(2577 S. K. m. 45, 46) (2872 S. K. m. 20) (Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği m. 24)
İSTEMİN ÖZETİ: …… adresinde davacı şirket tarafından işletilen işletmede yapılan denetim ve ölçümde çevresel gürültü düzeyinin Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'nin 24/1-b bendinde belirtilen sınır değeri aştığının 19.12.2015 tarihli çevresel gürültü tespit tutanağıyla tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca davacıya 23.249,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının 29.12.2015 tarih ve GU150030 sıra numaralı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davayı; "davacının faaliyet gösterdiği işyerinde gürültü nedeniyle yönetmelikte öngörülen gürültü düzeyini aştığı ve çevreyi rahatsız ettiği sabit olduğundan bu eyleminden dolayı idari yaptırım olan para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle reddeden İstanbul 4.İdare Mahkemesi Hakimliğinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/174, K:2016/2491 sayılı kararının, davacı tarafından; gürültü kirliliğine yol açacak derecede ölçüm yapılmadığı, iş yerinin çevresinde bulunan başka eğlence yerlerince yapılan müzik yayının gürültü seviyesi ölçümüne etki edebileceği öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve Kanun hükümlerine uygun bulunan mahkeme kararına yapılan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu İstanbul 4.İdare Mahkemesi Hakimliğinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/174, K:2016/2491 sayılı kararında Kanunun 45/4. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı Kanunun 45/3. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 187,40-TL istinaf yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 06/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 127. maddesinin ikinci fıkrasında "Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde "Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini", (b) bendinde "Belediyenin organları: Belediye meclisini, belediye encümenini ve belediye başkanını" ifade edeceği belirtilmiş, 34. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görev ve yetkileri arasında, 38. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak" ve (p) bendinde "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" belediye başkanının görev ve yetkileri arasında sayılmış, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde "Diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyükşehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak" büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında sayılmış, 28. maddesinde "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde "Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır." hükmüne, 22. maddesinde "Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir. Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir. İdarî kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir. 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yer bakımından yetki kuralları kabahatler açısından da geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 24. maddesinde "(Değişik: 26/4/2006 - 5491/16 md.) Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında il çevre ve orman müdürlerince verilir." hükmüne 12. maddesinde de "Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belirlenen denetleme görevlilerine (…) devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usûl ve esasları çerçevesinde yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Çevre Kanununa Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde "Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yetki devri yapıldığında; ihlaller için İdari Yaptırım Kararı düzenlenmek suretiyle idari para cezası verme yetkisi devri yapılan kurum veya kuruluşlar tarafından kullanılır" düzenlemesi yer almıştır.
Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün "Yetki Devri" konulu 2006/16 sayılı Genelgesinde, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'nde belirtilen gürültü ile ilgili, 2872 sayılı Çevre Kanununun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme ve idari yaptırım kararı verme yetkisinin Çevre Denetim Birimi olan Ek'te isimleri yer alan belediyelere devredildiği, "Ek 1: Yetki Devri Yapılan Belediyeler" arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuatların değerlendirilmesinden; mahalli idare olan belediyelerin belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı organlarından oluştuğu, belediyelerde, kanunlarda öngörülen cezaları vermek, dolayısıyla, idari para cezası verme yetkisinin belediye encümenine ait olduğu, bu yetkinin başka bir makama devredilebileceğine ilişkin bir hüküm yer almadığı, her ne kadar Kabahatler Kanunu'nda, kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkili olduğu belirtilmiş ise de, Belediye Kanunu'nda açık bir şekilde kanunlarda öngörülen cezaları vermek yetkisinin belediye encümenine verilmesi nedeniyle, diğer Kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde idari para cezası verme yetkisinin belediyelerde encümene ait olduğu, Çevre Kanunu uyarınca idari para cezası verme yetkisinin esas itibarıyla Bakanlığa ait olduğu, ancak bu yetkinin çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına Bakanlıkça devredilebileceği, Bakanlığın 2006/16 sayılı yetki devri genelgesiyle çevresel gürültü konusundaki yetkinin belediye başkanlarına değil ekli listede yer alan belediye tüzelkişiliklerine devredildiği, yetki devri yapılan belediyeler arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının da yer aldığı, dolayısıyla, 2006/16 yetki devri kapsamında idari para cezası verme yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümenine ait olduğu açıktır.
Olayda, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 12. ve 24. maddesi ile Çevre ve Orman Bakanlığının 2006/16 sayılı Yetki Devri Genelgesi kapsamında, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca davaya konu idari para cezası verme yetkisi İstanbul Büyükşehir Belediye Encümenine ait olduğundan, bu hususta yetkisi bulunmayan Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verilen idari para cezası işleminde yetki unsuru açısından hukuka uyarlık bulunmadığından, istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)