(2709 S. K. m. 125) (4458 S. K. m. 216)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı şirket adına tescilli 04.03.2013 tarih ve IM18768 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen eşyanın gözetim kıymet uygulamasına tabi olduğu, ancak emtiaya ilişkin olarak gözetim belgesinin ibraz edilememesi nedeniyle eşyanın gözetim kıymetine yükseltilip fark tutarın yurt dışı giderlere eklenmesi suretiyle beyanı sonucu, toplam 26.246,00-TL gümrük vergisi ve katma değer vergisinin fazladan tahakkuk ettirilip ödendiğinden bahisle yapılan geri verme başvurusunun konu hakkında araştırmalarının sürdüğü yolunda verilen cevapla İzmir Gümrük Müdürlüğünce zımnen reddi üzerine bu işleme vaki itirazın reddi yolundaki 11/04/2016 tarih ve 15223121 sayılı Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün işleminin iptali ile tutarın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle iadesi istemiyle açılan davada; dava konusu eşyanın birim kıymetinin ihracatçıya ödenen gerçek kıymet olmadığı yönünde yapılmış bir saptama bulunmadığı, nakliyenin satıcının sorumluluğunda olduğu bir teslimde, fatura bedelinden fazla tutarda yurt dışı gider beyan edilmesinin de ticari icaplara uygun bulunmadığı, ihtilafın, ithalatta kayıt belgesine tabi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eşyanın, yurt dışı gider kalemi eklenmek suretiyle yüksek beyan edilen birim kıymete göre hesaplanan fazla vergisinin yasaya uyarlık arzedip etmediği noktasına ilişkin bulunduğu, beyan edilen eşya için Tebliğde belirtilen kıymetlerin, eşyanın, Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı, Tebliğde de böyle bir durumda, belirtilen kıymetin esas alınması suretiyle ek tahakkuk yapılmasını öngören herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, tebliğ hükümleri çerçevesinde beyan edilen yurt dışı gider kalemiyle ilgili olarak ortada kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığı, ithalatta kayıt belgesi önlemlerinin yanlış algılanması suretiyle, fazladan tahakkuk ettirilerek tahsil edilen vergilerde hukuka uyarlık bulunmadığı, yersiz olarak ödediği tutarların yasal faiziyle birlikte tarafına iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu itirazın reddi şeklindeki davalı idare işlemlerinin iptaline tahsil edilen dava konusu vergilerin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesine ilişkin olarak İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/786; K:2017/761 sayılı kararın; davalı idare tarafından, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem bulunmadığı, ortada zımni ret işlemi bulunmadığı, vergilerin geri istenebilmesi için yanlışlıkla/fuzulen tahsil edilmiş bir vergi olması gerektiği, oysa dava konusu olayda idare tarafından yapılmış bir tahakkukun olmadığı, davacının tamamen kendi inisiyatifi doğrultusunda, sadece gözetim yükümlülüğünden kaçmak maksadı ile yurt dışı gideri beyan ettiği ve beyan edilen şekilde gümrük işlemlerini sonuçlandırdığı, beyannamenin beyan sahibini bağlayacağı, ihtirazi kayıt taşımayan ve herhangi bir irade sakatlığına dayanmayan beyanlarına istinaden tahakkuk ettirilen vergilerde hukuka aykırılığın bulunmadığı, vergilerin geri ödenmesi için Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmediği, diğer taraftan 4458 sayılı Yasanın 216. maddesi hükmü karşısında yasal faize hükmolunamayacağı ileri sürülerek; davacı tarafından ise; haksız ve yersiz olarak tahsil edilen vergiye işleyecek faizin ödeme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği ileri sürülerek faiz türü ve faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf Başvuru dilekçesi tekrar edilmiş bulunmakla birlikte ilave olarak davacının faiz talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/786; K:2017/761 sayılı karar işin esası yönünden hukuka uygun olup, esas yönünden kaldırılmasını gerektiren bir durum bulunmadığından, davalı idare istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Kararın, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik, fazladan alınan vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle davacı tarafından yapılan istinaf başvurusuna gelince;
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş olup, kişilere verilen zararın faiz ya da farklı isimler altında ödenecek tazminatlarla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranılması gerekmemektedir.
Tahsil edildiği tarihten itibaren vergilerin idarenin tasarrufu altında bulunduğu sabit olup; haksız, yersiz ve fazladan tahsil edilen vergilerin iadesinde, mükelleflerin mülkiyetlerinde bulunan ekonomik değerlerden belli bir dönem mahrum kaldığı dikkate alınarak, genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengenin korunması amacıyla, bu süreye ilişkin olarak tahsil tarihinden itibaren faiz ödenmesi gerekmektedir.
Gözetim uygulaması ile ilgili olarak gözetim belgesi aranmaması için eşyanın bedeli yükseltilerek beyan edilen kıymetin, Gümrük Kanununda yer alan düzenlemelere göre gümrük kıymeti olarak alınacak gerçek satış bedeli olmaması nedeniyle, 4458 sayılı Kanunun 24-31. maddeleri bağlamında ortada kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığından, fazladan tahsil edildiği sonucuna varılan vergilerin de, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, Mahkemece, haksız olarak tahsil edildiği yargı kararıyla saptanan verginin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle iadesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle iadesine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/786;K:2017/761 sayılı kararın fazladan alınan vergilerin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte iadesine kısmının kaldırılmasına ve fazladan tahsil edilen verginin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, aşağıda gösterilen davalı idarece yapılan 26,50-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 117,30-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, vekalet ücreti hakkında Mahkemece kurulan hüküm yerinde bulunduğundan bu safhada yeniden hüküm kurulmasına mahal bulunmadığına, yatırılan posta gideri avanslarından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, kesin olarak 15.11.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
Davalı idare yönünden kıymet araştırması yapmak temel idari fonksiyon ve haklardan birisi olduğu gibi davacının idari karar talebi üzerine süresi içerisinde süre uzatımına dair kararın tebliğ edilmiş olması karşısında, bu safhada yürütme görevinin özel kanun olan 4458 sayılı Yasada gösterildiği şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmediğine dair bir emarenin bulunmadığı olayda 2577 sayılı Yasanın 10. maddesinde yazılı altmış günlük süre bir yana 4458 sayılı Yasanın 6. maddesinde öngörülen ilk 30 günlük sürenin dahi dolması beklenmeden Bölge Müdürlüğü nezdinde yapılan itiraz sonucu tesis ve tebliğ edilen yazının zımni ret koşulunu sağlamış sayılamayacağı, aksi düşüncenin 2577 sayılı Yasanın 2. maddesi hükmüne aykırılık oluşturacağı düşüncesiyle Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Bu sebeplerle, İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/786;K:2017/761 sayılı karara yönelik davalı idare istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve davanın incelenmeksizin reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)