(2577 S. K. m. 45, Geç. m. 8) (5520 S. K. m. 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Tasfiye Halinde S.S. Bahşiş Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin 2012/1-3 dönemine ait kurum geçici vergi beyannamesini ve 2012/1 ila 8 dönemlerine ait katma değer vergisi beyannamelerini elektronik ortamda süresinde vermediğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca tasfiye memuru sıfatıyla davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davalı idarenin savunma dilekçesi ve eklerinden, 2012/1-3 ve 2012/1 ila 4 dönemleri için kesilen özel usulsüzlük cezalarının düzeltme fişi ile terkin edildiği anlaşıldığından bu kısım yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, dosyadan, tasfiyesine karar verilen S.S. Bahşiş Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ne 28.05.2012 tarihinde davacının tasfiye memuru olarak atandığının ve 16.07.2013 tarihi itibariyle davacının tüm yetkilerinin sona erdiğinin anlaşıldığı, 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine eklenen ve 03.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrası uyarınca, tasfiye halindeki kooperatife ait 2012/5 ila 8 dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamelerinin elektronik ortamda süresinde verilmemesinden davacının sorumluluğu olduğundan 2012/5 ila 8 dönemlerine ilişkin olarak kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/09/2015 gün ve E:2014/1303; K:2015/1377 sayılı kararının; dava dilekçesi ve ekinde sunulan delillerin yeterince irdelenmediği, Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen ve lehlerine olan hükümlerin uygulanmadığı, herhangi bir konuda yargı kararı mevcut ise verilen kararın davadaki tüm tarafları bağladığı, tasfiye sonunda verilmiş yargı kararı dikkate alınmadan adına kesilen özel usulsuzlük cezasından şahsen sorumlu tutulmasının yasal dayanaktan yoksun ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek, aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca gereği görüşüldü:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/9'uncu maddesinde, "Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır." hükmüne yer verilmiştir.
5520 sayılı Kanunun olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/9'uncu maddesinde tüzel kişiliği ortadan kalkan ve bu nedenle hak sahibi olması veya borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan şirketlerin vergi borçlarından kanuni temsilciler, limited şirket ortakları ve tasfiye memurları, hukuki statüleri de göz önüne alınarak farklı esaslara göre sorumlu tutulmuşlardır. Anılan düzenleme ile kanuni temsilciler tasfiye öncesi dönemlerden, tasfiye memurları da tasfiye dönemlerinden sorumlu tutulmakla birlikte, limited şirket ortaklarının sorumluluğu şirkete koydukları sermaye oranıyla, tasfiye memurlarının sorumluluğu ise tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlandırılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, S.S. Bahşiş Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 23/12/2010 tarih ve E:2010/398; K:2010/518 sayılı kararı ile tasfiyesine karar verildiği ve davacının 28/05/2012 tarihinde tasfiye memuru olarak atandığı, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 24/05/2013 tarih ve E:2010/398;K:2010/518 sayılı ek kararı ile de tasfiye sonucunda kooperatif terekesinde bulunan 14.710,80-TL. pasifte yer alan alacaklıların alacaklarını karşılamadığından başvurmaları halinde alacaklılara aciz belgesi verilmesine ve ek karar kesinleştiğinde tasfiye memuru olan davacının görevlerinin sona ermesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Olayda, Tasfiye Halinde S.S. Bahşiş Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin tasfiyesi sonucu dağıtılan bir tutar bulunmadığı anlaşıldığından, 5520 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/9'uncu maddesi kapsamında sorumluluğu bulunduğundan bahisle davacı adına kesilen dava konusu 2012/5 ila 8 dönemlerine ilişkin özel usulsüzlük cezalarında yasal isabet bulunmamakta olup, Mahkeme kararının itiraza konu olan, davanın reddine dair hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı itiraz isteminin kabulüne, Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/09/2015 gün ve E:2014/1303; K:2015/1377 sayılı kararının itiraza konu hüküm fıkrasının bozulmasına, bu kısma ilişkin olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, 2012/5 ila 8 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına, davacı tarafından karşılanan aşağıda dökümü yapılan toplam 278,70-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, itiraz aşamasında fazladan yatırılan 177,80-TL harcın istemi halinde, artan posta ücretinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.02.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: 5520 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/9. maddesinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükellefler yönünden, vergi ve ceza tarhiyatının muhatabı ve tahakkuktan sonra vergi ve cezanın ödenmesinden sorumluluk şeklinde iki ayrı hukuki durum düzenlenmiş bulunmaktadır.
Birinci hukuki durum tarhiyat aşamasına ilişkin olup, tasfiye öncesi dönemlere ilişkin vergi ve cezalar kanuni temsilciler adına, tasfiye dönemlerine ilişkin vergi ve cezalar ise, dağıtılan karın olup olmadığına bağlı olmaksızın tasfiye memurları adına tarh edilecektir, limited şirket ortakları adına ise sermaye hisseleri oranında dahi tarhiyat yapılmayacaktır.
İkinci hukuki durum ise tarh edilen vergi ve cezaların tahakkukundan sonra vergi ve cezaların ödenmesi aşamasına ilişkin olup, kanuni temsilciler vergi ve ceza borcunun tamamından, limited şirket ortakları şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında, tasfiye memurları ise tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olarak borcun ödenmesinden sorumlu olacaktır.
Nitekim söz konusu düzenlemenin gerekçesinde; "tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemine ilişkin olarak kesilecek vergi cezaları dahil her türlü vergi tarhiyatının, tasfiye dönemi için tasfiye memurları adına, tasfiye öncesi dönemleri için kanuni temsilciler müteselsil sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına yapılacağı öngörülmektedir." denilmektedir.
Buna göre, tasfiye memurunun tasfiye dönemine ilişkin vergi borcunun ödenmesinden sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan karın bulunup bulunmadığına bağlı olmakla beraber tasfiye memuru adına tasfiye dönemine ilişkin vergi veya cezanın tarhında dağıtılan karın bulunup bulunmadığının herhangi bir önemi bulunmamakta olup, tasfiye halindeki kooperatifin elektronik ortamda beyanname verme zorunluluğu olup olmadığı ile davacının itiraz dilekçesinde yer alan iddiaların esasının değerlendirilmek suretiyle itiraz hakkında karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle oyçokluğuyla verilen karara katılmıyorum. (¤¤)