(2709 S. K. m. 12, 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, …. adresindeki "….." isimli işyerinin, 6487 sayılı Kanun ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'un 5. maddesinin 16. fıkrası uyarınca 20 gün süre ile kapatılmasına ilişkin Altındağ Kaymakamlığı'nın 11.11.2016 tarih ve 2016/281-5 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlık konusu olayda, tekerrür hükümlerinin üçüncü kez uygulanması suretiyle iş yerinin 984 sayılı kararla 10 gün süreyle kapatıldığı, söz konusu kapatma cezasından sonra yapılan bir başka tespite dayanılarak bu kez işletmenin yirmi gün süreyle kapatıldığı ve bu işlemin de 4207 sayılı Kanun'un 5. maddesinin onaltıncı fıkrası uyarınca tesis edildiği görülmekte ise de; 4207 sayılı Kanun'un anılan hükmünde bir yıllık dönem içerisindeki üçüncü tekerrürden sonraki ihlallerde yeniden işyeri kapatma cezası uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamakta olup, üçüncü tekerrürden sonra yapılacak ihlalin, yeniden ilk ihlal gibi değerlendirilmesi ve buna göre işlem tesis edilmesi gerektiği, aksi halde verilecek cezanın kanunilik ilkesine uygun düşmeyeceği, bir yaptırım uygulamasının (cezanın) kanunda açıkça yer verilmeyen bir şekilde uygulanması, kanun koyucunun iradesi dışında idarelerin yorum yolu ile ceza ihdas etmesi gibi bir durum oluşturacağı, böyle bir durumun ise, kanunsuz ceza olmayacağına dair Anayasa'da da açıkça yer bulan temel ceza hukuku ilkesinin dikkate alınmaması ve keyfi yaptırım uygulanması sonucunu doğuracağı, idarelerin Anayasa'da öngörülen sağlığın korunması görevi, idarelere kanunda yer verilmeyen, dolayısıyla kanun koyucunun öngörmediği bir şekilde yaptırım uygulanması yetkisi vermediği, uygulanacak yaptırımın yasada belirtilen usul ve sınırlar içinde olması gerektiği, bu itibarla; üçüncü tekerrürün ardından iş yerine on gün süreyle kapatma cezası uygulanarak tekerrür zinciri sona erdirildikten sonra, dördüncü tekerrür gerekçesiyle yeniden kapatma işlemi tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/05/2017 gün ve E:2016/5001, K: 2017/1561 sayılı kararın, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, ……. adresinde bulunan (….. isimli işyerinin işletmecisi olan davacı tarafından, 4207 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 16. fıkrası uyarınca, işyerinin 20 gün süreyle geçici olarak kapatılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye adına 28.4.2004 tarihinde New York’ta imzalanan ve 25.11.2004 tarih ve 5261 sayılı Yasa'yla onaylanması uygun bulunan Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, 8.12.2004 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'na istinaden 25.12.2004 tarih ve 25681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Anılan Sözleşme ile “1. Her birey, tütün tüketimi ve tütün dumanına maruz kalmanın neden olduğu sağlık sorunları, bağımlılık ve hayati tehlikeler konusunda bilgilendirilmeli ve bireylerin tütün dumanına maruz kalmalarını önlemek için ilgili hükümet birimlerince etkin yasal, icrai, idari ve diğer önlemler planlanmalıdır.
2. Her bir Taraf, kapalı iş yerlerinde, toplu taşıma araçlarında, kapalı kamu alanlarında ve gerektiğinde, kamuya açık diğer yerlerde tütün dumanına maruz kalmayı engellemek için, ulusal yasalarla belirlenen mevcut resmi yetki alanlarında, etkin, yasal, icrai, idari ve/veya diğer önlemleri alacak ve uygulayacak ve bu önlemlerin, yetkisine giren diğer düzeylerde de kabulü ve uygulanmasını etkin bir şekilde teşvik edecektir.” kuralı yer almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, mevcut ve gelecek nesilleri, tütün tüketimi ve tütün dumanına maruz kalmanın yıkıcı sağlık, sosyal, çevresel ve ekonomik sonuçlarından korumak amacı olan “Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni” 5261 sayılı Yasa ile onaylayarak tütün tüketimini, nikotin bağımlılığını ve tütün dumanına maruz kalmayı önlemeye ve azaltmaya yönelik uygun politikalar geliştirmede, etkin yasal, icrai, idari ve/veya diğer önlemleri alma, uygulama ve gerektiğinde diğer Sözleşme taraflarıyla işbirliğinde bulunma yükümlülüğü altına girmiştir.
Sözleşmenin taraf Devletlere getirdiği yükümlülükler kapsamında, tütün zararlarının önlenmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilen ve 26.11.1996 tarih ve 22829 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 2. maddesinde; “Sağlık, eğitim-öğretim ve kültür hizmeti veren yerler ile kapalı spor salonlarında ve toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ve bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda tütün ve tütün mamullerinin içilmesi yasaktır."
Bu gibi mahallerde tütün ve tütün mamullerinin içilebilmesi için ayrı yerler tahsis edilir. Tahsis edilen yerden, sigara içilmeyen mahallere duman gidişini engelleyecek, havalandırma, tecrit etme gibi tedbirler alınır.” kuralı yer almakta iken; 19.1.2008 tarih ve 26761 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 5727 sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun'da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3 üncü maddesinin 1. Fıkrasında,
“Tütün ürünlerinin;
d) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde, tüketilemeyeceği 6847 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değiştirilen 4207 sayılı Kanun'un "Ceza Hükümleri" başlıklı 5. maddesinin 16. fıkrasında da;"Bu maddedeki cezaları gerektiren fiillerin bir yıllık dönemde tekerrürü hâlinde idari para cezası bir kat; ikinci tekerrürü hâlinde iki kat artırılarak verilir. Aynı dönemdeki üçüncü tekerrürde de iş yeri on günden bir aya kadar kapatılır." hükmüne yer verilmiştir.
Yasa’nın genel gerekçesinde kişilerin tütün ve tütün ürünlerinin zararlarından koruyucu tedbirler almak üzere düzenlemeler yapıldığı; 1. maddesinde ise amacın, kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirleri alarak herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması yönünden düzenlemeler yapmak olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 12. maddesinde, “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” hükmüne yer verilmiştir. Maddenin bu şekilde düzenlenmesinden de açıkça anlaşıldığı gibi Anayasa koyucu kişiyi temel hak ve hürriyetlerle donatırken, bu hak ve hürriyetlerin kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı olan ödev ve sorumluluklarından ayrı düşünülemeyeceğini vurgulamıştır.
Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”; 56. maddesinde “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” denilmiştir.
Tütün ve tütün ürünlerinin kapalı alanlarda kullanılmasının yalnız kullananlara değil, aynı ortamda bulunan diğer kişilere de sağlık açısından zarar verdiği bilinmektedir. Temel hak ve özgürlük kavramı içerisinde öncelikle kişilerin yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürme haklarının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu açıdan kapalı ortamlarda tütün ve tütün ürünlerini tüketen kişilerin, aynı ortamda bulunan diğer kişilerin sağlıklı yaşam hakkına karşı ödev ve sorumlulukları bulunmaktadır.
Devlete, herkesin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlama, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama görevi de verilmiştir. Yasakoyucu, Devlete verilen bu görevin gereği olarak, kişilerin sağlıklı bir şekilde yaşam sürdürmelerini sağlamak amacıyla gerekli gördüğü yasal önlemleri alabilir. İdari yaptırımlar da, idarelerce bu kapsamda alınan yasal önlemlerden olup, idarenin idari düzeni korumaya yönelik, bireylerin idari düzene aykırı davranışları nedeniyle idarece düzenlenen, ilgililerin idareye karşı olan borç ve yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve idarece konulmuş bulunan yasaklara uymalarını sağlamayı amaçlayan kararlardır. İdari yaptırımları genel amacı, idari ihlalleri önlemek, toplumun huzurun sağlamak ve diğer insanları suça katılmaktan caydırmaktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından "……." ismiyle faaliyet gösteren iş yerinde, içinde tütün ve tütün mamullerinin içilmesine izin verildiğinden bahisle 26.10.2015 tarihli eylem nedeniyle 11.12.2015 tarihli işlemle 1.360,00 TL idari para cezası verildiği, 04.03.2016 tarihli eylem nedeniyle 06.04.2016 tarihli işlemle tekerrür hükümleri uygulanarak 2.870,00 TL idari para cezası verildiği, 28.04.2016 tarihli eylem nedeniyle 14.06.2016 tarihli işlemle tekerrür hükümleri uygulanarak 4.305,00 TL idari para cezası verildiği, 01.10.2016 tarihli eylemin üçüncü tekerrür olduğundan bahisle 21.10.2016 tarihli Kaymakamlık Makamının Olur'u ile işyerinin 10 gün süre ile kapatıldığı, 16.10.2016 tarihli eylemin dördüncü tekerrür beşinci kez ihlal olduğundan bahisle 11.11.2016 tarihli Kaymakamlık Makamının Olur'u ile işyerinin 20 gün süre ile kapatılmasına ilişkin işlemin tesisi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, davacı şirkete ait işyerine üçüncü kez tekerrür eden fiilden dolayı verilen 10 gün kapatma cezası hakkında Ankara 8. İdare Mahkemesince davalı idarenin savunması alınıncaya kadar yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiş olsa da esasa yönelik verilecek mahkeme kararı ve bu kararın gerekçesi doğrultusunda davacı şirkete ait işyerinde yapılan tespitlere istinaden davalı idarenin yeni bir işlem tesis edebileceğine mahkeme kararında da vurgu yapılmıştır.
Bu kapsamda, kişilerin yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerini sağlamak amacıyla insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunan tütün ve tütün mamullerinin kullanımının kapalı alanlarda yasaklanması ve bu yasaklara uyulmaması halinde de ilk ihlalden itibaren geçen 12 aylık süre içinde aynı ihlal için verilen kapatma cezasını müteakiben 4 ve üzeri tekerrürlerde idari yaptırımın kapama cezası olarak uygulanması, Anayasa'nın 17. ve 56. maddeleriyle Devlete yüklenen pozitif yükümlülüğün bir yansıması olduğu gibi Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve sözleşmesine göre üzerine düşen yükümlülüğün teminini sağlayan bir yaptırımdır.
Bu nedenle, davacı şirket tarafından işletilen (….. isimli işyerinde 4207 sayılı Tütün Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'un 5. kez ihlal (dördüncü tekerrür) edildiğinden bahisle 20 gün süre ile geçici kapatılmasına ilişkin Altındağ Kaymakamlığı'nın 11.01.2016 tarihli dava konusu işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2017 gün ve E:2016/5001, K:2017/1561 sayılı kararının KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan ve mahkeme safhasında davacı tarafından sarfedilen 198,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece karşılanan 40,50 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.510,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, artan posta giderinin istenilmesi halinde davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, kesin olmak üzere, 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)