(2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir ili, Bornova ilçesi, …… Mahallesinde ve tapunun 30 pafta, 257 ada, 1 parsel sayısında kayıtlı 4682 m² yüzölçümlü ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yol ve yeşil alanda kalan taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle 5.140.000,00 TL kamulaştırma bedelinin, 09.07.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; ''...uyuşmazlığa konu taşınmaz, 17/09/1980 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "yaya yolları ve meydanlar" ve "yeşil alanlar" kullanım kararında kalmakta, başka bir deyişle uygulama imar planında umumi hizmetlere ayrılmak suretiyle tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmaz niteliğinde olduğundan, 2942 sayılı Kanunun ek 1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir(...)Bu durumda, davacılara ait taşınmazın, 17/09/1980 tarihli uygulama imar planı ile umumi hizmete tahsis edilmiş olması sebebiyle açılan tam yargı davasında, zarara sebebiyet veren kısıtlılık halinin ortadan kaldırılması ya da bu sebeple oluşan zararın giderilmesi için idarelere gerekli iş ve işlemlerin yapılması için 2942 sayılı Kanunun ek 1. ve geçici 11.maddeleri gereğince 07.09.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere beş yıllık süre tanınmış olması karşısında, bu aşamada hukuken davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır...'' gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar veren İzmir 4. İdare Mahkemesinin 21/09/2017 günlü, E:2015/1193, K:2017/1460 sayılı kararının; davalı idare tarafından, kararın tarafların haklılığını belirleyen türde bir karar olmadığı, bu nedenle idarenin yargılama gideri ve vekalet ücretini ödemekle yükümlü tutulamayacağı ve bu yönü ile kararın usule aykırı olduğu ileri sürülerek; davacılar tarafından ise, mülkiyet hakkının korunması gereken bir hak olduğu, kullanımının kısıtlanamayacağı, konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinde açılan davaların sonucunun beklenmesi gerektiği, kararın esası yönünden hukuka aykırı olduğu iddiaları ile kaldırılması ve yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
İdare ve Vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılmaları, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrası ile göndermede bulunulan aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin 21/09/2017 günlü, E:2015/1193, K:2017/1460 sayılı kararının dayandığı gerekçe ise usul ve hukuka uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurularının reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince başvuranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 29.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)