(6306 S. K. m. 1, 3)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, …. İlçesi …. Mahallesi, 610 pafta, 128 parsel sayılı 2 nolu bağımsız bölümünün mülkiyeti davacıya ait yerde bulunan taşınmazın ilgili riskli yapı kararı verildiğinin öğrenilmesi üzerine davacı tarafından itiraz edildiği, itiraza verilen cevapta "riskli yapı belirtmesine başka bir malik tarafından itiraz edildiği, bu itirazın 15527817 sayılı riskli yapı tespitine dayanılarak 25/11/2013 tarih ve 10-1 sayılı karar ile reddedildiğinin" bildirildiği, davacının tüm bunları 15/04/2016 tarihinde öğrendiğinden bahisle 25/11/2013 tarih ve 10-01 sayılı Heyet raporu ile itirazının reddine ilişkin 04/04/2016 tarih ve E.11313 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, "...yukarıda metni verilen mevzuat uyarınca lisanslandırılan bir yapı denetim şirketince düzenlenen ve tamamen bilimsel kriterler çerçevesinde hazırlanan raporda yapının riskli olduğunun belirtilmesi üzerine idarece yapının riskli olarak tespitine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla bu işleme karşı yapılan itirazın reddine dair dava konusu işlemde de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine yönelik İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 28/12/2016 tarih ve E:2016/731, K:2016/2452 sayılı kararının; heyet raporunun hatalı olduğu, yeniden numune alınıp keşif-bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği iddiasıyla kaldırılması istenilmektedir.
BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI SAVUNMA ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
İSTANBUL VALİLİĞİ SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, …. İlçesi …… Mahallesi, 610 pafta, 128 parsel sayılı 2 nolu bağımsız bölümünün mülkiyeti davacıya ait yerde bulunan taşınmazın ilgili riskli yapı kararı verildiğinin öğrenilmesi üzerine davacı tarafından itiraz edildiği, itiraza verilen cevapta "riskli yapı belirtmesine başka bir malik tarafından itiraz edildiği, bu itirazın 15527817 sayılı riskli yapı tespitine dayanılarak 25/11/2013 tarih ve 10-1 sayılı karar ile reddedildiğinin" bildirildiği, davacının tüm bunları 15/04/2016 tarihinde öğrendiğinden bahisle 25/11/2013 tarih ve 10-01 sayılı Heyet raporu ile itirazının reddine ilişkin 04/04/2016 tarih ve E.11313 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir."; 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır." hükümlerine yer verilmiştir.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un Uygulama Yönetmeliği'nin "Riskli yapıların tespiti ve itiraz" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Riskli yapılar, Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir.
(2) Riskli yapıların tespiti; a) Öncelikle yapı malikleri veya kanunî temsilcileri tarafından, masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. Maliklerce yapılacak riskli yapı tespiti talebi, tapu belgesinin ve kimlik belgesinin fotokopisi ile yapılır. b) Bakanlıkça, süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir.
(3) İtiraz üzerine yeniden rapor tanzim edilmesi gereken haller ve raporun gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespit edilmesi halleri hariç olmak üzere, her yapı için sadece bir adet riskli yapı tespiti raporu düzenlenebilir. Lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar riskli yapı tespit talebi üzerine, o yapı hakkında daha önce riskli yapı tespit raporu düzenlenip düzenlenmediğini elektronik yazılım sistemi üzerinden kontrol eder. Riskli yapı tespit raporunda, tespite konu binanın Ulusal Adres Veri Tabanında belirtilen adresinin ve bina kodunun yer alması zorunludur.
(4) Riskli yapı tespitine ilişkin raporların bir örneği, tespit tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde, tespiti yapan İdarece veya lisanslandırılmış kurum veya kuruluşça, tespite konu yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir. Müdürlükçe, raporların birinci fıkrada belirtilen esaslara uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği incelenir ve herhangi bir eksiklik veya yanlışlık tespit edilmesi halinde bu raporlar gerekli düzeltmeler yapılmak üzere raporu düzenleyen kurum veya kuruluşa iade edilir. Yapılan incelemede raporlarda herhangi bir eksiklik ve yanlışlığın bulunmadığının tespit edilmesi halinde, riskli yapılar, Müdürlükçe en geç on iş günü içinde, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, ilgili tapu müdürlüğüne bildirir. Müdürlükçe veya riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazı inceleyen teknik heyetçe, riskli yapı tespit raporunda tespit edilen eksiklik veya yanlışlıkların, raporu düzenleyen kurum veya kuruluşa bildirildiği tarihten itibaren otuz gün içinde düzeltilmesi ve raporun Müdürlüğe sunulması zorunludur.
(5) İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe itiraz edilebileceği, aksi takdirde İdarece altmış günden az olmamak üzere verilecek süre içinde riskli yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî ve şahsî hak sahiplerinin Ulusal Adres Veri Tabanında belirtilen adreslerine, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebliğ edilir ve yapılan bu tebligat yazılı olarak veya elektronik ortamda Müdürlüğe bildirilir.
(6) Riskli yapı tespitine karşı malikler veya kanunî temsilcilerince on beş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile itiraz edilebilir.
(7) Riskli yapının bulunduğu ilde itirazı değerlendirecek teknik heyetin teşkil edilmemiş olması halinde, itiraz dilekçeleri ile itiraz edilen tespite ilişkin raporlar, riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlükçe, o il için yetkilendirilmiş teknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir.
(8) Riskli yapı tespitinin, itiraz üzerine değişmesi halinde, durum aynı şekilde ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir." hükümleri yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, …. İlçesi, …… Mahallesi, ….. Sokak, 28 pafta, 610 ada, 128 parselde yer alan taşınmazın riskli yapı olarak tespit edildiği, riskli yapıya karşı yapılan itirazı reddedildiği, davacının daha sonra yaptığı itirazın da aynı kapsamda daha önce inceleme yapıldığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine yapının riskli olmadığı iddiasıyla söz konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda "Bu durumda, yukarıda metni verilen mevzuat uyarınca lisanslandırılan bir yapı denetim şirketince düzenlenen ve tamamen bilimsel kriterler çerçevesinde hazırlanan raporda yapının riskli olduğunun belirtilmesi üzerine idarece yapının riskli olarak tespitine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla bu işleme karşı yapılan itirazın reddine dair dava konusu işlemde de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de; dava konusu yapının riskli olup olmadığı bilimsel ve teknik incelemeyi gerektirmesi, konunun hukuki bilgiyle çözülebilmesi imkanı olmayan konular arasında olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin dosya üzerinden verdiği kararda bu açıdan isabet görülmemiştir.
Olayda, dava konusu yapının diğer maliklerinden bir kısmının de yapının riskli olmadığı gerekçesiyle İstanbul 10. İdare Mahkemesinde 2016/781 esas sayısına kayıtlı dava açıldığının görüldüğü, bu davada "ret" çıkması üzerine istinaf incelemesi için dosyanın Dairemizin 2017/2107 esasına kaydedildiğinin tespit edildiği, söz konusu davada bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alındığı görülmüş olup, yapının aynı yapı olması nedeniyle bilirkişi raporunun olayımızda da esas alınabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda anılan dosyada mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu binanın Riskli Yapı olarak nitelendirilip işlem tesis edilmesi;
a- İdari yönden 6306 Sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği’nde öngörülene uygun şekilde sürecin işletilmesine ve b- Teknik yönden ise 2007 Deprem Yönetmeliği’ne (DBYBHY) uygun Riskli Bina Tespit Raporu düzenlenmesine, bağlı olduğu, başka bir değişle Uygulama Yönetmeliği’ne göre dava konusu binanın riski olduğunun tespiti Riskli Bina Tespit Raporu ile yapıldığından, 2007 Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak Rapor ile yapının riskli olduğunun belgelenmesi ile mümkün olduğu, ayrıca yapılan işlem ve tebligatların Kanun ile Uygulama Yönetmeliği’nde öngörülen sürece uygunluğu irdelenmesi gerektiği, bu çerçevede dava konusu Riskli Yapı Tespiti’nin onaylanmasından binanın maliklerince yıktırılmasına dair bildirimde bulunulmasına kadar yürütülen idari işlemler değerlendirildiğinde bazı davacılara tebligat yönünden Kanun’un öngördüğü usule aykırı davranıldığı ve Kanun’da verilen süreler tamamlanmadan ilgili hizmetlerin durdurulması süreci başlatılmasının Uygulama Yönetmeliği’ne uygun olmadığı, dava konusu yer tapu kaydında “Altında pasaj halinde 15 dükkânı olan kâgir apartman“ olarak tanımlansa ve Riskli Yapı Tespit Raporu’nda söz konusu parselde “Bozca Keşkül sokak’taki No:1 Yapısı ile aynı parselde başka bir nitelikli yapı bulunmadığı” belirtilmiş olsa da; dosyada bulunan İstanbul İl Özel İdare Müdürlüğü … Memurluğu’nun 25.04.1983 tarih ve 178 sayılı …. Şube Müdürlüğü’ne yazısında; ilgili parsel ve “69.75.121 kapı sayılı yerde 17.09.1956 tarihinde 9 dükkan ve apartman inşa edilmiştir…. 05.12.1956 tarihinde yukarıdaki pasajın arka bahçesine altı dükkan ilavesi yapılmıştır” denildiği ve bu suretle ilgili parselde iki ayrı yapı inşa edildiğinin anlaşıldığı, nitekim yerinde yapılan keşifte söz konusu parselde teknik olarak iki ayrı yapı bulunduğu heyetçe de tespit edildiği ve 6 dükkânlı yapı ile 3 katlı altında 9 dükkân bulunan yapının birbirinden ayrı olduğuna dair keşif esnasında görüntü alındığı, Riskli Yapı Tespit Raporu’nda incelenen ve risk analizi için statik olarak modellenen yapı ise 3 katlı altında 9 dükkân bulunan (13 bağımsız bölümlü) bina olup, bu bina altında olmayan 6 dükkân bulunan diğer yapı hakkında herhangi bir inceleme ve performans (risk) analizi hesaplaması yapılmamasına rağmen, İnceleme Formunda 19 bağımsız bölümün bir bütün olarak gösterildiğinin tespit edildiği, söz konusu rapordaki inceleme ve değerlendirmenin parselde bulunan iki yapıyı da kapsar nitelikte olmadığından ve 3 katlı bina altında yer almayan 6 dükkânın bulunduğu yapı hakkında herhangi bir başvuru da bulunmadığından, riskli yapı tespitinin çatı görüntüsü sunulan pasajda yer alan 6 dükkândan oluşan yapı için geçerli olmadığı, Uygulama Yönetmeliği’nin 15.Md.’sinin 8.fıkrasında da bu hususta “RG-02.07.2013-28695) Bir parselde birden fazla yapı bulunması ve bu yapılardan bazılarının riskli yapı olarak tespit edilmiş olması halinde; a) İlgili tapu müdürlüğünce, parsel üzerinde bulunan bütün yapıların değil, sadece riskli olarak tespit edilen yapıların tapu kütüğüne riskli yapıdır belirtmesi işlenir” hükmü bulunduğu, bu nedenle söz konusu Rapor ile ilgili olmayan teknik açıdan ayrı bir yapı olan, 3 katlı bina altında yer almayan 6 dükkândan oluşan yapı için 6306 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılması yerinde olmadığı, 9 dükkân ve 4 daireden (13 bağımsız bölüm) oluşan üç katlı yapı için hazırlanan Riskli Yapı Tespit Raporu’nun 2007 Deprem Yönetmeliği’nde öngörülen performans (risk) analizi ilkelerine uygunluğu incelendiğinde ise;
a) Statik analizde kullanılacak zemin parametrelerinin tespitine yönelik sismik ölçümlerin ve değerlendirmeyi içeren zemin raporunun Oda kaydı bulunan büro tarafından hazırlandığı, ancak yapının cadde üzerinde bulunduğu için muayene çukuru açılarak temellerinin kontrolünün yapılmadığı, dolayısıyla iki bina açsından statik olarak aynı temele dayanıp dayanmadığının incelenmediği,
b) Taşıyıcı duvar elemanlarının harman tuğlası olarak alındığı, harman tuğlası basınç ve kayma dayanımı tayininde deney yapılmadan Yönetmelikte belirtilen asgari değerlerin kullanıldığı,
c) Sadece 3 katlı yapı için geometrik özelliklerinin 2007 Deprem Yönetmeliği (DBYBHY)’nde yığma binalar için öngörülen koşullara uygunluk ve uygunsuzlukların Rapor’da irdelendiği,
d) Statik Hesaplamalarda esas alınan yük ve diğer katsayılarının yönetmelikte belirtilen biçimde alındığı, 2007 Deprem Yönetmeliği’nde öngörülen esaslar çerçevesinde yığma binalar için performans hesaplamalarının yapıldığı, hesap çıktılarının raporda sunularak irdelendiği,
e) Hesaplar sonuçlarında X yönünde binadaki zemin kat duvarlarının tamamının (%100), 1.Kat duvarlarının yine aynı yönde %62’sinin kesme gerilmesi kapasitelerinin yetersiz olduğu,
f) hedeflenen deprem performansının sağlanamadığının hesaplarla gösterilmiş olduğu,
Sonuç olarak binanın Uygulama Yönetmeliği’nde atıfta bulunulan 2007 Deprem Yönetmeliği’nin (DBYBHY) 7.Bölümü esaslarına göre gerekli dayanım ve rijitlik koşullarını sağlamadığının, bu nedenle 6306 Sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre;
Sadece uyuşmazlık konusu parseldeki 3 katlı 13 bağımsız bölümün bulunduğu bina açısından ve eğer diğer yapı ile aynı temel üzerine inşa edilmediklerinin yapılacak bir temel muayenesiyle tespiti durumunda, riskli yapı niteliğinde olduğunun Tespit Raporu ile belgelendirilmiş olacağı, ancak her iki yapıda aynı temellere oturan duvarlar var ise binaların tümü için analiz yapılmadığından statik açıdan Rapor’un hiçbir bina için riskli yapı tespitine uygun olamayacağı değerlendirildiği sonucuna varıldığı görülmüştür."tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; bir kısım maliklere 6306 sayılı Yasaya uygun olarak tebligatların yapılmadığı, Riskli Yapı Tespit Raporu’nda incelenen ve risk analizi için statik olarak modellenen yapının 3 katlı altında 9 dükkân bulunan (13 bağımsız bölümlü) bina olduğu, bu bina altında olmayan 6 dükkân bulunan diğer yapı hakkında herhangi bir inceleme ve performans (risk) analizi hesaplaması yapılmadığı, bu durumun Uygulama Yönetmeliği'nin 15.maddesinin 8.fıkrasına aykırı olduğu, 9 dükkân ve 4 daireden (13 bağımsız bölüm) oluşan üç katlı yapı için hazırlanan Riskli Yapı Tespit Raporu’nun 2007 Deprem Yönetmeliği’nde öngörülen performans (risk) analizi ilkelerine uygun olmadığı görüldüğünden, sözkonusu raporda yapılan tesbitler esas alınmak suretiyle dava konusu taşınmaz hakkında alınan riskli yapı tespiti kararında ve itirazın reddi işleminde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulü ile İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 28/12/2016 tarih ve E:2016/731, K:2016/2452 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemlerin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 204,75 -TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın mahkemesince davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46.maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 29/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)