(2709 S. K. m. 2, 125) (2577 S. K. m. 28, 45, 49) (375 S. KHK. m. 28)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, Batman İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görev yapmakta iken Tanık Koruma Büro Amirliği'ne atanmasına ilişkin 21/03/2014 tarih ve 56672 sayılı işlemin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 18/03/2015 tarih ve 2015031714310661645 sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi zararlarının yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının, yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlem neticesinde eski halin geri getirilmesi kapsamında, 21/03/2014 tarihinden 19/02/2015 tarihine kadar branşlı personel olarak görev yaptığı Özel Harekat Şube Müdürlüğündeki görevinde fiilen görev yapmış gibi değerlendirilerek emsali personelin yararlandığı her türlü mali ve özlük haklardan yararlandırılması gerekirken, başvurusunun reddedilmesinin hukuken kabulüne olanak bulunmadığı ve Anayasa'nın 125. maddesindeki idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yolundaki kural uyarınca hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi zararlarının davalı idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle, Batman İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2015 tarih ve E: 2015/848, K:2015/2782 sayılı "dava konusu işlemin iptali, eski görevindeki emsali personel esas alınarak 21/03/2014 tarihi ile görevine iade edildiği 19/02/2015 tarihleri arasında yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak davacıya ödenmesi" kararının; hukuka aykırı olduğu, Kanun maddelerine uygun olarak tesis edilen işlemin idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında tesis edildiği, kamu hizmetinin rasyonel ve verimli biçimde yürütülmesinden sorumlu olan idarenin personel planlaması yapması ve personelin azami fayda sağlayacağı kadrolara atanmalarının kamu yararı ve hizmetin bir gereği olduğu, ayrıca davacının fiili olarak görev almamış olduğu bir birimin maaşını talep etmesinin hakkaniyete, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek, 2577 Sayılı Yargılama Usul Kanununun 45. maddesi uyarınca itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesiyle atıf yapılan "kararın bozulması" başlıklı 49. maddesinin 1/b maddesinde "hukuka aykırı karar verilmesi" bozma nedenleri olarak sayılmış, (18/06/2014 gün ve 6545 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesiyle değiştirilen, ancak aynı Kanun'un 27'nci maddesi uyarınca değişiklikten önceki haliyle uygulaması sürdürülen) 45'inci maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkralarında ise aynen, "3. İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabidir. 4. Bölge idare mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeter görürse veya itiraz sadece hukuki noktalara ilişkin ise veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. (Ek cümle: 05/04/1990-3622/15 md.) Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazı haklı bulduğu veya davaya görevsiz hakim tarafından bakılmış olması hallerinde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir, bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının, Batman İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görev yapmakta iken Tanık Koruma Büro Amirliği'ne atanmasına ilişkin 21/03/2014 tarih ve 56672 sayılı işlemin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 18/03/2015 tarih ve 2015031714310661645 sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi zararlarının yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada; Batman İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2015 tarih ve E: 2015/848, K:2015/2782 sayılı "dava konusu işlemin iptali, eski görevindeki emsali personel esas alınarak 21/03/2014 tarihi ile görevine iade edildiği 19/02/2015 tarihleri arasında yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak davacıya ödenmesi" kararının bozulması istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 138. maddesinin son fıkrasında da yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların Sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 4001 sayılı Yasayla değişik 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur." şeklindeki kuralıyla Anayasanın 2. maddesinde yer alan "Hukuk Devleti" ilkesine uygun bir düzenleme getirilmiş ve 3. fıkrasında ise; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde, idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu ilkeler karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır.
İdari yargıda, tam yargı davası kapsamına giren, ilgililerin kişisel hukuki durumlarında ortaya çıkan hak ihlallerinin giderilmesini amaçlayan tazminat davaları; idarenin, kamu hizmetini, hizmetin gereklerine uygun olarak yerine getirmesini sağlayan etkin denetim ve yaptırım aracıdır.
İdare hukuku kurallarına göre idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için ortada bir zararın bulunması, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile işlem veya eylem arasında uygun bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari işlem veya idari eylemle ilgisi bulunmuyorsa veya idari faaliyet zararın gerçek nedenini teşkil etmiyorsa ve ortada uygun bir illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; Batman İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görev yapmakta iken Tanık Koruma Büro Amirliği'ne atanmasına ilişkin 21/03/2014 tarih ve 56672 sayılı işlemin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem tarihi olan 30/09/2014 tarihi ile yargı kararı üzerine görevine iade edildiği 19/02/2015 tarihi arasında yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tazmini istemiyle itirazen incelenen işbu davanın açıldığı görülmektedir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28. maddesinin 4206 sayılı Kanun ile değişik (A) fıkrasında, “Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken belirlenecek kritik yörelerde özel harekat ve operasyon timi olarak görev yapan; Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunanlar ile sözleşmeli uçuş personeline, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere ve operasyonları fiilen sevk ve idare eden karargah ve bürolardan bu fıkra uyarınca alınacak Başbakan onayında belirtilenlerde görevlendirilen personele 9000, erbaş ve erlere 4500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık tutarı geçmemek üzere, fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak ek tazminat, (B) fıkrasında yer alan tazminata ilave olarak ayrıca ödenir.
Tazminat ödenecek yerleşim birimleri, aylık veya günlük olarak ödenecek tazminat miktarları, tazminatın ödenme usul ve esasları, hangi hallerde kesileceği Milli Savunma ve İçişleri Bakanlarının müşterek teklifi, Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Başbakan onayı ile tespit edilir.
Bu görevler nedeniyle meydana gelen engellilik ve yaralanmalarda tedavi süresince, hastalanmalarda ise hastanede geçen tedavi süresince (yedek subay, erbaş ve erler terhis edilseler bile) fiilen görev yapma koşulu aranmaksızın ödeme yapılmaya devam edilir. Ancak bu hallerdeki ödemeler hiçbir şekilde 24 ayı geçemez ve 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Kanun ile 28.2.1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun uyarınca ödenecek tazminat konusunda avans verilmesi dışında kesin bir işlem yapılması halinde de sona erer.
(1) Devletin aktif istihbarat görevlilerinden bu yerleşim birimlerinde emniyet ve asayişe yönelik olarak fiilen aktif istihbarat görevi yapanlar hakkında da görevin risk ve zorluğuna göre bu fıkra hükümleri uygulanır. Bunlara ödenecek ek tazminat miktarı emsali personele yapılan ödemeyi geçmemek üzere doğrudan Başbakanca belirlenir.
(Ek paragraf: 11/10/2011-KHK-666/5 md.)Emniyet Genel Müdürlüğü Emniyet Hizmetleri Sınıfı kadrolarında bulunan personelden, özel harekat kursuna katılarak özel harekat sertifikası almış ve özel harekat birimlerinde fiilen görev yapanlar ile terörle yaygın ve yoğun bir şekilde mücadeleye yönelik olarak Genelkurmay Başkanlığınca belirlenen birliklerde fiilen görev yapan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere, (10.750) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık miktarı geçmemek üzere, fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak bu fıkra uyarınca ödenen tazminata ilave ek tazminat ödenebilir. Yerleşim birimi, fiilen yapılan görevin riski, zorluğu ve önemi gibi kriterler birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle günlük veya aylık olarak hesaplanmak üzere, ödenecek ilave ek tazminatın miktarı, ödenme usul ve esasları ile hangi hallerde kesileceği Milli Savunma ve İçişleri Bakanlarının müşterek teklifi ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Başbakan onayı ile tespit edilir.
Bu tazminat kapsam dahilinde fiilen görev yapılan sürelere göre hesaplanır ve ay sonunda ödenir.” hükmü yer almıştır.
Her ne kadar yerel mahkeme tarafından atama işleminin iptal edildiği gerekçesiyle işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmiş ise de; dava konusu edilen dönemde Özel Harekat Şube Müdürlüğünde fiilen çalışmadığı sabit olan davacının, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca tazminat ödemelerinden yararlandırılması hukuken mümkün değildir.
Dolayısıyla, davacının hukuki dayanağı bulunmayan tazminat isteminin reddi gerekirken, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların tazmini isteminin kabulü yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin itiraz isteminin KABULÜNE, Batman İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 31/12/2015 gün ve E:2015/848, K:2015/2782 sayılı kararın BOZULMASINA, davanın REDDİNE, ilk derece aşamasında yapılan 84,40-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, itiraz aşamasında yapılan 65,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle itiraz aşamasında alınmayan 79,70-TL itiraz harcı ile 29,20 TL karar harcının 492 sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince Maliye İdaresine müzekkere yazılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğinden itibaren (15) gün içinde Mahkememize karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
İdare hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumu ortaya koymaktadır. Ayrıca iptal kararı ile işlem ve işleme dayanılarak yapılan diğer işlemler hükümsüz hale geleceğinden doğurduğu tüm etki ve sonuçlar ortadan kalkacaktır.
Bununla birlikte Conseil D'etat'ın söylediği üzere; idari davaya bakan yargıcın, yasallığın bekçisi niteliğindeki klasik rolünün yanında, iptal edilen işlem nedeniyle açılan tam yargı davalarındaki rolü de kararın garantörü olmasıdır. Daha açık bir ifade ile, işlemin hukuka aykırı olduğu kararını vererek hukuka uygunluğu sağlayan yargıç, iptal kararı sonucunda, işlem nedeniyle doğan zararların tazmin edilmesi hususunda da hukuka uygunluk denetimi yapmakla mükelleftir.
Ayrıca, iptal kararı üzerine 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi kapsamında açılan tam yargı davasını inceleyen yargı mercilerince, diğer mahkemece verilen iptal kararı hukuka uygun bulunmuyor olsa dahi işlemin iptal edilmiş olması sebebiyle işlem nedeniyle doğan parasal haklar yönünden ayrı bir inceleme yapılacak ve işlemin doğurduğu zararların var olup olmadığına bakılacaktır. Çünkü ortada yargı kararı ile iptal edilmiş bir işlem ve sonuçları mevcuttur.
Bu nedenle; kesinleşen bir yargı kararı ile hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilerek tüm sonuçları ile ortadan kalkan işlemden doğan zararların tazmin edilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)