(2942 S. K. Ek. m. 1) (2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, ….. Mahallesi, 13198 ada, 1 parselde yer alan taşınmazın imar planında "Semt Spor Sahası" olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak davacıların mağdur edildiği, mülkiyet hakkının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen 393.457,55-TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yapılan değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanması gerektiğinin açık olduğu, uygulama imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde yapılması gereken imar programları veya imar uygulamalarının yapılma süresinin 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek Madde 1'in yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden itibaren başlayacak olması nedeniyle, tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında yukarıda belirtilen kanun hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilmesi veya ilgililerin dava açabilmesi ancak bu sürenin dolmasından sonra mümkün olabileceğinden, bu aşamada görülmekte olan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 3. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 11/11/2016 gün ve E:2015/349, K:2016/1065 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; taşınmazı kamulaştırma yetkisinin Spor Genel Müdürlüğünde olduğu, davanın müvekkil idare yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, Yerel Mahkemece aksi yönde kurulan hüküm nedeniyle, haksız yere vekalet ücreti ve yargılama giderine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla istinaf yolu ile bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usule ve kanuna uygun olarak verildiği belirtilen karara yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 ve 49. maddelerinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, istinaf aşamasında yapılan 151,10.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin mahkemesince davalıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca kararın tebliğini izleyen 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 24/02/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 24.02.2017
AYRIŞIK OY
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer verilmiş; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı vurgulanmıştır.
Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek 1. maddesinde; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Mülkiyet hakkı, hak sahibine bir taşınmaz üzerinde kullanma, tasarruf etme, devir ve ferağ gibi geniş haklar vermektedir. Kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlarda ise mülkiyet hakkı sahibi olan malikin mülkiyet hakkı belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta olup, mülkiyet hakkı kapsamındaki hakların kullanılma imkanı kalmadığı gibi, devir ve ferağ edilme hakkının kullanılması imkanı da zorlaşmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacıların hissedarı olduğu taşınmazın imar planında semt spor alanı kullanımında kaldığı, söz konusu kullanım sonucunda davacıların hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için kullanılamaz hale geldiği, bu sebeple davacıların taşınmazından mülkiyet hakkının özüne uygun yararlanma olanağı kalmadığı gibi 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1 ve Geçici 11. maddesi düzenlemesi ile de davacıların mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın giderilmesinin engellendiği, zira bir hukuk devletinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiş olup, her ne kadar sınırlama kanunla yapılmış olsa da sınırlamada kamu yararının söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu bağlamda söz konusu Kamulaştırma Kanunun Ek 1 ve Geçici 11. maddesinin Anayasanın hukuk devletini düzenleyen 2. maddesi ile mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine aykırı olduğu; dolayısıyla uyuşmazlığa uygulanan Kanun maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmak suretiyle uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karara kadar bekletici mesele yapılarak anılan başvurudan sonra iş bu davanın esasının incelenmesine karar verilmesi gerektiği, bunun sonucunda haklılığın tespit edilmesi ve haklılık oranına göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin dağıtılması gerektiği kanaatiyle, karar verilmesine yer olmadığı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddedilerek söz konusu kararın onanmasına dair çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)