(3091 S. K. m. 1, 2, 4, 5, 7) (Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ile Esaslarına Dair Yönetmelik m. 28)
İSTEMİN ÖZETİ: Elazığ İli, Maden İlçesi, .... Köyü Meydancık Mezrası içerisinde bulunan mülkiyeti davacının babası İ. Ö.'a ait olan tarla içerisinden geçen ve köy halkı tarafından kadimden beri kullanıldığı iddia olunan sulama arkına toprak dökmek suretiyle tecavüzde bulunduğundan bahisle davacı hakkında tesis edilen Maden Kaymakamlığı'nın 31.05.2016 tarih ve 2016/01 Sayılı tecavüzün men'i kararının, iptali istemiyle açılan davada; Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 18/05/2017 gün ve E:2016/597, K:2017/472 Sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından; Köy muhtarı ve köy sakinlerinin şikayeti üzerine niza konusu sulama arkının 30-40 yıldır köy halkı tarafından kullanıldığı ve mütecaviz tarafından önünün kapatıldığının tespit edilmesi üzerine tecavüzün meni kararı alındığı, davacının niza konusu arkın varlığını kabul ederek arazisi üzerinde yaptırılan eve zarar vermemesi için boru döşemesi ve arkın bozulmasına müsaade etmemesi çabasının suyun kadim bir ark olduğunu doğrular nitelikte olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu taşınmaz içerisinden kadimden beri geçen bir sulama arkının bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Elazığ İli, Maden İlçesi, .... Köyü Meydancık Mezrası içerisinde bulunan mülkiyeti babası İ. Ö.'a ait olan tarla içerisinden geçen ve köy halkı tarafından kadimden beri kullanıldığı iddia olunan sulama arkına toprak dökmek suretiyle tecavüzde bulunduğundan bahisle hakkında tesis edilen Maden Kaymakamlığı'nın 31.05.2016 tarih ve 2016/01 Sayılı tecavüzün men'i kararının iptali istemiyle açılmıştır.
3091 Sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde “ Bu kanun, gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar” hükmü ile 2. maddesinde “Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir” hükmü, 5. maddesinde ise, “Başvuru üzerine, karar vermeye yetkili kişiler veya bunların görevlendireceği bir veya birkaç memur tarafından yerinde soruşturma yapılır. Soruşturmayı yapan kişilere gerektiğinde teknik eleman ve yardımcı verilir.” hükmü yer almıştır.
Aynı Yasanın Başvuruda bulunma süresi başlıklı 4. maddesinde ise; yetkililerin; tecavüz veya müdahalenin yapıldığını öğrendikleri tarihten altmış gün içinde idari makama başvuruda bulunmaları gerektiği, ancak tecavüz veya müdahalenin oluşundan itibaren bir yıl geçtikten sonra bu makamlara başvuruda bulunulamayacağı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde süre aranmayacağı hükmü kurala bağlanmıştır.
Ayrıca, Yasanın öngördüğü bu özelliklerle uygulama biçimi 31.7.1985 gün ve 18828 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ile Esaslarına Dair Yönetmelik kurallarıyla ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş olup, anılan yönetmeliğin “Soruşturma” başlıklı 28. maddesinde “soruşturma memuru, taşınmaz malın bulunduğu yerde sırasıyla önce şikayetçinin, sonra mütecaviz olduğu iddia edilen kişi veya kişilerin, daha sonra tarafların tanıklarının ve gerek gördüğünde doğrudan seçeceği bilirkişiler ile ilgisine göre hazine, özel idare ve belediye temsilcilerinin, köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar kurulu üyelerinin ifadesini alarak:
a-) Taşınmaz malın niteliğini ve bütün sınırlarını,
b-) Taşınmaz malı fiilen tasarruf eden zilyedin kim veya kimler olduğunu, ne zamandan beri ve ne suretle zilyet olduğunu,
c-) Mütecavizin kim veya kimler olduğunu,
d-) Taşınmaz mala mütecaviz veya mütecavizler tarafından ne şekilde ve ne zaman tecavüz veya müdahale edildiğini,
e-) Tecavüz veya müdahalenin bu taşınmazın hangi kısmına veya miktarına yapıldığına,
f-) Başvuru sahibinin tecavüzü veya müdahaleyi hangi tarihte öğrendiğini, tespit ederler. Bu amaçla taraflarca gösterilen tapu ve her türlü genelgeleri inceler, araziye uygunluğunu araştırır.” hükmüne yer verilmiştir.
3091 Sayılı Yasa'nın amacı, gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla Kamu İdareleri, Kamu Kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaatleri umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamaktadır.
Bu yasanın idari amirlere tanıdığı yetki, sadece zilyetliğin korunmasına ilişkin olup bu konuda verilecek olan kararlar uyuşmazlığın adli yargı yerlerine intikalinden önce alınmış bir idari önlem niteliğindedir.
Nitekim, istem üzerine idari mercilerce tecavüz ve müdahalenin def'i ve taşınmazın zilyedine teslimi halinde, üstün hakkı olduğunu iddia eden kişilerin yargı yoluna başvurabilecekleri 3091 Sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Elazığ İli, Maden İlçesi, .... Köyü, Meydancık Mezrasında yer alan 120 ada ve 19 parsel içinde kadimden beri bütün köy halkı tarafından kullanıldığı iddia edilen sulama arkının, bu arkın geçtiği parselin maliki olan davacı tarafından toprak dökülmek suretiyle önünün kapatıldığından bahisle tecavüzün önlenmesi talebiyle yapılan şikayet başvurusu üzerine davalı idare tarafından tahkikat başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacının kadimden beri kullanılan ve köyün zilyedi olduğu sulama arkına tecavüz ettiğinden bahisle tecavüzünün men'ine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İstinafa konu mahkeme kararında "soruşturma kapsamında idarece olay mahallinde yapılan tahkikat, dinlenen tanık beyanları ve olay yeri krokisini de içeren teknik bilirkişi raporunun yer aldığı fezlekeli dosyanın düzenlendiği, anılan inceleme dosyasında yer alan müşteki İ. Ö. ifadesinde niza konusu su arkını 40 yıldan fazla bir zamandır kullandığını, bu ark ile arazisini suladığı ve kendinden sonraki arazi sahipleri olan S. Ö. ve C. Ö.'ın da bu sulama arkından yararlandığını belirttiği ve aralarında Köy Muhtarı M. E.'nin de bulunduğu müşteki şahitlerinin ifadelerinin de şikayetçinin ifadelerini doğrular nitelikte olduğu ancak sulama arkından yararlandığı iddia olunan yukarıda isimlerine yer verilen (S. Ö. Ve C. Ö.) şahısların ifadelerinin alınmadığının görüldüğü, davacının ifadesinde ise özetle '' ..söz konusu sulama arkının kadimden beri kullanılmadığı tapulu arazilerinde iki ark bulunduğu ve niza konusu ikinci arkın sonradan açıldığı..'' şeklinde beyanda bulunduğu, ayrıca dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden Köy Muhtarı M. E.'nin söz konusu sulama arkına ilişkin olarak soruşturma fezlekesinde yer alan daha önceki ifadesinin aksine bu sulama arkının kadimden beri kullanılmadığı ve köy tarafından asıl olarak kullanılan sulama arkına herhangi bir müdahalenin olmadığı yönünde bir beyanının da olduğu görülmekte olup dolayısıyla söz konusu sulama arkının kimin zilyetliğinde olduğunu ve 3091 Sayılı Kanun kapsamında davacının bu sulama arkının zilyetliğine herhangi bir tecavüzde bulunduğuna dair net bir tespitin yapılamadığı tespiti ile taşınmaz mal zilyetliğine davacı tarafça tecavüzde bulunulduğunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut ve net olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir
Dava dosyasında yer alan olay mahallinde yapılan tahkikat, dinlenen tanık beyanları ve olay yeri krokisini de içeren teknik bilirkişi raporunun yer aldığı fezleke " niza konusu su arkının alınan ifadeler ve yapılan gözlemsel inceleme neticesinde eski su arkı olduğu, bu arkın köydeki diğer vatandaşların da taşınmazından geçerek arazi sulamasında kullanıldığı, su arkının takip edilmesi neticesinde mütacavizin (davacının) babasına ait 120 ada 19 parselin içerisinde iki adet su arkının olduğu, birinin açık diğerinin de üzerinin kapalı boru sistemli olduğu, niza konusu olan su arkının üzeri kapalı boru sistemli su arkı olduğu, boru girişlerinin giriş ve çıkışının toprak dökülmek suretiyle kapatıldığı, mütacavizin (davacının) 120 ada ve 19 numaralı parselin sahibi olup ev yapınca ve evine zarar gelmesin diye nize konusu arka boru döşeyerek evinin altından geçirdiği, yaklaşık 5 metre olan boru sisteminden sonra suyun tekrar kendi arkından komşu parsele 120 ada 23 parsel oradan da komşu parsellere aktığının gözlemlendiği, köy muhtarının da yaklaşık 30-40 yıldır niz konusu su arkının köylüler tarafından kullanıldığını beyan ettiği" yönünde tespitleri içermektedir.
Buna göre; her ne kadar mahkemece, söz konusu sulama arkının kimin zilyetliğinde olduğunun ve 3091 Sayılı Kanun kapsamında davacının bu sulama arkının zilyetliğine herhangi bir tecavüzde bulunduğuna dair net bir tespitin yapılamadığı ve taşınmaz mal zilyetliğine davacı tarafça tecavüzde bulunulduğunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut ve net olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan fezleke ve krokide, niza konusu su arkının açıkça tespit edildiği ve köy muhtarının mahallinde yapılan keşif sırasında verdiği beyanına göre de bu arkın uzun yıllardır köy halkı tarafından arazilerini sulamak için kullanıldığı, dolayısıyla köy halkının sulama arkının zilyedi olduğu, kaldı ki davacının niza konusu su arkının bulunduğu yere ev yapılması sırasında bu arka boru döşeyerek kendi evinin altından geçirmesi ve sonrasında suyun tekrar çıkışını sağlaması, başka bir ifadeyle bu sulama arkın bozulmaması için gayret göstermesi de niza konusu arkın uzun yıllardan beri kullanıldığını doğruladığı, diğer taraftan köy muhtarının soruşturma sonrasındaki beyanlarının ise hukuken kabul edilebilecek herhangi bir belge ile desteklenmemesi sebebiyle tek başına değerlendirmeye esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Elazığ İli, Maden İlçesi, .... Köyü, Meydancık Mezrasında yer alan 120 ada ve 19 parsel içinde kadimden beri bütün köy halkı tarafından kullanılan sulama arkının davacı tarafından önüne toprak dökmek suretiyle kapatıldığı soruşturma raporundaki bilgi ve belge ile ifadelerden sabit olduğu anlaşıldığından yetkili merci tarafından 3091 Sayılı Kanun uyarınca mütecavizin tecavüzünün menine ilişkin olarak verilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık, istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idare tarafından yapılan istinaf isteminin kabulüne, Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 18/05/2017 gün ve E:2016/597, K:2017/472 Sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan135,15- TL ilk derece yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, aşağıda dökümü yapılan 80,30-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6 maddesi gereğince temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 17/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)