(2464 S. K. m. 80) (2577 S. K. m. 2, 14, 15)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı şirket tarafından yapı kullanma izin belgesi başvurusu esnasında yatırılan 48.890,00-TL harç tutarının, sehven belediyeye yatırılmış olduğundan bahisle geriye iade edilmesine ilişkin 24.06.2016 tarih ve 2860 sayılı Kuşadası Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; Aydın İli, Kuşadası ilçesi, …… Mahallesi, 2360 Ada, 1 Parselde A Blokta 36 adet bağımsız bölüm ve B blokta 2 adet bağımsız bölümden oluşan taşınmazların müteahhidi olan davacı şirketin yapı kullanma izin belgesi isteminin Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından ''taşınmazlara ait tapu belgeleri ile 29.01.2014 tarihli yapı ruhsatlarının uyuşmadığı'' gerekçesiyle reddedilmesini takiben, yatırılmış olan 48.890,00-TL yapı kullanma izin belgesi harcının 24.06.2016 tarih ve 53199585-302.03/2860 numaralı encümen kararı ile sehven yatırıldığından bahisle iadesine karar verilmesi üzerine söz konusu encümen kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, mevzuatımıza göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlerin, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk, ihtiyati haciz gibi işlemler olduğu, dava konusu olayda, davacı şirketin yapı kullanma izin belgesi isteminin Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından ''taşınmazlara ait tapu belgeleri ile 29.01.2014 tarihli yapı ruhsatlarının uyuşmadığı'' gerekçesiyle reddedildikten sonra, yatırmış olduğu harcın sehven yatırıldığından bahisle davacıya iade edilmesine ilişkin encümen kararının, yapı ruhsatlarında bazı şekli eksikliklerin olmasından kaynaklandığı, dava konusu encümen kararının tebliğinden sonra, davacı şirketin başvurusuna davalı belediye tarafından verilen cevabi yazıda, ''söz konusu taşınmaza ait yapı kullanım izin belgesi düzenlenebilmesi için İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden yeniden ruhsat aldığınız takdirde yapı kullanım izin belgesi talebiniz tekrardan değerlendirilebilecektir'' hususunun belirtildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemin, yukarıda yer alan madde hükmünde belirtildiği şekilde vergi mahkemesinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem niteliğinde olmayıp, davacı şirket ile davalı belediye arasında iç işleyiş aşamasında çözümlenecek olan bir işlem niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından, açılan davanın incelenemeyeceği gerekçesi ile davanın incelenmeksizin reddine ilişkin olarak Aydın Vergi Mahkemesince verilen 30/03/2017 gün ve E:2016/582; K:2017/110 sayılı kararın; dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bulunduğu, bu durumda işlemin hukukiliğinin incelenip işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği, işlemin keyfi nitelik taşıdığı, inşaat hakkındaki yapı denetim raporunda tümüyle projeye uygun olduğu, neticesi alındıktan sonra harcı yatırılarak yapı kullanma izin belgesinin talep edildiği, yapı ruhsatında mevcut hatanın kendilerine değil davalı idareye ait olduğunun da kabul edildiği, işlemin mevzuatın idareye yüklediği görevden kaçınma aracı olarak kullanıldığı, güncel ve meşru menfaatlerinin ihlal edildiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı taşınmazı hakkında yapı kullanma izin belgesi verilmesi talebinin Yapı Kontrol Müdürlüğünün 24.06.2016 tarih ve 7442-20004 sayılı yazısı ile reddedildiği, durum anılan Müdürlükçe bildirilmesi üzerine yatırılan harcın iadesine karar verildiği, yatırılan tutarın 2464 sayılı Yasanın 80/f maddesinde belirtilen peşin harç olduğu, ödemeden sonra talep edilen hizmetin yerine getirilememesi nedeniyle iadesinin gerektiği, Mahkeme kararının yerinde olduğu savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket adına, şirket tarafından yapı kullanma izin belgesi başvurusu esnasında yatırılan 48.890,00-TL harç tutarının, sehven belediyeye yatırılmış olduğundan bahisle geriye iade edilmesine ilişkin 24.06.2016 tarih ve 2860 sayılı Kuşadası Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle açılmış olup; Aydın Vergi Mahkemesince, yukarıda başvurunun konusu kısmında belirtilen gerekçelerle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi üzerine, bu karara yönelik olarak davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1 maddesinde iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup; davanın her safhasında uygulanabilen aynı Yasanın 15/1-b maddesinde ret yönünde hüküm kurulacağı belirtilen hususlar arasında menfaat ilişkisi ve ihlali bağlamında 14/3-c maddesinde yer alan ehliyette sayılmıştır.
Diğer taraftan, 2576 sayılı Yasanın 6. maddesinde, Vergi mahkemelerinin; (a-) genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, (b-) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları ve (c-) diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'nci maddesinin (a) bendine göre, iptal davasına konu yapılabilecek işlemler, idarenin tek yanlı irade açıklamasıyla ilgililerin hukuksal durumunda değişiklik yaratan kesin ve yürütülmesi gereken işlemler olup; idarelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettikleri, uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamalarının, doğurduğu hukuki sonuçlar dikkate alındığında, belirtilen türden işlemler olduğu kabul edilmekle birlikte, bu işlemlerin dava konusu edilebilirliği öncelikle işlemin yönünün davacının menfaatine ters veya aykırı olması ile ilgili bulunmaktadır. Ödevli veya sorumlu lehine tesis olunmuş işlemlerin dava konusu edilmesi, her şeyden önce iptal davasında esas olan dava açma tarihi itibarıyla geçerli konum ve kuralların yargılamaya esas alınacağı ve buna göre genel bir hukuk ilkesi olarak dava ile davacının haklarının dava açtığı tarihten daha geriye götürülemeyeceği veya daha olumsuz hale getirilemeyeceği ilkesine ters düşer.
Dosyanın incelenmesinden; müteahhitliğini yaptığı inşaatın projesi ile yapı ruhsatı arasındaki farklılıklar nedeni ile yapı kullanma izni talebi davalı idareye bağlı Yapı Kontrol Müdürlüğünce reddedilen davacının 2464 sayılı Yasa gereği bu izni alabilmek için peşin olarak ödediği yapı kullanma izin harcının davacıya iadesi için tesis edilen Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açtığı davada, Mahkemece istinaf başvurusuna konu kararla, işlemin kesin ve yürütülebilir niteliğinin bulunmadığı, metninden şekli eksikliğe dair sebeplerle tesis edilen ret işleminden sonra davacı ve belediye arasında iç işleyiş aşamasında sorunun çözümlenebileceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın esasının incelenemeyeceği neticesine varılarak incelenmeksizin ret kararı verildiği, buna karşılık dava dilekçesinden; davacının yapı kullanma izni verilmemesine dair işlem hakkında idare mahkemesine ayrı dava açtığını bildirdiği, istinaf başvurusunda da davaya konu encümen kararında ele alındığı gibi ödemenin sehven yapılmadığı, bilinçli olarak yapıldığı, proje/ruhsat farklılığının kaynağının kendileri değil, davalı idare olduğu, kendilerine izin verilmesi gerekirken tutarın iadesi kararı ile Belediyenin görevini yapmaktan kaçındığını ve bu şekilde haklarının ellerinden alındığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamaların dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu kararın münhasıran davacı tarafından ödenen peşin harcın iadesine ilişkin olduğu, dava konusu işlemin kesin ve kendi başına yürütülebilir irade açıklaması içermediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesince incelenmeksizin ret sonuca varılmış olmakla birlikte, ilk inceleme konuları arasında yer alan ehliyet yönünden değerlendirme yapıldığında; iadeden sonra tutarın güncel oranları üzerinden davacı tarafından her şekilde tekrar yatırılıp başvuruda bulunulmasına hukuki bir engelin bulunmadığı, nihayetinde ödediği paranın tekrar varlığına dahil edilmesi suretiyle davacının aleyhine değil, lehine tesis edilmiş bir işlem olduğu, işlem içeriğindeki ifadelerin gerçek mahiyetinin bu durumu değiştirmeyeceği, böylece menfaati olmadığı halde açtığı davada, davacının 2577 sayılı Yasanın 2/1 maddesiyle aranan anlamda ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmış olup, Aydın Vergi Mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla isabetli görülmüş, istinaf başvurusunun bu ek gerekçe ile reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle; Aydın Vergi Mahkemesi'nce verilen 30/03/2017 gün ve E:2016/582, K:2017/110 sayılı karara yapılan istinaf başvurusunun yukarıda yazılı ek gerekçe ile reddine, aşağıda gösterilen 157,10-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, 31,40-TL karar harcının davacıdan tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 27/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)