(2709 S. K. m. 125) (5607 S. K. m. 19) (2918 S. K. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, trafik tescil kayıtlarına göre satın alınan ancak sonradan gümrük kaçağı olduğundan bahisle el konulan …. plakalı (yeni ….. plakalı) aracın satın alma bedeli olan 193.400,00 TL'nin hizmet kusuru bulunduğu öne sürülen davalı idarece, noter satış tarihinden (30.11.2012) geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu araç için düzenlenen faturanın, tarih ve sayısı değiştirilmeden aracın Türkiye'de serbest dolaşıma girişi sırasında ilgili gümrük idaresine sadece tutarı düşük yazılıp tanzim edilmek suretiyle ibraz edildiği dikkate alındığında, bu durumun yapılan soruşturma kapsamındaki araştırma ve incelemeler sonucunda anlaşılabildiği, idarelerin hileli işlemlerle yanıltıldığının anlaşıldığı, davalı idarelerin açık bir ihmalinin de tespit edilemediği, davacının aracı ithal ederken uygunsuz işlem yaparak kendisini aldatan firma veya firmalara karşı varsa uğradığı zararların tazmini için dava açabileceği ve dava konusu olayda, davalı idareye, davacıya tazminat ödenmesini gerektirecek nitelikte bir hizmet kusuru izafe edilemeyeceği anlaşıldığından, tazmin istemi yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/11/2016 tarih ve E:2016/306, K:2016/1645 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, motorlu araçların trafiğe tescil amacının, bu araçlar üzerinde tasarrufun sağlanması ve mevzuatta öngörülen şartları taşımayan araçların bir başkası adına tescilinin önlenmesi olduğu, davacının hiçbir kusuru yok iken, defalarca el değiştiren aracı tescil kaydına güvenerek satın alarak adına tescil ettirdiği, söz konusu aracın gümrük kaçağı olmasının kendileri tarafından bilinemeyeceği, el konulan araç nedeniyle uğranılan zararın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve dava konusu tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, trafik tescil kayıtlarına göre satın alınan ancak sonradan gümrük kaçağı olduğundan bahisle el konulan ...... plakalı (yeni ...... plakalı) aracın satın alma bedeli olan 193.400,00 TL'nin hizmet kusuru bulunduğu öne sürülen davalı idarece, noter satış (30.11.2012) tarihinden geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü hükmü bağlanmıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 19. Maddesinin, 1. fıkrasında; (1) Mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel, bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlüdür." hükmü getirilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5.maddesinin (b) fıkrasının 7.bendinde, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı ve illerde kurulan Trafik Tescil Şubelerinin, araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek görevleri arasında sayılmıştır.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30.maddesinin 3. fıkrasında; taşıtların tescil işlemleri yapılırken araç sahibince müracaat formunda bildirilen bilgilerden taşıta ait olanların, ibraz edilen belgelerle karşılaştırılarak doğruluğunun yetkili memurca tetkik edileceği hükmü yer almıştır.
Motorlu araçların trafiğe tescili amacı, bu araçlar üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanmasıdır. Böylece, çalıntı ve kaçak araçların bir başkası adına tescili önlenmiş olacaktır. Bu nedenle idarenin bu hizmeti yerine getirirken, kayıtları düzenli tutarak, taşıtların model, motor ve şasi numaraları ile tescili istenen aracı karşılaştırması ve sunulan belgelerin doğruluğunu araştırması gerekmektedir.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Ancak, ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması gibi durumlarda idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ……. marka 2008 model aracın, 14.03.2008 tarihinde İstanbul İli, Gaziosmanpaşa Trafik Tescil Büro Amirliğince tescil edildiği, söz konusu aracın birden fazla değişik illerde trafik tescilinin yapıldığı, en son davacının Konya 8. Noterliğinin 30.11.2012 tarihli Araç Satış Sözleşmesi ile davacı şirket tarafından satın alınarak, davacı adına tescil edildiği, daha sonra Bakırköy 18.Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2014 tarih ve 2014/336 D.İş sayılı kararı ile, tescil edilen aracın kullanılmış olarak ve düşük bedel beyan edilerek, yurt dışından ithal edildiği ve Yeşilköy Otomotiv İhtisas Gümrük Müdürlüğü tarafından tescil edildiğinden el konulduğu, konuyla ilgili davanın en son Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/17 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, diğer taraftan araç üzerinde muhtelif tarihlerde kamu ve özel kişiler lehine konulmuş haciz şerhlerinin konulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca tescilinde sorumlu olan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğünün yapmış olduğu araç tescilinden sonra trafiğe çıkan araç ile ilgili, ilk tescile dayalı olarak İçel, Afyon, Eskişehir ve Kütahya Trafik Tescil Şubeleri tarafından tescil görmüş en son davacının Konya'da noter satış sözleşmesine dayalı olarak adına tescil işlemini gerçekleştirdiği, davacının sözü edilen ilk ve son tescil işlemlerinde üzerine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, el konulan aracın davalı idare ve yine davalı idarenin tescil işlemine esas ithal kayıtları oluşturan Gümrük İdaresinin yeterli özen ve dikkati göstermemek nedeniyle oluşan kusurdan kaynaklanmıştır.
Bu durumda; davacının, Konya 8. Noterliğinin 30.11.2012 tarihli Araç Satış Sözleşmesinde yazılı satış tutarı olan 193.400,00TL maddi zararının, davalı idareye başvuru tarihi olan 15.07.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hizmet kusuru ilkesine göre davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu aracın yargı kararı ile el konulduğu tarih itibariyle üzerinde bulunan kamu ve özel kişiler lehine haciz şerhi bulunduğundan, tazminatın bu husus dikkate alınmak suretiyle ve davacının kendisine karşı hukuki sorumluluğu bulunan kişilere karşı adli yargı merciilerinde dava açıldığı ve bu davalarda zararın bir kısmının veya tamamının tazmin edildiği tespit edilirse, davalı idarece bu hususun dikkate alınacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 14/11/2016 tarih ve E:2016/306, K:2016/1645 kararının kaldırılmasına, tazminat isteminin kabulüne, 193.400,00-TL tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 15.07.2015 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, nispi karar harcının dava açılırken peşin alınan 3.302,80-TLlık kısmının davacıya iadesine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 13.211,15-TL nispi karar harcının davalı idareden tahsili için müzekkere yazılmasına, aşağıda dökümü yapılan 282,60-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.554,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin (d) bendi uyarınca 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 07/11/2017 tarihinde esas yönünden oybirliği, faiz istemiyle ilgili hüküm kurulması ve yargılama giderleri yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Bakılan davada, davacı vekili tarafından, davacının 30.11.2012 tarihinde satın aldığı araç için ödenen 193.400,00TL'sının, satın alma tarihinden geçerli olmak üzere, yasal faiziyle birlikte tazimin edilmesi istemiyle davanın açıldığı, kararımızın hüküm kısmında ise, yasal faizin başlangıç tarihinin, davacı tarafından araç bedelinin tazmin istemiyle yapılan müracaat tarihinden geçerli olmak üzere yasal faize hükmedildiğinden, 30.11.2012 tarihi ile 15.07.2015 tarihi arasında kalan süreye ilişkin faiz talebinin ret edilerek, istenilen tazminat miktarı ve faiz talebi bir bütün olduğundan, faiz isteminin reddedilen kısmı bakımından, haklılık oranına göre davacının da yargılama giderine katlanması ve davalı idare vekiline vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşü ile kararın hüküm fıkrasının bu kısmına katılmıyorum. (¤¤)