(2709 S. K. m. 125)
BAŞVURULARIN KONUSU: Davacı şirket adına, tescilli 03.05.2013 tarih ve IM49869 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen eşyanın gözetim kıymet uygulamasına tabi olduğu, ancak emtiaya ilişkin olarak gözetim belgesinin ibraz edilememesi nedeniyle eşyanın gözetim kıymetine yükseltilip fark tutarın yurt dışı giderlere eklenmesi suretiyle beyanı sonucu, fazladan tahakkuk ettirilerek ödenen toplam 29.133,00-TL gümrük vergisi ve katma değer vergisine itirazın reddi yolundaki 13/04/2016 tarih ve 15302057 sayılı Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün işleminin iptali ile fazladan ödenen vergi tutarlarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacı tarafından ithal edilen ürünlerin gözetim belgesi olmaksızın ithali amacıyla eşyanın CIF kıymetine yurt dışı gider eklenmek suretiyle beyan edilen kıymet üzerinden gümrük vergisi ve katma değer vergisi tahakkuklarına yapılan itirazların reddi üzerine, ret işleminin iptali ve fazladan tahsil edilen tutarın faiziyle birlikte iadesi amacıyla işbu davanın açıldığı, olayda, dava konusu eşyanın birim kıymetinin ihracatçıya ödenen gerçek kıymet olmadığı yönünde yapılmış bir saptama bulunmadığı gibi, nakliyenin satıcının sorumluluğunda olduğu bir teslimde, fatura bedelinden fazla tutarda yurt dışı gider beyan edilmesi de, ticari icaplara uygun bulunmadığı, ihtilafın, ithalatta kayıt belgesine tabi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eşyanın, salt bu nedenle, yurt dışı gider kalemi eklenmek suretiyle yüksek beyan edilen birim kıymete göre hesaplanan fazla verginin yasaya uyarlık arzedip etmediği, beyan edilen eşya için Tebliğde belirtilen kıymetlerin, eşyanın, Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı gibi, Tebliğde de, böyle bir durumda, belirtilen kıymetin esas alınması suretiyle ek tahakkuk yapılmasını öngören herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla, tebliğ hükümleri çerçevesinde beyan edilen yurt dışı gider kalemiyle ilgili olarak ortada, kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığının anlaşıldığı, ithalatta kayıt belgesi önlemlerinin yanlış algılanması suretiyle, fazladan tahakkuk ettirilerek tahsil edildiği açıkça anlaşılan vergilerde hukuka uyarlık bulunmadığı, yasal faiz istemine gelince, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlandığı, gerek iç hukukta, gerekse uluslararası hukukta, faizin hukuki nitelemesinin, amacı paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine verdiği zararın giderilmesi olan "tazminat" olduğu, söz konusu zarar, vergilendirme işlemlerinde, devlet yönünden, vergi ödevlerinin zamanında ve gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle verginin zamanında tahakkuk etmemesi, mükellefler yönünden ise, vergi idarelerince gerçekleştirilen hukuka aykırı vergilendirme işlemleri ile haksız vergi tahsil edilmesi halinde doğduğu, bu itibarla, dava konusu vergilerin, davalı idarenin gözetim önlemleri nedeniyle, fazladan tahakkuk ettirilerek ödendiği göz önünde tutulduğunda, davacının talebi doğrultusunda, yersiz olarak ödediği tutarların yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu itirazın reddi şeklindeki davalı idare işlemlerinin iptaline, tahsil edilen dava konusu vergilerin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesine ilişkin olarak İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/788, K:2017/763 sayılı kararın; davacı tarafından, fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle iadesi gerektiği ileri sürülerek faize ilişkin kısmının; davalı idare tarafından ise, zımni ret işleminin oluşmadığı ve davanın öncelikle usulden reddi gerektiği, esas yönünden ise, yükümlünün beyanları esas alınarak tahakkuk yapıldığı, gözetim belgesi alma yükümlüğünden kurtulmak için böyle bir yol tercih edildiği, kabul kararının yerinde olmadığı gibi, faize de hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülerek kabule yönelik kısmının kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı istinaf talebinin reddi ile davanın öncelikle usulden bozulması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü.
İstinafa konu kararın iptale ilişkin hüküm kısmı, usul ve yasaya uygun olup, kararın bu kısmının bozulmasını gerektiren başka bir neden de bulunmadığından, davalı idare itirazının reddi ile kararın iptale ilişkin kısmının onanması gerekmektedir.
Kararın, ''tahsil edilen dava konusu vergilerin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine'' ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusuna gelince;
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş olup, kişilere verilen zararın faiz ya da farklı isimler altında ödenecek tazminatlarla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranılması gerekmemektedir.
Tahsil edildiği tarihten itibaren vergilerin idarenin tasarrufu altında bulunduğu sabit olup; haksız, yersiz ve fazladan tahsil edilen vergilerin iadesinde, mükelleflerin mülkiyetlerinde bulunan ekonomik değerlerden belli bir dönem mahrum kaldığı dikkate alınarak, genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengenin korunması amacıyla, bu süreye ilişkin olarak tahsil tarihinden itibaren faiz ödenmesi gerekmektedir.
Gözetim uygulaması ile ilgili olarak gözetim belgesi aranmaması için eşyanın bedeli yükseltilerek beyan edilen kıymetin, Gümrük Kanunu'nda yer alan düzenlemelere göre gümrük kıymeti olarak alınacak gerçek satış bedeli olmaması nedeniyle, 4458 sayılı Kanunun 24-31.maddeleri bağlamında ortada kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığından, fazladan tahsil edildiği sonucuna varılan vergilerin de, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, Mahkemece, haksız olarak tahsil edildiği yargı kararıyla saptanan verginin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle iadesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle iadesine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 3. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 07/06/2017 gün ve E:2016/788, K:2017/763 sayılı kararın ''tahsil edilen dava konusu vergilerin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine'' kısmının kaldırılmasına ve fazladan tahsil edilen verginin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, aşağıda gösterilen davalı idarece yapılan 25,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 115,80-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, kesin olarak 07.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)