(2872 S. K. m. 20) (2577 S. K. m. 45)
İstemin Özeti: İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ……. Sokak sonunda bulunan izinsiz alana davacıya ait ….. plakalı araçla hafriyat dökümü yapılmak suretiyle Hafriyat Toprağı, İnşaat Ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin ihlal edildiğinden bahisle, davacının 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/r maddesi uyarınca 46.501,00-TL para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Müdürlüğünün 10/12/2015 tarih ve 2015-HF150376 sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davayı; "yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı hafriyat dökümü yapıldığının net olduğu, 2872 sayılı Çevre Kanunun 20 (r) maddesi uyarınca davacıya verilen 46.501-TL idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle reddeden İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 22/02/2017 tarih ve E:2016/67, K:2017/414 sayılı kararının, davacı tarafından; hukuka aykırı olduğu, söz konusu aracın kendi aracı olmadığı, hiç bir şekilde kaçak döküm yapılmadığı, ihlalin net olarak ortaya konulmadığı öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Usul ve Kanun hükümlerine uygun bulunan mahkeme kararına yapılan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; dava dosyası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.” hükmü, 6. Fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 22/02/2017 tarih ve E:2016/67, K:2017/414 sayılı kararında Kanunun 45/4. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı Kanunun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 124,70-TL istinaf yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında fazladan yatırılan 134,00-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 05.06.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Anayasamızın 6 maddesinde, hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı; 127. maddesinde ise mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerindeyse "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak", "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 24. maddesinde; "Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında il çevre ve orman müdürlerince verilir." hükmü; 12. maddesinde ise "Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belirlenen denetleme görevlilerine devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usul ve esasları çerçevesinde yapılır." hükmü yer alırken; konuya ilişkin Çevre Kanununa Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesindeyse "Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yetki devri yapıldığında; ihlaller için İdari Yaptırım Kararı düzenlenmek suretiyle idari para cezası verme yetkisi, yetki devri yapılan kurum veya kuruluşlar tarafından kullanılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu bağlamda, Bakanlıkça çıkarılan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri" konulu ve 2008/06 sayılı Genelgede; 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme ve idari yaptırım kararı verme yetkisinin Çevre Denetim Birimi kurduğu belirlenen belediyelere devredildiği bu belediyelerin; i-Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme, ii-2872 sayılı Çevre Kanununun "İdari Nitelikteki Cezalar" başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım karar verme" konularında yetkili olduğu belirtilirken, "Yetki Devri Yapılan İller" başlıklı Ek 1 listesinde; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı yer almıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni; kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde "Belediye Başkanlıkları" ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken "Çevre Denetim Birimlerinin" başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla "Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir." ve "Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükümleri dikkate alındığında; "ilgili kanun" ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun'un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevi açıkça belediye encümenlerine bırakıldığı için 5326 sayılı Kanun'un 22/2. maddesinde öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanlığınca kullanılamayacağı açıktır.
Somut olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni tarafından değil, Belediye Başkanlığı tarafından verildiği görülmektedir.
Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Belediye Başkanlığı tarafından tesis edilen dava konusu işlemin yetki yönüyle hukuka uyarlılık taşımamasından dolayı istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)