(2709 S. K. m. 23) (6458 S. K. m. 9)
İSTEMİN ÖZETİ: Azerbaycan ve Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, G-89, Ç-138 tahdit koduyla birlikte alınan hakkındaki Türkiye'ye giriş yasağının kaldırılması talebinin reddine dair 27.06.2016 tarih, 88211180-000-9798 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; Mahkemece 24/05/2017 tarihinde yapılan ara kararı ile davacı hakkında tesis edilen işlemin dayanağı olarak gösterilen yazının gönderilmesinin ve yazının gerekçelerinin sorularak, bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 04.09.2015 tarih, 12595 sayılı yazısına istinaden; İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na 30.08.2015 tarihinde Moskova'dan gelerek ülkemize giriş yapmak isteyen davacının, görevli personel tarafından yapılan profil çalışması sonucunda Irak ve Suriye bölgesinde devam etmekte olan olaylara katılmak üzere gelmiş olabileceğinin değerlendirildiği, bu nedenle kabul edilemez yolcu olarak görüldüğü ve hakkında tahdit kodu konularak ülkeye girişinin engellendiği hususu anlaşılmakla, davacının ülkemizi çatışma bölgelerine geçiş için güzergah olarak kullandığına, uluslararası savaşçı olduğuna veya başka herhangi bir şekilde ülkemiz için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı ve davacının profil değerlendirilmesinin nasıl ve hangi kriterler dikkate alınarak yapıldığına dair bilgi ve belge sunulmadığının görüldüğü, davalı idarece işlemin gerekçesi olarak, jeopolitik konumu gereği Türkiye'yi çatışma bölgelerine geçiş yapmak için kullanan yabancıların, ülkeye giriş yapmalarını, ülkeyi güzergah olarak kullanmalarını, ülkede terör faaliyetlerinde bulunmalarını önlemek ve davacının kamu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokacağı hususlarının gösterildiği, bunu da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanındaki görevli personel tarafından yapılan profil çalışması sonucunda, davacının Irak ve Suriye bölgesinde devam etmekte olan olaylara katılmak üzere gelmiş olabileceği tahminine dayandırdığı, davacının ülkemizi çatışma bölgelerine geçiş için güzergah olarak kullandığına, uluslararası savaşçı olduğuna veya başka herhangi bir şekilde ülkemiz için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, dosyada davacının genel güvenliği tehdit ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı, davacının profil değerlendirilmesinin nasıl yapıldığına, hangi yönlerden şüphe uyandırdığına, Irak ve Suriye bölgesindeki çatışmalara katılma ihtimali olduğu kanısına nasıl varıldığına dair hiç bir bilgi ve belge sunulmadığı, salt tahmine ve öngörüye dayanılarak seyahat özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde işlem tesis edilemeyeceği, dolayısıyla tahdit kodlarının dayanağının davalı idarece ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacının nesnel durumuna göre değerlendirme yapılması gerekirken somut bir gerekçeye dayanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/07/2017 gün ve E: 2016/3317, K: 2017/1694sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından, davacı hakkında G-87(Genel Güvenlik) tahdit kodu veri girişi yapıldığı bu tahdit kodunun 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında ülkemizin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye'ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye'ye giriş yasağı kararı alınmasında esas alınan veri giriş kodu olduğu, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Azerbaycan ve Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, G-89, Ç-138 tahdit koduyla birlikte alınan hakkındaki Türkiye'ye giriş yasağının kaldırılması talebinin reddine dair 27.06.2016 tarih, 88211180-000-9798 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın "Yerleşme Ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde, " Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye'nin taraf olduğu), Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
"1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür.
3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme'de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz.
4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz."
Mülga 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 8. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin emniyetini ve umumi nizamını bozmak niyetiyle veya bozmak isteyenlere ve bozanlara iştirak veya yardım etmek maksadiyle geldikleri sezilenlerin Türkiye'ye girmelerinin memnu olduğu düzenlenmiştir.
11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9.maddesinde; "(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır. (3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir. (4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez. (5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir. (6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir. (7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 30.08.2015 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı sırada INAD (Kabul Edilemez Yolcu) kapsamına alındığı, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 04.09.2015 tarih, 12595 sayılı yazı doğrultusunda davacı hakkında Ç-138(Kabul Edilemez Yolcu) ve G-87 (Genel Güvenlik) tahdit kodlu giriş yasağı işlemi tesis edildiği, hakkındaki yurda giriş yasağına ilişkin tahdit kararının kaldırılması istemiyle 08.06.2016 tarihinde yaptığı başvurunun 27.06.2016 tarih ve 88211180-000-9798 sayılı işlem ile reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasal hüküm ve Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin ilgili hükmü incelendiğinde, her iki metnin de benzer düzenlemeler içerdiği, seyahat hürriyetinin vatandaşa tanınan bir hak olduğu başka ifade ile vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğu görülmektedir. Her iki metinde de, yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Olayda, davalı idarece, kamu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokacağı değerlendirilen yabancılar hakkında güvenlik tahdit kodu veri girişi yapıldığı, G-87 tahdit kodunun (Genel Güvenlik) Türkiye'nin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye'ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye'ye giriş yasağı kararı alınmasında esas alınan tahdit veri girişi kodu olduğu, Jeopolitik konumu gereği Türkiye'yi çatışma bölgelerine geçiş yapmak için kullanan yabancıların, ülkeye girişi yapmalarını, ülkeyi güzergah olarak kullanmalarını, ülkede terör faaliyetlerinde bulunmalarını önlemek amacıyla veri girişi yapıldığının belirtildiği görüldüğünden, hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idare İstinaf isteminin kabulüne, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/07/2017 gün ve E: 2016/3317, K: 2017/1694 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine, Mahkemesince dava safhasında adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilmediği anlaşılan aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait 142,70-TL yargılama gideri ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf safhasında tahsil edilmediği anlaşılan 85,70-TL başvuru harcı, 51,70-TL yürütmenin durdurulması harcı ve 53,00-TL posta giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 10.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)