklı 5. Maddesinin, tespit tarihinde yürürlükte olan ve 23/03/2017 tarihli değişiklikten önceki haliyle (ı) bendinde; "Atıkların, Bakanlık ve/veya il müdürlüğünden izin ve/veya çevre lisansı almış tesisler, üretici/yetkilendirilmiş kuruluşlar, atık taşımaya yetkili/lisanslı taşıyıcılar dışında üçüncü kişiler tarafından ticari amaçlar ile toplanması, satışı, geri kazanılması ve/veya bertaraf edilmesi, diğer maddelerle ve yakıtlara karıştırılarak yakılması yasaktır" hükmüne yer verilmiş, anılan Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında ise atık sahibinin; "atıklarını bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere uygun olarak yönetmekle yükümlü" olduğu belirtilirken, "İdari Yaptırım" başlıklı 25. Maddesinde; bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanununda öngörülen müeyyidelerin uygulanacağı vurgulanmıştır.
Atık Yönetimi Yönetmeliği incelendiğinde; göre atığın sadece üreticinin elinde değil, hakimiyeti altında bulunduğu zilyedin de elinde bulunabileceği, gerek üreticiler gerekse zilyedlerin duruma göre "Atık Sahibi" kabul edildiği, "Toplama" faaliyetinin ise atıkların bulunduğu yerlerden taşınmak amacıyla alınması olduğu gözetildiğinde; atık üreticileriyle geri kazanım yahut bertaraf sözleşmesi imzalayanların, bu atıkları kabul ettikleri andan itibaren zilyed sıfatıyla atık sahibi sayılacağı, dolayısıyla atığın zilyedi olmakla birlikte geri kazanım ve bertarafı için mevzuata uygun hareket etmekle sorumlu hale gelecekleri anlaşılmaktadır.
Dava dosyası incelendiğinde; davacıya ait tesiste üretilen arıtma çamurlarının bertarafı için "Tehlikesiz Atık Geri Kazanım" konulu çevre izin ve lisans belgesi sahibi olan ....... Atık Yönetimi A.Ş. isimli bir şirketle "Tehlikesiz Atık Alımı Sözleşmesi" imzaladığı, anılan sözleşmede atık üreticisi olan davacının "atığın araçlara yüklenmesinden"; bertarafçı firmanın ise bu atıkların "kabulü ve teslim alınmasından" sorumlu tutulduğu, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamak şartıyla atık üreticileri ile atık bertaraf ve geri kazanım faaliyeti yürüten firmalar arasında bu tür sözleşmelerin yapılmasına yasal bir engel bulunmadığı, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 02/07/2016 ila 11/07/2016 dönemini kapsayan kantar fişleri, sevk irsaliyeleri ve Tehlikesiz Veya İnert Atık Geri Kazanım Formlarına göre; davacıya ait tesiste üretilen evsel atıksu arıtma çamurları için teslim alan aracın plakası ve şoförünün isimlerini de içeren kantar fişleri düzenlendiği sevk yeri kısımlarında " ....... Atık" ibaresine yer verildiği, ....... Atık Yönetimi A.Ş. Tarafından karşılık olarak kantar fişleri düzenlendiği ve nakliyenin " ......." tarafından yapıldığının belirtildiği, keza davacı tarafından ....... Atık Yönetim A.Ş. adına düzenlenen sevk irsaliyelerinde "Teslim Alan" kısmında yer verilen araç plakaları ile şoför adlarının kantar fişlerinde belirtilenler ile uyumlu olduğu, tüm bu bilgilerin teyit edildiği tehlikesiz veya inert atık geri kazanım formlarının ise hem davacı hem de ....... Atık Yönetim A.Ş. kaşeleri vurularak şirket yetkililerince imzalandığı, buna karşın; 12/07/2016 günü herhangi bir izin belgesi bulunmayan ....... Geri Dönüşüm ... Ltd. Şti. isimli 3. bir firmaya ait işyerinde yapılan denetim sırasında bu araçlardan iki tanesinde davacıya ait atık çamurlarının bulunduğu tespit edilince "arıtma çamurlarının lisanssız bir firmaya verildiği" gerekçesiyle dava konusu para cezasının uygulandığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü; davacıya ait tesiste üretilen arıtma çamurlarının, herhangi bir izin, lisans ve faaliyet belgesi bulunmayan 3. firmaya götürülmesinden, davacının mı yoksa bu atıkların alımı konusunda sözleşme imzaladığı bertarafçı firmanın mı sorumlu tutulacağının belirlenmesine bağlıdır.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacıya ait tesiste üretilen arıtma çamurlarını taşıyan iki araç, izinsiz faaliyet gösteren 3. bir kişiye ait bertaraf tesisinde tespit edilmişse de, davalı idare tarafından tespit anında bir kısmı araçta bir kısmı ise dökülmüş vaziyette olduğu belirtilen arıtma çamurlarının davacıya ait tesiste üretildiğine ve sözleşme imzaladığı ....... Atık Yönetim A.Ş.'den bağımsız olarak ....... Nakliyat ... Ltd. Şti.'ye ait iki araçla olay mahalline taşıtıldığına dair herhangi bir araştırma yapılıp, davacı dışındaki diğer 3 firma yetkilisinin konuya ilişkin beyanları alınmadan işlem tesis edildiği, buna karşın; davacı tarafından, söz konusu arıtma çamurlarının toplanması faaliyeti kapsamında kendisine ait tesislerden alınması, kabulü, taşınması ve boşaltımı konusunda, bakanlıktan aldığı çevre izin ve lisansı ile faaliyet yürüten bir başka firmanın sorumluluğu üstlendiğini gösteren "Tehlikesiz Atık Alımı Sözleşmesi" ile olay mahallinde tespit edilen ....... Nakliyat ... Ltd. Şti.'ye ait araçların söz konusu lisanslı firma adına kendisine ait tesisten arıtma çamurlarını teslim aldığını gösteren kantar fişlerini, sevk irsaliyelerini, faturaları ve tehlikesiz veya inert atık geri kazanım formlarının ibraz edilmesi karşısında, uyuşmazlık konusu ceza için yeterli ve elverişli tespitler yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; tesisinde üretilen arıtma çamurlarının alım ve bertarafı konusunda bakanlık tarafından düzenlenmiş çevre izin ve lisans belgesine sahip bir şirketle sözleşme imzaladığı sabit olan davacının, somut olaydaki sorumluluğunu belirlemek adına gerekli araştırmalar yapılmaksızın uygulanan para cezasında hukuka uygunluk; aksi yönde verilen ilk derece Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kocaeli 1.İdare Mahkemesinin 12/01/2017 tarih ve E:2016/1094, K:2017/81 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 45/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, aynı kanun maddesi uyarınca dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının Mahkeme ve İstinaf aşamalarında katlandığı ve aşağıda ayrıntılı dökümü yapılan toplam 456,55 TL tutarındaki yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1,090,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince davacıya iadesine, temyiz süresi geçtikten sonra dava dosyasının mahkemesine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 46. maddesi uyarınca 30gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere 05/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)