(2577 S. K. m. 17, 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı Belediye tarafından, 6360 sayılı Kanun'la tüzel kişiliği sona eren ve tüm hak, alacak ve borçları Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne (MUSKİ) devredilen Marmaris Çevre Koruma Alt Yapı Tesislerini Yapma Ve İşletme Birliği'nin (.....-Belbir Hazine Müsteşarlığı'na olan borçlarına istinaden … Bankası'nca borca mahsuben kesilen 1.322.566,67-TL'nin ve .....-Belbir'e ait MUSKİ'ye devredilen 4 adet terfi istasyonunun bulunduğu 2.957,51m2 taşınmazın kendilerine ait olduğundan bahisle hesaplanan 233.318,89-TL ecrimisil tutarının, kendi hesaplarına aktarılması istemiyle yaptığı 09.07.2014 tarih ve 6053 sayılı başvurunun, reddine ilişkin Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 15/05/2015 gün ve 3695 sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağını oluşturan İçişleri Bakanlığı'nın 15/04/2015 gün ve 5099 sayılı işlemi ile bu işlemin bildirimine ilişkin 16/04/2015 gün ve 8838 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; .....-Belbir'in üyeleri olan Marmaris Belediyesi ve bu belediye sınırları içerisindeki belde belediyelerinin tüm hak ve borçlarıyla Marmaris Belediyesi'ne devredildiği, Marmaris Belediyesi ve bazı belde belediyelerinin .....-Belbir katılım paylarını da ödemedikleri anlaşılmakla, .....-Belbir'in Hazineye olan borçlarından dolayı Marmaris Belediyesi'nin … Bankası'ndan alacağının mahsup edilmesi işleminde hukuka aykırılık; 6360 sayılı yasa gereği Marmaris Belediyesi'ne ait alan üzerindeki terfi istasyonlarının hizmet gereği Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'ne devredilmesi üzerine MUSKİ'nin fuzuli şagil olduğundan bahisle ecrimisil istenilmesinde de hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, Marmaris Belediyesi'nin … Bankası'ndan 1.322.556,67-TL alacağının kesilerek bu tutarın Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü hesaplarına aktarılması üzerine çıkan uyuşmazlığın çözümü için ilgili idarelerin en üst düzey yöneticileri olan Marmaris Belediye Başkanı ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı arasında 12.12.2014 tarihli protokol yapılarak İçişleri Bakanlığı'ndan gelecek görüş doğrultusunda hareket edileceğinin kararlaştırıldığı, İçişleri Bakanlığı'na görüş sorulduğu, Bakanlıktan gelen 15.04.2015 gün ve 5099 sayılı yazı ile de .....-Belbir'in üyeleri tarafından ödenmeyen katılım payları sebebiyle yapılan kesintinin yerinde olduğunun belirtildiği görülmüş olup, davacının protokole aykırı nitelikteki talebinde bu açıdan da hukuka uyarlık görülmediği, gerekçeleriyle davanın reddine karar veren Muğla 2. İdare Mahkemesi'nin 19/01/2017 gün ve E:2015/880, K:2017/137 sayılı kararının; davacının .....-Belbir'e borcunun bulunmadığı, fazla kesintiler nedeniyle … Bankası'ndan alacaklı olduğu, davacının .....-Belbir'in borçlarından sorumlu tutulamayacağı, davacı ile adı geçen birliğin alacak ve borçlar konusunda mahsuplaşma yoluna gittiği, Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, eksik incelemeyle karar verildiği ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Her iki davalı idarece, Mahkemece verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi ile 6. İdari Dava Dairesi'nce, 2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkında Kanun'un 7035 Sayılı Kanunla değişik 3/D maddesi uyarınca oluşturulan ortak kurul tarafından, davacının duruşma istemi, 2577 sayılı Kanunun 17.maddesinin 2.fıkrası uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçilerek gereği görüşüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılmaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu aynı kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Muğla 2. İdare Mahkemesi'nin 19/01/2017 gün ve E: 2015/880, K: 2017/137sayılı kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta ücretinin kullanılmayan kısmının Mahkemesince yatırana iadesine, bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere07/03/2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dava; .....-Belediyeler Birliğinin hazineye olan borçları nedeniyle davacının 2013 yılı genel bütçe vergi gelirleri payından kesilerek davalı Genel Müdürlüğün hesaplarına yatırılan ve davalı Genel Müdürlük tarafından 18.12.2014 tarihinde davacıya iade edilen 1.322.556,67 TL'nin yeniden davalıya geri verilmesinin istenilmesine ve 09.07.2014 tarihli davacı başvurusu ile istenen 233.318,89 TL ecrimisil ödenmeyeceğine ilişkin 15.05.2015 tarihli 3695 sayılı davalı Genel Müdürlük işlemi ile bu işleme dayanak alınan davalı Bakanlığın 16.04.2015 tarih 8838 sayılı görüş yazısının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın; dava konusu işlemlerin davacının istediği 233.318,89 TL ecrimisilin ödenmeyeceğine ilişkin kısmının incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14.maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde; dava dilekçelerinin, iptali istenen işlem yönünden idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, aynı Kanun'un 15.maddesinin l/b bendinde de; 14.maddenin 3/d bendinde yazılı durumlarda davanın reddine karar verileceği kuralı yer almıştır.
İdarenin hukuk alanında değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları şeklinde genel ifadesini bulan idari işlemler, Anayasal sınırlar içinde "görev ve yetkileri" olan idarenin yükümlülüklerini yerine getirme ve özellikle kamu hizmetlerini görebilmede sahip olduğu başlıca araçlarından biridir.
İdari işlemlerin genel kabul görmüş temel nitelik ve özellikleri olarak tek yanlılık, yasallık ve uygulanabilirlik olarak sıralanabilir.
İdari yargı yerinde dava konusu edilebilmesi için idari işlemin, kesin ve yürütülebilir olması zorunludur. Kesin ve yürütülebilir bir işlem deyimi; işlemin tamamlanması için gerekli idari usul kuralları uygulanarak yetkili kamu görevlisi veya görevlileri tarafından imzalanan, bu durumu ile uygulamaya konulan ve kendi başına hukuki sonuçlar doğuran, idarenin tek taraflı ve buyurucu gücüne dayanan işlemleri ifade etmektedir.
İdari işlemin kesinliği; işlemin uygulanmaya hazır, tamam bir işlem olduğunu göstermektedir.
İdari işlemin yürütülebilirlik özelliği ise; kamu gücü ve kudretinin üçüncü kişiler üzerinde, ayrıca bir başka işlemin varlığına gerek olmaksızın, doğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlar doğurarak hukuksal etkisini göstermesidir.
Bu çerçevede, dava konusu işlemin idari davaya konu olabilecek işlem niteliğini taşıyıp taşımadığının belirlenebilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olup olmadığının, icrailik niteliğini taşıyıp taşımadığının da irdelenmesi zorunludur. İdari işlemin icrai (yürütülebilir) olması için, ilgilinin hukuksal durumunu değiştirmesi, ilgiliyi hukuksal yönden etkilemesi gerekmektedir. İdari işlemin icrailik unsurunu değerlendirirken işlemin "kesin" ve "nihai olarak yürütülebilir" olması hususları üzerinde durulması ve işlemin yasalarla belirlenen yetki ve yöntem kurallarına uygun olarak tamamlanıp kesinleşerek yürütülmesi zorunlu bir hukuksal duruma gelip gelmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
Olayda; davacının 09.07.2014 tarihli yazısı ile davalıdan 233.318,89 TL ecrimisili ödemesini istediği, yazı ekinde ecrimisilin tahakkuk fişi ile ihbarnameye de yer verildiği, bu hali ile davacının tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu olan ecrimisil ihbarnamesi davalı Genel Müdürlük yönünden ecrimisil borcu tahakkuk ettirdiği, bu durumu ile ecrimisil yönünden davacı için alacak, davalı Genel Müdürlük için borcun oluştuğu, bir kamu alacağı niteliğiyle davacının alacağını ilgili yöntem yasaları ile tek yanlı idari işlemlerle takip edebileceği, dava konusu işlemlerin davacının ihbarname ile istediği ecrimisilin ödenmeyeceğine ilişkin kısımlarının idare hukuku alanında hukuksal etki ve sonuçları olan bir işlem niteliği taşımadığı görülmektedir.
Bu durumda; davacının düzenlediği ecrimisil ihbarnamesi ile istediği ecrimisilin ödenmeyeceği yolunda tesis edilen davalı Genel Müdürlük işlemi ile dayanağı Bakanlığın görüş yazısının bu kısımlarının; idare hukuku alanında hukuksal etki ve sonuçları olan, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte işlemler olmadığı açık olduğundan; işlemlerin bu kısımları yönünden davanın esası incelenmeksizin reddi gerektiğinden; başvuruya konu kararın bu kısmında usul kuralları yönünden hukuksal uyarlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın; dava konusu işlemlerin davacının 2013 yılı … Bankası paylarından ..... - Belediyeler Birliğinin hazineye olan borçları nedeniyle … Bankası tarafından kesilerek davalı Genel Müdürlüğün hesaplarına aktarılan ve tarafların aralarında bağıtladığı protokol uyarınca davalı idarece davacıya iade edilen 1.322.556,67 TL'nin davacıdan istenmesine ilişkin kısmına yönelik olarak incelenmesinden;
Dava konusu işlemin davacının 2013 yılı genel bütçe vergi gelirleri payının 1.322.556,67 TL kısmının … Bankası tarafından üyesi olduğu Birliğin hazine borçları nedeniyle kesilerek davalı Genel Müdürlüğün hesaplarına yatırılması sonrasında davalı tarafından "rızaen" davacının hesaplarına yatırıldığı, bu hali ile bu tutarın iadesinin davacıdan istenmesine ilişkin olan ve tek yanlı sonuçlar doğurması olanağı bulunmayan; "ödemeye çağrı" niteliğinde iptal davasına konu edilebilir kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği göstermediği görülen işlemi sonrasında davalının 23.06.2015 tarih, 752 sayılı yazısı ile bu tutarın 5216 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca davacının "genel bütçe vergi gelirleri payından" kesilmesinin istendiği, davalı Genel Müdürlükçe dava konusu işlemlerin yürütüldüğü, tahsilatın tek yanlı işlemlerle kesinti yoluyla yapılmasının istendiği de gözönünde bulundurulduğunda; dava konusu işlemin bu kısmının iptal davasına konu edilebilir bir işlem olarak kabulü gerektiği, bu değerlendirmenin bir sonucu olarak davalı Bakanlığın "görüş" niteliğindeki dava konusu yazısının da dayanağı olduğu işlemle birlikte esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü; davacının genel bütçe vergi gelirleri payından 1.322.556,67 TL'nin üyesi olduğu Belediyeler Birliğinin hazineye olan borçlarına karşılık olarak kesilmesine hukuksal olanak bulunup bulunmadığının, bir başka yönüyle Birliğin hazineye olan borçlarının davacı ilçe belediyesinin mi; davalı Genel Müdürlüğün mü borcu olduğunun ortaya konulmasını gerektirmektedir.
6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1. maddesinde; "(1) Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.
(2) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köyler, mevcut personelini, taşınır ve taşınmazlarını, iş makineleri ve diğer taşıtları ile kamu kurum ve kuruluşlarına olan alacak ve borçlarını katılacakları ilçe belediyesine bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir ay içinde bildirir...
(3) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir. Devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibarıyla uygulamaya konulur.
...
(8) Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır..." kuralına yer verilmiştir.
Anılan yasa kuralları uyarınca; Yasanın 1. maddesi uyarınca tüzelkişilikleri kaldırılan ve ..... Belediyeler Birliğinin üyesi olan belediyelerin tüm hak ve borçları davacı belediyeye; üyesi oldukları Birliğin her türlü hak ve borçları da davalı Genel Müdürlüğe devredilmiştir. Bu durumda; davacı belediye ile tüzelkişilikleri kaldırılarak her türlü borcu davacıya devredilen belediyelerin ..... Belediyeler Birliğine olan katkı payı borçlarının davacıya devredildiği; ..... Belediyeler Birliğinin hazineye borçlarının ise, devredildiği davalı idareye geçtiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla; davalı Genel Müdürlüğün salt davalı belediyenin .....'e olan katkı payı borçlarının alacaklısı durumunda olduğu; her türlü hak ve borcunu devraldığı .....'in hazineye olan borçlarının da yine davalı idareye devredilmiş olması nedeniyle davalının alacağı değil, borcu niteliğine dönüştüğü açıktır. Bu bakımdan; davacı belediyeden salt üyesi olduğu Birliğe katkı payı borcunun davalı Genel Müdürlüğün alacağı olarak genel bütçe vergi gelirlerinden kesinti konusu yapılabileceği; birliğin hazineye olan borçlarından davacının sorumlu tutulması olanağının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Olayda; .....- Belediyeler Birliğinin (Birlik) davacı belediye ile İçmeler, Armutalan, Beldibi Belde Belediyelerinden oluştuğu, belde belediyelerinin 6360 sayılı Yasanın birinci maddesi uyarınca tüzelkişiliklerinin sona erdiği, aynı yasa uyarınca oluşturulan komisyon tarafından belde belediyelerinin tüm hak ve borçları davacı belediyeye, Birliğin tüm hak ve borçlarının ise davalı Genel Müdürlüğe devredildiği, Birliğin hazineye borcu bulunduğu, davacı belediyenin ve bu belediyeye hak ve borçları devredilen belde belediyelerinin de Birliğe katkı payı borcu bulunduğu; … Bankası tarafından davacı belediyenin genel bütçe vergi gelirleri karşılığı payından Birliğin hazineye olan borçlarının da kesilerek davalı idareye ödendiği, davacı belediyenin 09.07.2014 tarihli başvurusu ile kendisi ile birlikte 6360 sayılı Yasa uyarınca kapatılarak tüm hak, alacak ve borçları belediyelerine devredilen belde belediyelerinin oluşturduğu birliğin hazineye olan borçları nedeniyle 2013 ve 2014 yıllarında bu belediyelerin … Bankası paylarından kesilerek davalı idarenin hesabına yatılan tutarların, belediyelerin Birliğe olan katkı payı borçlarını aşan kısımlarının iadesinin ve davalı Genel Müdürlüğün Marmaris Belediyesi mücaviri içindeki dört adet kanalizasyon terfi merkezi nedeniyle toplam 2.958,61 m2 alanda 27.11.2011 - 31.12.2013 dönemindeki işgal nedeniyle Ecrimisil ihbarnamesi ile istenen 233.318,89 TL ecrimisilin ödenmesini istediği; bu başvuru üzerine taraflar arasında yapılan bir protokol uyarınca davacının Birliğin hazine borçlarından sorumlu olup olmayacağı konusunda davalı bakanlıktan görüş alınmasına karar verildiği, bu görüş alınıncaya kadar Birliğin Hazineye olan borcu karşılığında davacıdan kesilen 1.322.566,67 TL'nin davacıya geri verildiği, dava konusu bakanlık görüşü uyarınca davacıya geri ödenen tutarın davalı Genel Müdürlüğün dava konusu işlemiyle geri istendiği ve davacının bir ecrimisil ihbarnamesi ile istediği 233.318,89 TL ecrimisilin ise ödenmeyeceğinin bildirildiği, davalı idarece davacıdan istenen tutarın davacının genel bütçe vergi gelirleri payından kesilmesi için … Bankasına yazı yazıldığı görülmektedir.
Bu durumda; Birliğin hazineye olan borçlarının 6360 sayılı Yasa uyarınca davalı idareye devredilmiş borçlar olarak davalı Genel Müdürlüğün borcu durumuna geldiği, davacı belediyenin ve hak ve borçları davacı belediyeye devredilen tüzelkişiliği sona eren belde belediyelerinin Birliğe olan katkı payı borcunun davalı Genel Müdürlük yönünden alacak niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden; Birliğin hazineye olan borcu karşılığında davacı belediyenin genel bütçe vergi geliri payından kesilen ve davalı Genel Müdürlükçe bir protokol kapsamında davacıya geri verilen 1.322.566,67 TL'nin davacıdan geri istenmesine ilişkin davalı Genel Müdürlük işlemi ile bu işleme dayanak alınan davalı bakanlığın görüş yazısında "konu ve neden" yönünden hukuka uyarlık, başvuruya konu aksi yöndeki kararın bu kısmında da hukuksal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü; kararın kaldırılması; davanın ecrimisile ilişkin kısmının esası incelenmeksizin reddi; dava konusu işlemlerin 1.322.566,67 TL'nin davacıdan istenmesine ilişkin kısımlarının iptali gerektiği düşüncesi ile aksi yöndeki karara katılmıyoruz. (¤¤)