(4081 S. K. m. 1, 15, 16, 34)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından; 4081 sayılı Kanunun kapsamı dışında olmak istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin Selçuklu Çiftçi Malları Koruma Meclisi Başkanlığı'nın 04/03/2016 tarih ve 7 nolu kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali yolunda Konya 1. İdare Mahkemesi’nce verilen 27/03/2017 günlü, E:2016/502, K:2017/664 sayılı kararın, davalı idare tarafından; hukuka aykırı olduğu, davacının sahip olduğu taşınmazların hiç birisi için koruma tedbiri almadığı, aldığını da iddia etmediği, Kanunun ilgili maddesinde açık bir şekilde koruma tedbiri alınması gerektiğinden bahsedildiği, davacının taşınmazını kendisinin koruyacağına dair beyanının yeterli görülemeyeceği ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusu kaplamında incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi’nce ışın gereği görüşüldü;
Dava, davacı tarafından; 4081 sayılı Kanunun kapsamı dışında olmak istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin Selçuklu Çiftçi Malları Konuna Meclisi Başkanlığının 04/03/2010 tarih ve 7 nolu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 34. Maddesinde kendi koruma tedbirlerim alma şartının getirildiği ve kendi koruma tedbirlerim alma hususunda da bir belirleme yapılmamış olması karşısında çiftçilere koruma tedbiri alma açısından seçme hakkı getirildiği sonucuna varıldığı, bu durumda; koruma parası ödemek istemeyen ve kendi koruma tedbirim aldığını belirten davacının 4081 sayılı Kanun kapsamı dışında olmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkımla Kanun'un 1. maddesinde, "Bu kanuna göre korunacak çiftçi malları aşağıda yazılıdır;
I - Ekili, dikili veya kendiliğinden yetişen bütün nebatlarla Orman Kanununun şümulüne girmeyen ağaçlar ve ağaçlıklar,
II - Ziraatte kullanılan veya ziraatle alakalı olan her nevi menkul ve gayrimenkul mallar,
III - Su arkları, set ve bentlerle hendek, çit, duvar ve emsali manialar ….. ve bahçe yolları,", 3 maddesinde, "Bu kanunda yazılı işlerden köylere taalluk edenleri ihtiyar meclisi, ikinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı sahalara ait olanları koruma meclisi tarafından ifa olunur. Her kaza ve vilayet merkezinde ayrıca hır murakabe heyeti de bulunur.” 15 maddesinde, "Koruma tarifeleri her sene koruma ve ihtiyar meclisleri tarafından mahallin örf ve adeti ile iktisadi vaziyetine ve taalluk ettiği arazinin verimine, mahsulün nevine veya hayvan cinsine göre tanzim olunur. Bu tarifeler murakabe heyetine gönderilmekle beraber aynı zamanda köy veya kasabanın münasip mahallerine de talik olunur. Alakadarlar talikten itibaren on gün zarfında koruma veya ihtiyar meclisleri vasıtasıyla veya doğrudan doğruya murakabe heyetine itiraz edebilirler. Tarifeler murakabe heyetinin tasdikiyle katileşir. Koruma bedelleri her mahallin istihsal vazıyetlerine göre teshil olunacak en müsait zamanda ve Tahsili Emval Kanununa göre tahsil olunur. Ancak Tahsilat Komisyonunun vazifeleri koruma ve ihtiyar meclisleri, tahsildarın gördüğü işler koruma heyeti reisinin veya muhtarın tensip edeceği kimse tarafından ifa olunur. Koruma tarifesi bir senelik bekçi ücretlerinden başka peşin olarak ödenecek zarar ve ziyanlarla masraf karşılığı olarak bekçi ücretlerine yüzde 30 u geçmemek üzere yapılacak bir ilaveyi karşılayabilecek şekilde tanzim olunur ” hükmüne, 16. maddesinde, "Köy sınırları veya ikinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı saha içindeki ekilmiş arazi ile bağ, bahçe veya ağaçlıklara fiilen tasarruf etmekte olanlardan ve gelip geçici olmayan ve kendi hayvanlarını idare edecek kadar şahsına ait veya icarla merası bulunmayan sürü sahiplerinden 15 inci maddede gösterilen tarifede yazılı senelik koruma parası veya bunun mukabili olan mahsul veya mal alınır. Koruma parasına tabi olanların bunun miktarı hakkında kendilerine veya ikametgahlarına yapılacak tebliğden itibaren on gün zarfında murakabe heyetine itiraz hakları vardır." hükmüne, 18. maddesinde, "Her koruma ve ihtiyar meclisi nezdinde 16 ve 17 nci maddelerde yazılı gelirlerden bir koruma sandığı teşkil olunur. Bekçi ücretlerinden başka zarar ve ziyan mukabili olarak tahsil edilmiş olan miktar, peşin olarak ödenen zararlar dolayısıyla tükendiği veya zararın ödenmesine kafi gelmediği takdirde sandık mevcudu tarifede yazılı esaslar dairesinde mükelleflerden yapılacak tahsilatla tamamlanır. Bu suretle yapılacak tahsilatta zarar ve ziyan karşılığı olarak 15 inci maddenin son fıkrasına göre tesbit edilmiş olan nisbet daima muhafaza olunur." hükmüne, 34. maddesinde ise "Kamu kuruluşları ile gerçek veya tüzel kişilere ait tarımsal işletmelerin kendi koruma tedbirlerini almaları durumunda, hu işletmelerden koruma ücreti alınmaz ve bu işletmelere koruma sandığından herhangi bir tazminat ödenmez." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, arazilerini kendisinin koruyacağından bahisle kendisinden koruma ücreti alınmaması ve arazilerinin koruma kapsamı dışına çıkartılması talebiyle 24.02.2016 tarihinde yaptığı başvurunun, davacının tarlalarının korunması için hiçbir tedbir almadığı gerekçesiyle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, ziraatte kullanılan veya ziraatle alakalı olan her nevi menkul ve gayrimenkul malların korunması için, koruma ve ihtiyar meclislerin oluşturulduğu, bu sahaların korunması için gerekli tedbirlerin bu meclislerce alındığı, koruma için bekçi tutulduğu, koruma sandığı oluşturulduğu, bu sahalarda ekilmiş arazi ile bağ, bahçe veya ağaçlıklara fiilen tasarruf etmekte olanlardan, koruma nedeniyle koruma parası alındığı, ancak tarımsal işletmelerin kendi koruma tedbirlerini almaları durumunda, bu işletmelerden koruma ücreti alınmayacağı anlaşılmaktadır.
Buna göre, 4081 sayılı Kanun kapsamında bulunan tarımsal işletmelerin Kanun’da belirtilen koruma himayesinden çıkartılabilmesi için, kendi koruma tedbirlerini almaları gerekmekte olup, bu kişilerin konuna tedbirini ne şekilde aklığını somut olarak ortaya koyması gerekmektedir.
Olayda, davacı tarafından, arazilerini kendisinin koruyacağından bahisle kendisinden konuna ücret, alınmaması ve arazilerinin koruma kapsam, dışına çıkartılması talebinde bulunduğu, ancak koruma tedbirini ne şekilde aldığın, veya alacağın, somut olarak onaya koyamadığı, başvuru üzerine yerinde yapılan tespit sonucu düzenlenen ve davacının da imzasının bulunduğu 29.02.2016 tarihli tutanakta da, davacının arazileri ile ilgili olarak herhangi bir koruma tedbiri almadığının belirlendiği görülmektedir.
Bu durumda; 4081 sayılı Kanun kapsamında bulunan tarımsal işletmelerin, Kanun'da belirtilen koruma himayesinden çıkartılması için, kendi koruma tedbirlerini almaları gerekmekte olup, davacının ise koruma tedbirini ne şekilde sağladığını somut olarak ortaya koyamaması ve herhangi bir koruma tedbiri almadığının tutanakla tespit edilmesi karşısında, davacının, arazilerinin 4081 sayılı Kanun uyarınca koruma kapsamı dışına çıkartılması talepli başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2017 gün ve E:2016/502, K:2017/664 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, mahkeme aşamasında davacı taralından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 100,40 TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücreti ile istinaf başvurusu aşamasında davalı idarece yapılan ve yine aşağıda dökümü gösterilen 145,50 TL posta ücretinden oluşan yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, tarafların yatırdığı posta ücreti avanslarının artan kısmının ilgisine göre taraflara Mahkemesince iadesine, 2577 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanunla değişik 45. maddesinin 6. fıkrası gereğince kesin olarak, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)