(6100 S. K. m. 333)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde komiser olarak görev yapmakta iken hakkında düzenlenen soruşturma raporu uyarınca Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince takdiren "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 11/01/2016 tarih ve 2016/07 sayılı kararının iptali ve tüm özlük haklarının iadesine kara verilmesi istemiyle açılan davada; Diyarbakır 3. İdare Mahkemesince verilen 31/05/2017 gün ve E:2016/646, K:2017/1026 sayılı "dava konusu işlemin iptaline ve tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı tüm özlük haklarının davacıya iadesine" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından; davacının da aralarında bulunduğu emniyet görevlilerinin polis memuru ..... adlı kişinin kamu görevlileri hakkında şikayetini yetkili merci olan mülki amire iletilmesi gerekirken bilgi vermeyerek konunun savcıya iletildiği ve idarenin ısrarla bilgilendirilmesinden kaçınılarak yetkili amirlerin yazılı emirlerine rağmen istenilen bilgileri vermedikleri, polis memuru .....'in şikayetine konu görevliler hakkında ekip projesinde şüpheli-firar olarak gösterilmeleri nedeniyle yaptıkları hizmet açısından itibarlarının sarsılmasına sebebiyet verdikleri, davacının senelik izinde olmasına rağmen iznini tamamlamadan erken göreve başladığı ve istirahatli olduğu bir günde diğer görevlilerle birlikte müştereken planlı bir karşı duruşun içinde bulunarak ortak hareket ettikleri, savsaklamak suretiyle hizmetin aksamasına ve gecikmesine sebebiyet verdikleri, kişileri zarara uğrattıklarının tespit edildiği, davacının bu fiili nedeniyle "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" suçunu işlediğinin sübuta erdiği, davacı hakkında isnat edilen fiil ve haller veya tutum ve davranışlar açıkça belirtilmek suretiyle soruşturmacı ve yetkili disiplin kurulu tarafından disiplin cezası verilmeden önce davacıya usulüne uygun olarak savunma hakkı kullandırılarak savunmasının alındığı, soruşturmacı tarafından konu ile ilgili gerekli bilgi ve belgelerin toplandığı ve incelendiği, tanıkların dinlendiği, yapılan soruşturma sonucunda mevcut bilgi ve belgeler ile ifadeler bir arada değerlendirilmek suretiyle iddia konusu eylemin disiplin suçu oluşturduğu ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince disiplin cezasının verilmesi önerildiği ve yetkili disiplin kurulunca verilen meslekten çıkarma cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma Verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde komiser olarak görev yapmakta iken hakkında düzenlenen soruşturma raporu uyarınca Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince takdiren "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 11/01/2016 tarih ve 2016/07 sayılı kararının iptali ve tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava konusu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanun'unun Ek 7. maddesinde; "Disiplin Kurulunca verilen kararlardan: A) İl Polis Disiplin Kurulunun polis memurları hakkında verilen meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin; polis memurları hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile; B) Genel Müdürlük Merkez Disiplin Kurulu ile öğretim ve eğitim kurumlarındaki Polis Disiplin kurullarının meslekten çıkarma dışındaki kararları Emniyet Genel Müdürünün onayı; meslekten çıkarma kararları Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile; C) Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun kararları Bakanın onayı ile; kesinleşir. (A) ve (B) bentleri uyarınca intikal eden ve Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunca uygun görüş belirtilmeyen dosyalar Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunca kesin karara bağlanır. İl Polis Disiplin Kurulunca verilen ve vali tarafından uygun görülmeyen kararlar Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca; Genel Müdürlük Merkez Disiplin Kurulu ile Öğretim ve Eğitim kurumlarındaki Polis Disiplin Kurullarınca verilen ve Emniyet Genel Müdürü tarafından uygun görülmeyen kararlar Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunca kesin karara bağlanır. Bakan yukarıdaki birinci fıkranın (A), (B) ve (C) bentleri uyarınca onayına sunulan kararları uygun görmediği takdirde, konu, Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunca kesin karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesinde "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında, kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylem nedeniyle, eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması disiplin hukuku ilkelerinden olup, bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde görevli 334996 sicil sayılı polis memurunun 04/07/2014 tarihinde akşam saat 20.00 sıralarında aracıyla seyir halindeyken 150 kişilik bir grup tarafından yolunun kesildiği, kendisine sinkaflı küfürler edildiği, müdahale etmek istediğinde ise aracına taş ve bıçakla vurularak zarar verilmeye başlandığı, kendisinin polis olduğunu beyan ettiği halde olayların devam ettiği, silahını çıkarıp havaya 2 el ateş ettiğinde şahısların dağıldığı, daha sonra olay yerine Sur İlçe Emniyet Müdürlüğünden ekiplerin gelmesi üzerine karakola gittikleri ve ifade verdiği, savcılığın silah atma olayı ile ilgili "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair" karar verdiği, ancak Personel Şube Müdürlüğü tarafından yazılan yazıya istinaden kendisinin önce Emniyet Psikolojik Danışmanlık Bürosuna, oradan da Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada 3 ayda bir kontrole gelmesinin istendiğine dair karar verildiği, bu karara rağmen 25/09/2014 tarihinde silahının kendisinden alındığı, bunun üzerine müşteki polis memurunun 25/09/2014 tarihli şikayetine binaen tanzim edilen evrakta "Görevi Kötüye Kullanma" konusu ile ilgili Bağlar İlçe Emniyet Müdürü …… sicil sayılı 4. Sınıf Emniyet Müdürü ....., Personel Şube Müdürü …… sicil sayılı 4. Sınıf Emniyet Müdürü ……… kendisini psikoloğa sevk eden Çevik Kuvvet Şubesinde görevli …. sicil sayılı Polis Memuru ..... (şikayet tarihinde Komiser Yardımcısı) ve Personel Şubede görevli …… sicil sayılı Komiser Yardımcısı .....’nın "Şüpheli Firar" olarak gösterildiği, konu ile ilgili Adli Kolluk Yönetmeliğinin ilgili maddesine göre en üst dereceli kolluk amirinin adli olayları, suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine derhal bildirmesi gerekirken, emniyet amiri ..... ve 4. sınıf emniyet müdürü ….. tarafından herhangi bir bilgi iletilmediğinden bahisle konuyla ilgili soruşturma açılması için Personel Şube Müdürlüğünün yazısı ile Bağlar Polis Merkezi Amirliğinden bahse konu tahkikat kapsamında 13/12/2014 tarih ve 2014/8859 sayılı Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünün yazısıyla 12/12/2014 tarih ve 2014/5792 olay nolu müşteki ifade tutanağında adı geçen müşteki polis memurunun ifadesini alan, ifadesini yazan görevliler ile Grup Amirinin sicil, isim, ve soy isimlerinin bildirilmesi istenildiği, Bağlar Polis Merkezi Amirliğince 13/12/2014 tarih ve 5792 sayılı yazı ile "istenilen bilgiler soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının talimatı olması halinde gönderilecektir.." şeklinde cevap verildiği, tekrar konuyla ilgili Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünün 13/12/2014 tarih ve 91244-2014 sayılı yazısı ile bilgi istenilmesine rağmen, görevli isimlerin savcıdan alınacak talimat doğrultusunda verilebileceği bildirilerek tahkikat evraklarının gönderilmediği, bunun üzerine Bağlar Polis Merkez Amiri ....., CMK ve Adli Kolluk Yönetmeliği çerçevesinde istenilen tahkikat evraklarını göndermediği ve görevin ifasında ihmali olduğu gerekçesiyle 13/12/2014 tarihinden geçerli olmak üzere 14/12/2014 tarih ve 2014/8862 sayılı yazı ile görevinden uzaklaştırıldığı, yerine atanan emniyet amiri M.A.K Bağlar Polis Merkez Amiri .....'nin görevden uzaklaştırılması hususunda ve mezkur olay hakkında bilgi almak için davacı ve diğer 2. grup amirini toplantı odasına çağırdığı, olay hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra komiser …. tarafından nöbetçi savcı telefon ile aranarak telefonun sesinin hoparlörde olduğu nöbetçi savcıya bildirilmesinin ardından konu hakkında bilgi verildiği, savcının telefonda sözlü olarak verdiği talimatlar savcılık görüşme ve talimat alma tutanağı adı altında yazıya döküldüğü, davacı ve olay esnasında toplantı odasında bulunan grup amirleri konuşmaya şahit oldukları için anılan tutanağı imzaladıkları, mezkur tutanağın talimatı veren nöbetçi savcı tarafından da imzalandığı, ancak mezkur olay hakkında soruşturma yapmak amacıyla soruşturmacı görevlendirildiği ve konu ile ilgili olarak yapılan disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen 09/02/2015 tarih ve 416-09 sayılı disiplin soruşturması raporunda; isnat edilen fiiller kapsamında, davacının, diğer emniyet personeli ile ortak hareket ederek "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince "24 ay uzun süreli durdurma" tecziye edilmesi yolunda teklif getirildiği, Merkez Disiplin Kurulu'nun 07/05/2015 tarih ve 2015/272 sayılı kararıyla "Amirin emrini yapmamak" suçu nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesi gereğince "Meslekten Çıkarma Cezası" ile tecziyesi ile yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri gereğince dosyanın, karar vermeye yetkili olan Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'na tevdiine karar verildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 23/10/2015 tarih ve 2015/455 sayılı kararında ise davacının, ''Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama suçunu'' işlediğinin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine karar verildiği ve karar uyuşmazlığının giderilmesi ve kesin kararın verilmesi için dosyanın İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'na tevdii edilmesi üzerine, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 11/01/2016 tarih ve 2016/07 sayılı kararıyla "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama suçunu" suçunu işlediği sübuta erdiğinden davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince "Meslekten Çıkarma Cezası" ile cezalandırıldığı ve anılan kararın 06/05/2016 tarihinde davacıya tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İstinafa konu Mahkeme kararında; "Soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; belirtilen tarihte görev istirahatli olan davacının görevli olmadığı halde tutanağa imza atmasından dolayı 17/12/2014 tarihli ek soruşturma oluru alınarak disiplin soruşturmasına dahil edildiği, adli yönden tahkikat yapmak için görevi kötüye kullandıkları iddiasıyla davacının da aralarında bulunduğu diğer ilgili kişilere soruşturma izni verildiği, davacı hakkında verilen soruşturma izninin ''görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine neden oldukları iddiasını doğrulayacak ve cezai sorumluluklarına gidilmesini gerekli kılacak ciddi bulgu ve belgelerin elde edilemediği'' gerekçesiyle Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 24/04/2015 tarih E.2015/97 K:2015/121 sayılı kararı ile soruşturma izninin kaldırıldığı, davacının görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması fiilinden cezalandırılabilmesi için; tutanağa imza atan davacının görevinde iken isnat edilen fiili işlemesi ve bu fiilin görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama olarak nitelendirilmesinde somut bilgi ve belge veya tanık ifadeleriyle sabit olması gerekmekteyken fiilin gerçekleştiği tarihte görevinde bile olmayan davacının hukuken bu fiili işlemesi mümkün olmadığı da göz önüne alındığında yanlış vasıflama yaparak verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, nitekim, davacının izinden erken dönmesi sabitse de diğer kamu görevlileriyle ortak hareket ettiğini ortaya koyacak hukuken itibar edilebilir bir bilgi belge de olmadığı, tahkikat yürütülen olay ile ilgili istenilen belgelerin temini açısından belgeleri alıp vermede yetkisi bulunmayan davacının soruşturma konusu olaya dahlinin de bulunmadığı açık olduğundan davacının sırf tanık olduğu bir olay sonrası tutulan tutanakta imzasının bulunmasından yola çıkılarak soyut isnatlarla eksik yürütülen soruşturma sonucu verilen disiplin cezasında bu yönden de hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de;
Uyuşmazlıkta, Bağlar Polis Merkezi Amirliğinde görev yapan ve aralarında davacının da bulunduğu kişilerin polis memuru .....'in şikayetinin izin vermeye yetkili merci olan mülki amire iletilmesi hususundan kaçındıkları, amirlerinin yazılı emirlerine rağmen istenen bilgileri vermedikleri, polis memuru .....'in iddiasının suç olup olmadığının araştırılmadığı gibi isnat ettiği "görevi kötüye kullanma" iddiası ile İlçe Emniyet Müdürü hakkında ve diğer rütbeliler hakkında işlem yapılabilmesi için 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun kapsamında işlem yürütülmesi gerekirken ilgili Kanun gereğince işlem tesis edilmediği, davacının görev istirahatli olduğu bir günde savcı ile yapılan telefon görüşmesinin kayıt altına alındığı "Cumhuriyet Savcısı Görüşme ve Talimat Alma Tutanağını" imzalamasının davacının da diğer kamu görevlileriyle beraber hareket ettiğini gösteren bir bulgu olduğu ve bu eylem neticesinde hizmetin aksamasına ve gecikmesine neden olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacının bu eyleminin görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama suçu kapsamına girdiğinden Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince "meslekten çıkarılma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Diyarbakır 3.İdare Mahkemesince verilen 31/05/2017 gün ve E:2016/646, K:2017/1026 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine aşağıda dökümü yapılan 185,35-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf başvuru safhasında davalı idarece yapılan 91,00-TL posta gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle istinaf başvurusu aşamasında alınmayan 85,70-TL istinaf başvuru harcının 492 sayılı Kanunun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan miktarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen (30) gün içinde Dairemize verilecek temyiz dilekçesi ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 14.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)