(2577 S. K. m. 3, 7, 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Böbrek yetmezliği olan davacının, akrabası olmayan bir kişiden böbrek nakli yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair İl Organ Nakli Etik Komisyonu'nun 10.08.2016 günlü kararının iptali istemiyle açılan davada; iptali istenilen Etik Kurulu Raporunun davacı tarafından öğrenilmesinin ardından anılan raporun iptali istemiyle 05.09.2016 tarihinde ilk açılan davada verilen hüküm sonrasında 23.11.2016 tarihinde idareye başvurularak '10.08.2016 tarihli Etik Kurul Rapor sonucunun kendisine yazılı olarak bildirilmesi ve başvuru sonucu olumsuz ise bu sonuca itiraz edildiği belirtilerek sonuç hakkında bilgi verilmesi' istenilmiş ise de; 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde belirtilen altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra itiraz başvurusunun yapıldığı ve yine özel düzenleme gereği ilk Etik Kurul kararının kesin olması karşısında yapılan itiraz başvurusunun dava açma süresini canlandırmayacağı, 10.08.2016 tarihli rapora karşı süresinde açılmayan işbu davanın esasının, süreaşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, iptal davalarının, kesin ve yürütülmesi zorunlu, sonuç doğurabilecek işlemlere karşı açılabileceği, bilgi verici, belirli bir hukuki durumu ya da olguyu belirtmekle yetinen işlemlerin ise bu kategori içinde yer almadığı, bu durumda, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün 29.11.2016 tarihli üst yazısının bildirici mahiyette olduğu ve idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğine haiz olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın 29/11/2016 tarihli işlem yönünden incelenmeksizin reddine, 10/08/2016 tarihli Etik Kurulu raporu yönünden ise süre aşımı nedeni ile reddine dair İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 03/02/2017 tarih ve E:2016/2557, K:2017/289 sayılı karara karşı davacı tarafından, çektiği elemin sonlandırılabilmesi için usule uygun açılan davada verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla yapılan istinaf başvurusunda kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava; böbrek yetmezliği olan davacının, akrabası olmayan bir kişiden böbrek nakli yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair İl Organ Nakli Etik Komisyonu'nun 10.08.2016 günlü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde belirtilen altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra itiraz başvurusunun yapıldığı ve yine özel düzenleme gereği ilk Etik Kurul kararının kesin olması karşısında yapılan itiraz başvurusunun dava açma süresini canlandırmayacağı, 10.08.2016 tarihli rapora karşı süresinde açılmayan işbu davanın esasının, süreaşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, iptal davalarının, kesin ve yürütülmesi zorunlu, sonuç doğurabilecek işlemlere karşı açılabileceği, bilgi verici, belirli bir hukuki durumu ya da olguyu belirtmekle yetinen işlemlerin ise bu kategori içinde yer almadığı, bu durumda, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün 29.11.2016 tarihli üst yazısının bildirici mahiyette olduğu ve idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğine haiz olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın 29/11/2016 tarihli işlem yönünden incelenmeksizin reddine, 10/08/2016 tarihli Etik Kurulu raporu yönünden ise süre aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunda kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde; Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış dilekçelerle açılan idari dava dilekçelerinde, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği, 7. maddesinde de; dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde de otuz gün olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Böbrek yetmezliğinden muzdarip olan davacı, akrabası olmayan ve davacıya böbrek naklini kabul eden Zafer Murat Tüysüz isimli kişiden böbrek nakline izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair İl Organ Nakli Etik Komisyonu'nun 10.08.2016 günlü işleminin iptali istemiyle davasını açmıştır. Dava dilekçesinin "davanın konusu" başlıklı bölümünde talebi çok nettir. Aynı zamanda "İstanbul Valiliği üst yazısı ekinde yer alan İl Organ Nakli Etik Komisyonu'nun kararı" demek suretiyle de davayı sadece "İl Organ Nakli Etik Komisyonu Kararı"yla sınırlandırmıştır.
Bakılan davadan önce İl Organ Nakli Etik Komisyonu Raporu'nun iptali istemiyle açılan davada verilen "incelenmeksizin ret" kararından sonra dahi İl Organ Nakli Etik Komisyonu kararına erişemeyen davacının, olumlu ya da olumsuz karar sonucunu öğrenme amaçlı olarak verdiği dilekçenin sonucundan haberdar olunan "karar"ın kaldırılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu nedenle, İl Organ Nakli Komisyonu Kararı'na 29.11.2016 tarihli başvurudan sonra 01.12.2016 tarihinde erişebilen davacının, dava dilekçesinin "davanın konusu" başlıklı bölümünde açık bir şekilde sadece "İl Organ Nakli Etik Komisyonu Kararı"nın iptali isteminde bulunduğunu ve 01.12.2016 tarihinde tebliğ edilen işlemin iptali istemiyle 29.12.2016 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken "davanın kısmen süre aşımı, kısmen de incelenmeksizin reddi"ne dair İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 03/02/2017 tarih ve E:2016/2557, K:2017/289 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/5. maddesi uyarınca dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin (5) fıkrası uyarınca kesin olarak, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)