(5326 S. K. m. 3, 16, 27, 32) (2577 S. K. Geç. m. 8) (2247 S. K. m. 20)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin, ambalaj atıklarını yetkili firmaya teslim etmediğinden bahisle 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca 190,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı'nın 27.11.2014 gün ve 5817 Sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davada; Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince verilen 05/11/2015 gün ve E:2015/602, K:2015/1137 Sayılı "dava konusu işlemin İptaline" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, ileri sürülerek itiraz yoluyla incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: 6545 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 Sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı gereği 2577 Sayılı Kanun'un somut olayda uygulanması gereken 45. maddesinin 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeter görürse veya itiraz sadece hukuki noktalara ilişkin ise veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. (Ek cümle: 05/04/1990 - 3622/15 md.) Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazı haklı bulduğu veya davaya görevsiz hakim tarafından bakılmış olması hallerinde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir, bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Yaptırım Türleri" başlıklı 16. maddesinde "Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir." hükmüne, 5560 Sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde; "Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır." hükmüne, 27. maddesinin (1) numaralı bendinde; "İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir." hükmüne, 5560 Sayılı Kanun ile eklenen (8) numaralı bendinde; "İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür" hükmüne, 32. maddesinde; "Yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alar hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, Kabahatler Kanunu'nun; idarî yaptırım kararlarına karşı, açıkça idari yargı merciinde dava açılabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda adli yargının görevli olduğu, yargı yoluna ilişkin açıkça idari yargı merciinde dava açılabileceğine ilişkin hüküm bulunması durumunda veya aynı kişiyle ilgili olarak, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde idari yargı merciinde dava açılabileceği açıktır.
Diğer bir ifadeyle, Kabahatler Kanunu'nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından, davacı şirketin, Bağcılar Mahallesi 1207. Sokak Gözeli Mevkii Bağlar/Diyarbakır adresinde, 27.11.2014 tarihinde yapılan saha ziyaretinde, daha önce ikaz edilmesine rağmen, ambalaj atıklarının Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak yetkili firmaya bedelsiz olarak verilmediğinin tespit edilmesi üzerine, ikaz gereğini yerine getirmediğinden bahisle Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca dava konusu idari yaptırım kararı ile cezalandırılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle Diyarbakır 2.Sulh Ceza Hakimliği'nin E:2014/1987 D.İş esasına kayıtlı açılan davada 30.04.2015 tarihinde uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görev ret kararı verilmesi ve bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine açılan davada, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nin 05/11/2015 gün ve E:2015/602, K:2015/1137 Sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Dairemizce yapılan itiraz incelemesi sırasında, bakılmakta olan davanın Sulh Ceza Mahkemesince verilen kesinleşmiş görev ret kararı üzerine açıldığının anlaşılması ve davada idare mahkemesinin görevli olmadığının sonucuna varılması üzerine, Dairemizin 06.07.2017 günlü, E:2017/1145 Sayılı kararıyla, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun "Temyiz incelemesi yapan yargı merciilerinin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaları" başlıklı 20. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurularak dosyanın itiraz incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilene kadar ertelenmesine karar verildiği, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27.11.2017 tarihli ve E : 2017/560, K: 2017/670 Sayılı kararı ile davaya konu idari para cezasının 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32.maddesi uyarınca verildiği, kararın bu haliyle 5326 Sayılı Kanun'un 16.maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren başka bir karar verilmediği, bu durumda Kabahatler Kanunu'nun 5560 Sayılı Kanunla değişik 3.maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 Sayılı yasa hükümleri dikkate alınması gerekeceğinden, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. Maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 30.04.2015 gün ve D.İş : 2014/1987 Sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; uyuşmazlık mahkemesinin yukarıda yer verilen kararı ile birlikte mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi gereğince uygulanan idari para cezasına karşı açılan iş bu davanın, aynı Kanunu'nun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca sulh ceza mahkemesinin görevine girdiği anlaşıldığından davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare vekili tarafından yapılan itirazın kabulüne, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin 05/11/2015 gün ve E:2015/602, K:2015/1137 Sayılı kararın bozulmasına, dosyanın uyuşmazlık mahkemesi kararı da dikkate alınarak görev ret kararı verilmek üzere Mahkemesine iadesine, verilecek kararda Mahkemece hüküm altına alınacağından yargılama giderleri hakkında bu aşamada ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45.maddesinin mülga 4.fıkrası gereğince kesin karar olmak üzere 03/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)