(6362 S. K. m. 103, 105) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: ....... Sanayi T.A.Ş. pay piyasasında 28.07.2015-06.08.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi neticesinde, davacının piyasa bozucu eylemde bulunduğu ileri sürülerek, hakkında 24.672,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 13.11.2015 tarih ve 31/1412 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmış olan davada; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. , 105. ve 21.1.2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin (VI-104.1) 5. maddesinde yer alan düzenlemelerden bahisle; olayda, davacının, ....... Sanayi T.A.Ş. pay piyasasında 28.07.2015-06.08.2015 tarihleri arasında gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle, davalı idare Başkanlık Makamınca 28.02.2014 tarihinde inceleme başlatıldığı, bu kapsamda 11.08.2015 tarihli Kurul kararıyla davacının savunmasına başvurulduğu, inceleme dönemine ilişkin Afyon pay piyasasının günlük ortalama işlem hacminin olağanüstü bir şekilde arttığı, söz konusu dönemde davacının kendinden kendine işlem yaparak, 05.08.2015 tarihinde bu yöntemle, işlem miktarının alış işlemi miktarına oranının %20,16'ya ulaştığının tespit edildiği, bu oranın ise sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili ve dolayısıyla piyasa bozucu bir davranış olduğu, tüm bu nedenlerden dolayı da dava konusu işlemde hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin olarak, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/04/2017 tarih ve E:2015/3620, K:2017/1465 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin birinci fıkrasında;'' İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. ''hükmü, ikinci fıkrasında; ''İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.'' hükmü bulunmaktadır.
Söz konusu ikinci fıkranın göndermede bulunduğu ve temyiz dilekçesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği aynı Kanunun (18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanununla değişik) 48. Maddesinin 6. fıkrasında ise; “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılma-sına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurabilir.'' maddesi yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu edilen mahkeme kararının, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde bizzat kendisi tarafından da belirtildiği üzere, 14/08/2017 tarihinde (Pazartesi günü) davacı vekilinin bilinen adresinde daimi işçisine tebliğ edildiği, 2577 sayılı Kanun'un yukarıda bahsi geçen 45. maddesinde kurala bağlanmış olan otuz günlük istinaf başvuru süresinin 15/08/2017 tarihinde başladığı ve sözkonusu otuz günlük sürenin 13/09/2017 tarihinde (Çarşamba günü) sona erdiği / tüketildiği, eldeki istinaf başvuru dilekçesinin ise, otuzbirinci gün davacı vekili tarafından, E-imzalı olarak UYAP Avukat Portalı üzerinden 14/09/2017 tarihinde (Saat 13:33'de) Mahkemeye gönderildiği ve aynı gün Mahkeme kaydına alındığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, görülmekte olan davaya yönelik olmak üzere istinaf başvurusunun, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde hükme bağlanmış olan otuz günlük süre içerisinde yapılmamış olması nedeniyle, istinaf başvurusunun esasının incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/04/2017 tarih ve E:2015/3620, K:2017/1465 sayılı kararına yönelik İstinaf Başvurusunun Süre Aşımı Yönünden Reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Yürütmenin Durdurulması İstemi hakkında karar verilmediğinden kullanılmayan 51,70-TL'nin ve artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğinden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 48/6. maddesi uyarınca 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 29/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)