(5510 S. K. m. 47) (5434 S. K. m. 12) (657 S. K. m. 36)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 14.06.2017 tarih ve E:2016/3393, K:2017/2103 Sayılı kararın; davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve talepleri doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacılar tarafından, askerlik görevini yapmakta iken, vefat eden oğulları H. Ö.'tan dolayı vazife malullüğü hükümleri uygulanarak aylık bağlanması yolundaki 23.03.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin 04.08.2016 tarihli işlemin ve dayanağı 27.07.2016 tarih ve 403 Sayılı Vazife Malullüğü Tespit Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacıların çocuğunun intihar ederek yaşamını yitirdiği, 5510 Sayılı Kanun'un 47. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde açıkça intihara teşebbüs halinde vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı hususunun düzenlendiği dikkate alındığında, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 12. maddesinin (II-k) bendinde, erlerin vazife malüllükleri ile vazifeden doğma ölümleri halinde bu Kanunla tanınan haklardan faydalanacakları belirtilmiş; 45. maddesinde; “44. maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir.” hükmüne, 48. maddesinde; "Vazife malüllükleri: a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından; doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (Adi malullük) hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun 56. maddesinde; Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının, % 70'i üzerinden aylık bağlanacağı, askerlik vazifesini veya yedek subaylık hizmetini başkasının yerine yaptığı anlaşılanlara aylık bağlanmayacağı düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların oğlu H. Ö.'ın Kahramanmaraş 5. Zırhlı Tugay Kışla Hizmet Takım Komutanlığında piyade er olarak görevini yaptığı yerde O. B.'un da piyade er olarak görevli olduğu,16.11.2010 tarihinde 1 numaralı kule nöbet yerinde 18.15-20.15 saatleri arasında nöbetçi oldukları, nöbet devir işleminin yapıldığı sırada O. B.'un H. Ö.'ın, gelirken su getirmediği gerekçesiyle ensesine birkaç tokat vurduğu ve "lan" diye söyleyerek hakaret ettiği, H. Ö.'a bir daire çizerek burada çapraz tutuş şeklinde kamasını söyleyip, yanındaki piyade er M. A.'ya da "H. bu dairenin dışına çıkarsa ya da çapraz tutuşunu bozarsa bana söylemeyenin anasını avradını sinkaf ederim." diye söyleyip, piyade er M. A.'ya da hakaret ettiği ve tekrar gelip kontrol edeceğini aynı şekilde görmezse her ikisini de üst üste koyup sinkaf edeceğini söyleyerek, her ikisine de cinsel saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehditte bulunduğu, daha sonra H. Ö.'ın kendisine zimmetli bulunan silahını sağ şakak bölgesine dayayarak ateş etmesi sonucunda yaralanıp tedavi görmekte iken öldüğü, davacıların çocuklarının vazife malulü sayılması talebinin reddi üzerine, bu işlemin ve dayanağı olan Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Gaziantep Askeri Savcılığınca yapılan soruşturma sonunda 26.10.2011 tarih ve E:2011/147, K:2011257 Sayılı kararı ile; tam olarak belirlenemeyen bir nedenle silahını sağ şakak bölgesine dayayarak ateş etmesi sonucu ölümünde, herhangi bir kimsenin ihmal veya kusurunun bulunmadığı, hakkında kamu davası açılabilecek herhangi bir eylem veya şüphelinin olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, daha sonra, ilgilinin durumunun Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca 27.07.2016 tarih ve 403 sayı ile incelenerek; "... ölümü olayındaki eylemi, 5434 Sayılı Kanun'un 48. maddesinin (ç) fıkrası (intihara teşebbüs) kapsamında bulunan H. Ö. hakkında, aynı Yasanın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı" şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacılar tarafından, O. B. aleyhine "hakaret, tehdit, basit yaralama" suçlarından dolayı açılan davada, Kahramanmaraş 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.02.2013 tarih ve E:2011/869, K:2013/87 Sayılı kararıyla suçların sabit görülerek tüm suçlardan ayrı ayrı hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.
5434 Sayılı Kanun'un 56. maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun ilgili maddeleri ışığında, erler için vazife malullüğü için aranılan "vazifeden doğma halinin" daha geniş kapsamlı düşünülmesi gerektiği, zira erlerin, eğitim, manevra ve iç hizmetin gerektirdiği görevleri haricinde, belli bir disiplin içerisinde, kendi insiyatifleri olmaksızın, tespit edilen yerlerde bulunmaları zorunlu olduğundan 5434 Sayılı Kanun'un 48. Maddesinde öngörülen yasak eylemleri işlememek ve kendi kusurlu ve kasıtlı hareketleri dışında meydana gelen kazalarda yaralanmaları ve ölmeleri durumunda haklarında Kanunun vazife malullüğü ile ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu bağlamda uyuşmazlık konusu olayın, askerlik vazifesinin neden ve etkisiyle meydana geldiği sonucuna varılmakla, davacıların vazife malullüğü aylığı bağlanması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddine ilişkin olarak verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 14.06.2017 tarih ve E:2016/3393; K:2017/2103 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme ve istinaf aşamasına ait toplam 255,65.-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, varsa tebligat avansından artan miktarın davacıya iadesine, 12.06.2018 tarihinde oyçokluğuyla ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X)
Dosyanın incelenmesinden, askerlik görevini yapmakta iken vefat eden davacıların oğlunun ölüm olayında, askerlik görevinin sebep ve etkilerinin bulunmadığı, diğer bir ifadeyle ölüm olayının vazifeden kaynaklanmadığı anlaşıldığından, davacılar hakkında vazife mallulüğü hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, istinaf başvurusunun belirtilen nedenle reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmadım. (¤¤)