İstemin Özeti: Davacının 667 sayılı KHK uyarınca kapatılıp, 670 sayılı KHK gereğince ticaret sicilinden terkin edilen anonim şirketin takip etmiş olduğu davası nedeniyle hak kazandığını öne sürdüğü vekalet ücreti ve dava masrafı alacağının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi gereğince ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun yanıt verilmeden reddi işlemin iptali istemiyle açtığı davanın, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacakların ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddi yolunda İstanbul 10. İdare Mahkemesince verilen 13.4.2017 tarih ve E:2017/338, K:2017/817sayılı kararın, davasını takip ettiği şirketten olan vekalet ücreti ve dava masrafı alacağından, ilgili KHK gereğince mülkiyeti iktisap eden davalı idarenin sorumlu olduğu iddialarıyla kaldırılması davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/2. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:
Dava, davacının 667 sayılı KHK uyarınca kapatılıp, 670 sayılı KHK gereğince ticaret sicilinden terkin edilen anonim şirketin takip etmiş olduğu davası nedeniyle hak kazandığını öne sürdüğü vekalet ücreti ve dava masrafı alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun yanıt verilmeden reddi işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
17.8.2016 tarihli ve 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 670 sayılı KHK'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasıyla, 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık) her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullaçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış; 4. fıkrasıyla, 1. fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi öngörülmüş; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük sürenin kapatma tarihinden itibaren başlaması esası benimsenmiştir.
Görüldüğü üzere, getirilen düzenlemeyle davalı idare, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan KHK'ler gereğince devralınan varlıklarla ilgili olup, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespit etmekle görevlendirilip, bunlardan,
-Hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi,
-Asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması,
-Fethullaçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması,
koşullarıyla ve bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle, uygun bir takvim dahilinde ödemeye yetkili kılınmıştır.
Buna göre KHK ile kapatılan ve Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının devralınan varlıklarının, devir öncesi özel hukuk ilişkilerine dayanan borç ve yükümlülüklerinden tespit edilenlerin, getirilen koşullar çerçevesinde hak sahiplerine ödenip, ödenmemesi konusunda etkili bir idari başvuru yolu kurulmuş olup, idarenin bu başvurular sonunda tesis ettiği kararların idari işlem niteliğinde olduğu ve bunlara karşı açılan davaların idari yargı yerinde görüleceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, 29.10.2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı KHK'nin "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesiyle de bu husus açıklığa kavuşturulmuş; kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine kararı verilmesi, bu kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceğinin belirtilmesi de istenilerek, söz konusu idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği ve idari yargının verdiği kararın kesin olduğu belirtilmiş; hatta uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı özellikle vurgulanmış; buna koşut olarak, 685 sayılı KHK'nin 2. maddesiyle, bu maddede belirtilen işlemlere bağlı olarak olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan ilave tedbirler ile kanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuru yolu kapatılmıştır.
Davacının da 667 sayılı KHK uyarınca kapatılıp, 670 sayılı KHK gereğince ticaret sicilinden terkin edilen anonim şirketin vekili sıfatıyla takip etmiş olduğu dava nedeniyle hak kazandığını öne sürdüğü vekalet ücreti ve dava masrafı alacağının ödenmesi için aktarılan yöntem gereğince davalı idareye başvurduğu, başvurunun davalı idare tarafından yanıt verilmeden reddedildiğinden bahisle, bu işlemin iptali istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmakta olup, gerek 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi, gerek 675 sayılı KHK'nin 16. maddesinde yer alan özel görev kuralı karşısında davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. Bu hukuksal durum karşısında, İdare Mahkemesince uyuşmazlık hakkında kesin bir karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddedilmesi isabetli değildir.
Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 10. İdare Mahkemesince verilen 13.4.2017 tarihli, E:2017/338, K:2017/817 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 12.9.2017 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)