(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 51.087,10.-TL ecrimisil bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen 08/06/2016 tarih ve 3894 sıra nolu ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; olayda, Muğla İli, Marmaris İlçesi, otogarda bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yazıhane cinsindeki taşınmaz Marmaris Belediyesi tarafından davacıya 01/01/2011-15/10/2011 tarih aralığı için yıllık kira bedeli 24.448,25 TL olarak kiralandığı, kira sözleşmesinin bitiminden sonra kullanımın devam ettiğinin 31/12/2014 tarihinde düzenlenen taşınmaz tespit tutanağı ile tespit edildiği, Belediye Encümeni tarafından, 2013 yılı kira bedelinin 9.779,00 TL, 2014 yılı kira bedelinin ise 10.855,00 TL olarak belirlendiği, mevzuat gereği rayiç bedelin tespitine gidildiği, işgal edilen alanın 17/G nolu işyeri ve 18,75 m2 olduğu, ecrimisil ihbarnamesi düzenlenerek 06/03/2015 tarihinde şirket yetkilisine tebliğ edildiği, itiraz veya dava konusu edilmediği, 9.779,00 TL garaj ecrimisil bedeli, işlemiş faizi ile 01/04/2014 ve 2015 yıllarına ait ecrimisil bedelleri alacağı olarak 51.087,10 TL içeren 08/06/2016 tarih ve 3894 sıra nolu ödeme emrinin tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, bu durumda, tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesine ve ecrimisil bedelinin tespit edildiği encümen kararlarına karşı dava açılmamış olması ve olayın, mevzuatın birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Muğla İli, Marmaris İlçesi, otogarda 17/G nolu devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın yazıhane olarak kullanıldığından bahisle 2013, 2014, 2015 yılları işgal karşılığı olarak 51.087,10 TL ecrimisil bedeli talep edilmesinde ve bu bedelin tahsiline yönelik olarak ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2017 tarih, E: 2016/1026, K: 2017/736sayılı kararın; davacı Şirket tarafından usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı idareye ait herhangi bir işyerinin mevcut olmadığı gibi ödeme emrinin muhatabının Şirketleri olmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı Şirket adına tahakkuk ettirilen ecrimisil bedellerinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. " kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Dava, davacı şirket tarafından, 51.087,10.-TL ecrimisil bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen 08/06/2016 tarih ve 3894 sıra nolu ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
Olayda; davacı Şirket adına 51.087,10.-TL ecrimisil bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen 08/06/2016 tarih ve 3894 sıra nolu ödeme emrinin faizi + 8.436,00-TL'lık kısmında hukuka aykırılık, başvuruya konu kararın bu kısmında hukuksal isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı başvurusunun; 51.087,10.-TL ecrimisil bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen 08/06/2016 tarih ve 3894 sıra nolu ödeme emrinin faiz + 29.837,00-TL'lıkkısmına yönelik olarak incelenmesine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı itirazlarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde; tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı belirtilmiş; 12. maddesinde, "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir." denildikten sonra; "Hükmi şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde, "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır." kuralına yer verilmiştir.
25.01.2012 tarih ve 28184 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat" başlıklı 21. maddesinde; "Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması hâlinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır." hükmü ve "Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi" başlıklı 29. maddesinde; "21, 22, 23, 25, 26 ve 27'nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." hükümleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre, tebliğ yapılacak kimse Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren bir şirket ise tebligatın bu hükmi şahsın yetkilisine, eğer tebliğ yapılacak kimse belirtilen Kanun hükümleri uyarınca kurulan ve faaliyet gösteren bir ticari işletme sahibi değilse bu kez tebligatın bizzat bu ticari işletmeyi işleten sahibine yapılması; bu kişilerin tebliğ yapılacak adreste bulunamaması ya da evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise iş yerinde bulunan diğer kişilere tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak, iş yerinde bulunan diğer kişilere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin veya işletme sahibinin, sorumluluk itibarıyla bu kişilerden sonra gelen yetkilinin veya evrak müdürü gibi bir yetkilinin iş yerinde bulunamaması ya da o sırada evrakı alamayacak durumda olmaları nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilmesi zorunludur.
Dava dosyasının ve Dairemizce verilen 28.11.2017, 29.12.2018 ve 08.02.2018 tarihli ara kararlarına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının tüzelkişi bir şirket olduğu, adına muhtelif dönemlere ilişkin olarak ecrimisil tahakkuk ettirilen ecrimisil bedellerinin tahsili istemiyle davaya konu ödeme emrinin düzenlendiği, ecrimisilin 01.04.2014-31.12.2014 dönem aralığına ilişkin kısmının davalı belediye tarafından tahakkuk ettirildiği halde 3.168,00-TL, 8.000,00-TL, 8.890,00-TL ve 9.779,00-TL'lık ecrimisil bedellerinin 6360 sayılı Yasa'nın 1/1. bendi ile kurulan Muğla Valiliği Devir Tasfiye ve paylaştırma Komisyonu Kararı ile Marmaris İlçe Belediyesinden alacak olarak devredilen ecrimisil olduğu, 01.04.2014-31.12.2014 dönem aralığına ilişkin davalı belediyece tahakkuk ettirilen 8.436,00-TL'lık ecrimisil bedeline ilişkin ecrimisil ihbarnamesinin 06.03.2015 tarihinde Şirket yetkilisi imzasına tebliğ edildiği, 8.890,00-TL ecrimisil bedelinin 21.01.2012 tarihinde, 8.000,00-TL ecrimisil tutarının 17.03.2011 tarihinde Şirket adresinde …….'a, 9.779,00-TL'lık ecrimisil tahakkukun 05.03.2013 tarihinde yine Şirket adresinde …..'ya tebliğ edildiği tebliğ alındılarında tebligata ilişkin düzenlemelerde yer alan açıklamaya yer verilmediği, 3.163,00-TL'lık tahakkuka yönelik olarak davalı idarece herhangi bir tebliğ tebellüğ belgesinin gönderilmediği, sonrasında ecrimisil tahakkuklarının faizi ile birlikte tahsili amacıyla davalı idarece dayaya konu ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca amme alacağının ödeme emri ile takip tahsilinin yapılabilmesi için tüm usul işlemleri tamamlanarak ortada tahakkuk safhası kesinleşmiş bir amme alacağının bulunması gerekmekte olup; kendisine ödeme emri tebliğ edilen kimselerce, bu ödeme emrine karşı böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla dava yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
Bu durumda, ödeme emrinin dayanağı ecrimisil tahakkuklarına ilişkin işlemlerin tüzelkişi şirket adına tebliğe çıkarıldığı halde, davalı belediye tarafından yapılan 8.436,00-TL'lık ecrimisil tahakkukunun davacı Şirket temsilcisine yukarıda belirtilen Tebligat hükümlerine uygun olarak yapıldığı, davaya konu ödeme emrinde konu 3.168,00-TL'lık kısma yönelik davalı idarece tebliğ tebellüğ belgesi sunulmadığı, diğer ihbarnamelerin ise, Tebligata ilişkin yöntem kurallarına uygun olarak yapılmadığı sonucuna varıldığından ödeme emrine karşı açılan davada faiz+ 29.397,00-TL'lık kısma ilişkin olarak ileri sürülen iddiaların "böyle bir borcunun olmadığı" itirazı kapsamında görülerek işin esasının değerlendirilmesi suretiyle henüz kesinleşmeyen idarî para cezasının tahsiline yönelik düzenlenen ödeme emrinin bu kısmının hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar vermesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinde hukuksal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2017 tarih, E: 2016/1026, K: 2017/736 sayılı karara yönelik davacı istinaf başvurusunun faiz + 8.436,00- TL'lik kısmının reddine, faiz+29.837,00-TL'lık kısmının kabulüne, kararın faiz + 29.837,00-TL'lık kısmının kaldırılmasına, kaldırılan kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından karşılanan toplam 399,25-TL yargılama giderlerinin haklılık durumu dikkate alınarak taktiren 300,00-TL'lık kısmı ile karar tarihinde yürürlükte olana Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan 99,25-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davanın redde ilişkin kısmına yönelik olarak ilk aşamada Mahkemesince avukatlık ücretine hükmedilmiş olması nedeniyle davalı vekili için yeniden avukatlık ücretine hükmedilmesine gerek olmadığına, peşin alınan posta gideri avansının artan tutarının Mahkemesince yatırana geri verilmesine, 14/03/2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)