(2709 S. K. m. 125) (2918 S. K. m. 48) (2577 S. K. m. 2) (5271 S. K. m. 75)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü A Bölgesi Ekipler Amirliği'nce 18.02.2014 tarihinde yapılan trafik kontrolünde uyuşturucu madde alarak araç kullandığından bahisle HF-279448 sayılı idari para cezası tutanağı tanzim edilerek sürücü belgesine 5 yıl süre ile el konulan davacının; uyuşturucu madde ve alkol kullanmadığı, İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/623 Esasına kayıtlı dosyada yapılan yargılamada üzerine atılı "uyuşturucu etkisi altında araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek" suçundan beraatine karar verildiği, bu nedenle hukuka aykırı ve haksız uygulanan idari işlem nedeniyle sürücü belgesini 15 ay süreyle kullanamadığını, mesleğinin taksi şoförlüğü olduğu ve geçimini bu meslekten sağlaması nedeniyle zarara uğradığını belirterek sürücü belgesine el konulması neticesinde, uğranılan 18.000,00TL maddi, 30.000,00TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmini istemiyle açılan davada; olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca yapılan "Uyuşturucu Madde Denetiminde" davacıda (MET) ve (BZD) cinsi uyuşturucu madde tespit edildiği, anılan tespite istinaden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/8. maddesi uyarınca 18.02.2014 tarih ve HF-279448 sayılı Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı tanzim edilerek davacıya ait sürücü belgesine 5 yıl süre ile el konulduğu, davacı tarafından görülen ceza yargılamasında beraatine karar verildiği belirtilmekte ise de; Asliye Ceza Mahkemesi'nce davacıdan alınan kan örneğinin kaybolması nedeniyle üzerine atılı suçu işlediği hususunda tereddüt oluşması ve atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek nitelikte yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşıldığından, mevzuata uygun olarak yapılan tespit sonucu tesis edilen işlem nedeniyle idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine edilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/03/2017 tarih ve E:2015/1398, K:2017/769 sayılı kararın; davalı idarenin uyuşturucu etkisinde araç kullandığı yolunda teknik cihazla yaptığı tespitlerin sağlıklı olmadığı yolunda yoğun şikayetlerin olması ve şikayete konu hususların doğru olduğu bilimsel verilerle ortaya çıkması üzerine idarenin cihaz marifetiyle sürücülerde uyuşturucu veya uyarıcı madde tespiti yapılması uygulamasını kaldırdığı, diğer yandan kendisine ait kan numunesini muhafaza eteme yükümlülüğü bulunan idarenin kan numunesini kaybederek en önemli delili mahkemeye sunmadığı bu nedenle İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi'nce delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı verildiği, uyuşmazlıkta açık bir idari hizmet kusuru bulunması karşısında maddi ve manevi zararına ilişkin taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği iddialarıyla istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce 03/10/2017 günlü, E:2017/1401 sayılı ara kararımızın cevabı geldiği görülerek gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü A Bölgesi Ekipler Amirliği'nce 18.02.2014 tarihinde yapılan trafik kontrolünde uyuşturucu madde alarak araç kullandığından bahisle HF-279448 sayılı idari para cezası tutanağı tanzim edilerek sürücü belgesine 5 yıl süre ile el konulan davacının; uyuşturucu madde ve alkol kullanmadığı, İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/623 Esasına kayıtlı dosyada yapılan yargılamada üzerine atılı "uyuşturucu etkisi altında araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek" suçundan beraatine karar verildiği, bu nedenle hukuka aykırı ve haksız uygulanan idari işlem nedeniyle sürücü belgesini 15 ay süreyle kullanamadığını, mesleğinin taksi şoförlüğü olduğu ve geçimini bu meslekten sağlaması nedeniyle zarara uğradığını belirterek sürücü belgesine el konulması neticesinde, uğranılan 18.000,00TL maddi, 30.000,00TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmini istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Doktrinde idarenin tazmin sorumluluğu, kamu hizmetlerinden doğan zararların karşılanıp giderilmesini amaçlayan hukuki bir kurum olarak tanımlanmaktadır.
İdarenin tazmin sorumluluğundan söz edebilmek için ise, ortada bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Daha açık bir anlatımla, idari faaliyet zararın gerçek nedenini oluşturmalıdır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem ve/veya eylem nedeniyel kişinin malvarlığında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup; maddi tazminatın zarar miktarıyla sınırlı olduğu diğer bir deyişle maddi zarardan daha yüksek bir miktarda maddi tazminata hükmedilemeyeceği kabul edilmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı başlıklı 48. maddesinde; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır. Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır, Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır... uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır..." hükümleri yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul ili, Fatih ilçesi, ..... mevkiinde 18.02.2014 tarihinde yapılan kontrolde durdurulan ..... plaka sayılı ticari araç sürücüsüne teknik cihazla yapılan "Uyuşturucu Madde Denetiminde" (MET) ve (BZD) cinsi uyuşturucu madde tespit edildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/8. maddesi uyarınca 18.02.2014 tarih ve HF-279448 sayılı Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı tanzim edilip, davacının sürücü belgesine 5 yıl süre ile el konulduğu, İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/623 Esasına kayden açılan ceza davasında, "uyuşturucu etkisi altında araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek" suçundan dolayı yapılan yargılamada, üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek nitelikte yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden bahisle beraatine karar verildiği, anılan mahkeme kararının temyiz edilmemek suretiyle 19.03.2015 tarihinde kesinleştiği, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 30.03.2015 tarih ve 045261 sayılı işlemi üzerine, davacının 30.03.3015 tarihli dilekçesi ile Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı ile sürücü belgesinin alınması tutanaklarının iptali istemiyle İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz edildiği, anılan itiraz üzerine İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nce İstanbul A Bölgesi Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nün 18.02.2014 tarih ve HF- 279448 seri ve sıra numaralı idari yaptırım ve 18.02.2014 tarih ve 251600 sayılı sürücü belgesinin alınması tutanaklarının iptaline karar verildiği, işlemlerin yargı kararı ile ortadan kaldırılınca, sürücü belgesinin 15 ay süre ile el konulması nedeniyle uğranılan 20.000,00TL maddi ve 50.000,00TL manevi zararın tazmini istemiyle 28.05.2015 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, davalı idarenin 29.05.2015 tarih ve 31423 sayılı işlemi ile talebi reddetmesi üzerine, uğranılan 18.000,00TL maddi ve 30.000,00TL manevi zararın olay tarihi olan 18.02.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, A Bölgesi Trafik Ekipleri tarafından 18/02/2014 tarihinde yapılan denetimlerde teknik cihazla gerçekleştirilen ölçümde ticari taksi sürücüsü olan davacının uyuşturucu analiz testi sonucunda (MET) ve (BZD) cinsi uyuşturucu maddeleri kullandığı tespit edildiği, davacının cihazla yapılan ölçüme itiraz etmesi üzerine kan tahlili yapılması amacıyla denetim tarihinde davacıdan kan numunesi alındığı, kan tahlilinin sonucuna bakılmaksızın davacıya para cezası verilerek sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alındığı, devamında "uyuşturucu etkisi altında araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek" suçundan dolayı davacı hakkında İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada; idarenin muhafazası altında bulunan kan numunesinin kaybolması nedeniyle mahkemenin talep etmesine karşın kan numunesi gönderilememesi nedeniyle yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle davacının beraatine karar vermiştir.
Bu itibarla, idarenin teknik cihazla uyuşturucu etkisinde araç kullandığı yolunda yapmış olduğu tespitin doğruluğuna davacı tarafından yapılan itiraz uyarınca alınan muhafaza ve sorumluluğu altında bulunan kan numunesini kaybeden idare, davacının uyuşturucu etkisi altında araç kullandığı hususunun doğrulanması ihtimalini ortadan kaldırmış olup, yasanın kendisine yüklediği denetim görevini ifa eden İdare yetkisini kullanırken yaptığı hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerle davacının maddi ve manevi kayıplarına yol açan ağır hizmet kusuru işlemiştir.
Bu durumda dosyada bulunan bilgi ve belgelerden davacının sürücü belgesine el konulduğu 15 ay boyunca çalışamadığı, işsizlik maaşı almadığı hususu sabit olup, Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümüne ilişkin belgelerin değerlendirilmesi sonucu davacının taksi şoförlüğünden elde ettiği aylık ortalama kazancından yola çıkılarak 15 aylık dönemde 18.000,00-TL tutarında elde edebileceği gelirinden yoksun kaldığı sonucuna ulaşılmış olup, yoksun kalınan 18.000,00-TL maddi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 27.05.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Manevi tazminat istemine gelince; manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu ilgilinin durumu itibariyle manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı, zenginleşmeye yol açmayacak miktarda ve ancak idarenin olaydaki sorumluluğunu ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu bulunmaktadır.
Bilindiği üzere manevi bir zarardan söz edilebilmesi dolayısıyla, manevi tazminata hükmedilmesi için öncelikle ilgilinin kişisel varlık ve hakların hukuka aykırı kusurlu ağır bir saldırıda bulunularak kişinin fizik yapısının zedelenmesi, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya bu tür bir işlem ya da eylem sonucunda ağır bir elemin duyulmuş olması ya da şeref ve haysiyetin zedelenmesi gerekmektedir. İdari işlem ve eylemlerden dolayı maddi tazminata hükmedilmesi daima manevi tazminat ödenmesini zorunlu kılmamaktadır.
Olayda, taksi şoförlüğünden geçimini sağlayan davacının, idarenin ağır hizmet kusuru nedeniyle 15 ay boyunca çalışamadığı, muhatap olduğu uyuşturucu kullanma suçlaması nedeniyle işini kaybettiği, iş bulamadığı ve toplumdaki itibarının ağır bir şekilde zedelendiği gözönüne alınarak çekilen üzüntü ve elem karşılığı olmak üzere sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak bir miktar olan takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 27.05.2015 tarihinden itibaren davalı idarece hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 23/03/2017 tarih ve E:2015/1398, K:2017/769 sayılı kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının tamamının ve manevi tazminata ilişkin kısmının kısmen kaldırılmasına,18.000.00 -TL maddi ve 10.000.00- TL manevi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 27.05.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi isteminin kabulüne, 20.000-TL manevi tazminat istemine ilişkin davanın reddine yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplana......192.68-TL nispi karar harcının davalı idareden tahsili için müzekkere yazılmasına, peşin alınan 819,72 TL nispi karar harcının davacıya iadesine , aşağıda dökümü yapılan 525,99.-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 306,82-TL yargılama gideri ile 2017 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen maddi tazminat yönünden 2.160,00-TL ile manevi tazminat yönünden 1.200,00-TL olmak üzere toplam 3.360,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, 2017 Yılı avukatlık asgari ücret Tarifesi hükümleri uyarınca reddedilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 1.200,00-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine, 219,16-TL yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin (6) bendi uyarınca kesin olarak, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)