(2709 S. K. m. 2, 125) (Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmelik m. 55)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların eşi ve babası olan köy muhtarı .....'in 01/07/2011 tarihinde 3091 sayılı Kanun uyarınca yapılan infaz işlemi sırasında vurularak öldürülmesi nedeniyle müteveffanın eşi ve her bir çocuğu için ayrı ayrı 20.000,00.-TL. olmak üzere toplam 60.000,00.-TL. manevi tazminat ve eşi için 5.000,00.-TL. maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Muhtar .....'in 3091 sayılı Yasa uyarınca görevli olduğu ve görevi sırasında meydana gelen saldırı sonucu vefat ettiği anlaşılmakta ise de, zararın doğrudan yürüttüğü mesleğin uygulanmasından kaynaklanmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi yerinde bulunmadığı, kaldı ki, davacılar tarafından istenilen zararların 3. kişiye karşı adli yargıda açılacak dava ile talep edilebileceği gerekçesiyle Isparta İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 29/01/2013 gün ve E:2012/905, K:2013/44 sayılı kararın, davacılar vekili tarafından; yerel mahkemenin, davayı reddederken ifade ettiği gerekçenin hukuk devleti ile bağdaşmadığı, yerel mahkemenin kendi gerekçesi ile çeliştiği, zira ölüm olayının doğrudan doğruya kamu görevlisinin görevinden kaynaklandığı, bu görevde bulunmamış olsa ölüm olayının olmayacağı iddialarıyla itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
T.C. Anayasası'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal hukuk devleti niteliği vurgulanmış, 125. maddesinin son fıkrasında ise "idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu" kuralı yer almıştır.
Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 55. maddesinde; "Gerek soruşturmanın yapılmasını, gerekse kararın yerine getirilmesini güçleştirecek veya engelleyecek olay ve durumların ortaya çıkması ihtimali görüldüğünde, vali veya kaymakamın yazılı emri ile güvenlik kuvvetlerince mahallinde gerekli önlemler alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Burdur İli, Kemer İlçesi, Akçaören Köyü'nde ikamet eden bir şahsın başvurusu üzerine ..... isimli kişi hakkında 3091 sayılı Yasa uyarınca alınan tecavüzün men'i kararının infazı için 01/07/2011 tarihinde davalı idare görevlilerince taşınmazın bulunduğu köye gelindiği, davacıların murisi olan .....'in de köy muhtarı olarak infaz işleminin gerçekleştiği yere geldiği, infaz tutanağının imzalanmasından sonra olay yerinde hakkında men kararı verilen .....'ın davacıların murisi olan muhtar .....'i ve başka bir şahsı silahla vurduğu, muhtarın ve diğer şahsın vurulma neticesinde hayatını kaybettiği, muhtarın eşi ve çocukları olan davacılar tarafından ölüm olayının idarenin eyleminden kaynaklandığından bahisle maddi-manevi zararların tazmini amacıyla önce idareye başvuru yapıldığı, başvurunun reddi üzerine de müteveffanın eşi ve her bir çocuğu için ayrı ayrı 20.000,00.-TL. olmak üzere toplam 60.000,00.-TL. manevi tazminat ve eşi için 5.000,00.-TL. maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İdare mahkemesince itiraza konu kararla, davacıların iddiasının mesleki risk (kusursuz sorumluluk) kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; olayda öncelikle davalı idarenin kusurlu sorumluluğu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan Yönetmelik kuralı uyarınca, 3091 sayılı Yasanın uygulanması sırasında, gerek soruşturma gerekse de kararın infazı aşamalarında olay yerinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasının davalı idarenin sorumluluğunda olduğu açıktır. Olayda ise, men kararının infazı için taşınmazın bulunduğu yerde davalı idare görevlilerinden başka herhangi bir kolluk/güvenlik personelinin hazır bulundurulmadığı görülmüştür. Her ne kadar idarenin savunmasında olayın geçtiği köyün güvenlik açısından sorunlu bir yer olmadığı gibi sebeplerle kolluk personeli bulundurulmasının gerekli görülmediği ifade edilmiş ise de, netice olarak olayda 3091 sayılı Yasanın infaz edildiği sırada iki ölüm olayının vuku bulduğu da ortadadır. Şu hâlde davalı idarece kararın infazı öncesinde yeterli sayıda kolluk personelinin olay yerinde hazır bulundurulmamasının ciddi bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmesi tabiidir.
Diğer taraftan, davalı idarece tazminata konu olayın karar infaz tutanağı imzalandıktan sonra, başka deyişle artık idarelerince infaz işlemi gerçekleştirildikten sonra vuku bulduğu ifade edilmiş ise de, konuya ilişkin ağır ceza mahkemesi dosyasındaki belgelerden muhtarın vurulması hadisesinin infaz tutanağı imzalandıktan hemen sonra gerçekleştiği ve davalı idare görevlilerinin de oradan ayrılmadan cereyan ettiği anlaşılmış olup, tazminata konu olayın men kararının infazı sırasında gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Yine davalı idarece muhtar olan davacının o gün aslında izinli olduğu ve kendisinin olay yerine gelmesi zorunluluğunun bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; köy muhtarının normal bir kamu görevlisi olarak görülemeyeceği, köyde gerçekleşen olaylarda ve resmi işlemlerde (izinli olsa da olmasa da) hazır bulunmasının tabii olduğu, bu nedenle davalı idarenin bu iddiasına da itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu takdirde, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve tazminat istemine konu ölüm olayı ile idarenin kusurlu eylemi arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu böylece tespit olunduktan sonra şu aşamada davacıların zararının ve ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Davacılardan müteveffanın eşi olan .....'in 5.000,00-TL maddi tazminat talebi değerlendirildiğinde, Dairemizin 11.10.2017 tarihli ara kararı ile davacılar vekiline söz konusu maddi tazminat isteminin hangi somut maddi zarar unsuruna/nedenine dayalı olarak talep edildiği sorulmuş ve buna dair bilgi ve belgeler istenilmiş ise de; davacılar vekilince ara karara cevap verilmediği, şu hâlde söz konusu maddi tazminat isteminin genel olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Tazminat istemine konu ölüm olayı neticesinde davacı .....'in cenaze-defin masrafları, destekten yoksun kalma vb. şeklinde oluşan maddi zararlarının bulunduğu, genel olarak hayatın olağan akışı kapsamında değerlendirildiğinde bu zararların talep edilen 5.000,00-TL'den aşağı olmasının düşünülemeyeceği, şu hâlde davacılardan .....'in maddi tazminat talebinin tamamının kabulünün oluş ve hakkaniyete uygun olduğu açıktır.
Davacıların manevi tazminat istemlerine gelince de; davacıların manevi tazminat taleplerinin murislerinin vefatından kaynaklandığı göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen manevi tazminat tutarlarının da ölüm olayının davacılarda doğurduğu manevi zararların ağırlığına uygun olduğu ve işbu davadaki üç davacı için toplam 60.000,00-TL manevi tazminat isteminin yukarıda belirtilen 5.000,00-TL maddi tazminat ile birlikte idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmek üzere kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın kabulüne, Isparta İdare Mahkemesi'nce verilen 29/01/2013 gün ve E:2012/905, K:2013/44 sayılı kararın bozulmasına, davanın kabulüne, davacılardan ..... için 5.000-TL maddi tazminatın, yine davacılardan her biri için ayrı ayrı 20.000-TL olmak üzere toplam 60.000-TL manevi tazminatın davacıların davalı idareye başvurduğu 13.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan dava ve itiraz aşamalarına ilişkin toplam 4.647,25-TL yargılama giderinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen toplam (1.090,00- TL maddi, 6.950,00-TL manevi tazminat için) 8.040,00-TL nisbi vekalet ücreti ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, kabul edilen tazminat tutarları üzerinden hesaplanan 4.440,15-TL nisbi harç tutarından; davanın açılışında alınan 965,25-TL peşin karar harcı ile kanun yolu aşamasında fazladan alınan 132,20-TL harcın toplamı olan 1.097,45-TL'nin mahsubu sonucunda kalan 3.342,70-TL harç tutarının davacılara tamamlatılması için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacılara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)