(2577 S. K. m. 45) (1475 S. K. m. 14)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 10/11/2016 gün ve E:2015/2497, K:2016/4722 Sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; TÜPRAŞ İzmit Rafineri Müdürlüğünde kapsamdışı personel olarak görev yapmakta iken, bu şirketin % 51 hissesinin blok satış yoluyla özelleştirilmesi üzerine nakil hakkını kullanmayacağını çalıştığı kuruma bildiren ve iş sözleşmesi feshedilmiş sayılan davacı tarafından, yedek subay olarak geçirdiği döneme dair kıdem tazminatı ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali ve belirtilen döneme dair hakettiği kıdem tazminatının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açmış olduğu davada Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin 28/02/2012 tarih ve E:2011/921, K:2012/228 Sayılı iptal, kabul kararı gereği olarak yedek subaylık dönemine dair kıdem tazminatının kıdem tazminatı tavanı olan 1.770,62 TL üzerinden ve fesih tarihinden itibaren yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte hesaplanarak ödenmesi istemiyle yapmış olduğu 20/05/2014 tarihli başvurusunun reddine dair 23/05/2014 tarih ve 3880 Sayılı işlemin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin anılan kararı gereğince yedek subaylık dönemine dair kıdem tazminatı farkının kıdem tazminatı tavanı üzerinden ve fesih tarihinden itibaren yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmış olup İdare mahkemesince; davacıya ilgili Yönetmelik hükmü uyarınca kıdeminden sayılan yedek subaylık dönemi için ödenmeyen kıdem tazminatının, 1475 Sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, her tam yıl için 30 günlük ücreti esas alınarak kıdem tazminatının hesaplanmasına dair kurallar çerçevesinde kıdem tazminatı tavanı esas alınarak hesaplanması gerektiği, aksi yöndeki davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davaya konu işlemin iptaline, davacının yedek subaylık dönemine dair kıdem tazminatı farkının kıdem tazminatı tavanı üzerinden ve fesih tarihinden itibaren yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmiş olup, davalı idarece; ilgili mahkeme kararında kıdem tazminatının tavan miktar üzerinden ödeneceğine dait bir hüküm bulunmadığı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
1475 Sayılı İş Kanunu'nun "kıdem tazminatı" başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği ve hangi ölçüye göre ödeneceği belirlenmiş, devam eden fıkralarda da, Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu'na veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödeneceği, ancak bu tazminatın Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktarın, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde Emekli Sandığı Kanunu'nun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemelere göre, birleştirilmiş hizmet süresi üzerinden yaşlılık veya malûllük aylığına hak kazanan işçiye, kamu kuruluşlarında Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden ödenecek kıdem tazminatı tutarının; 5434 Sayılı Kanun hükümlerine göre bu dönem için hesaplanacak emekli ikramiyesi tutarını aşmaması gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, daha önce açtıkları davada verilmiş olan mahkeme kararının eksik uygulandığı ileri sürülmekte ise de, ne yukarda anılan mevzuat hükümlerinde, ne de davacı vekilince eksik uygulandığı ileri sürülen mahkeme kararında, davacının kıdem tazminatının tavan üzerinden hesaplanacağına dair bir düzenleme ya da ibare bulunmamaktadır. Dayanak gösterilen TÜPRAŞ Kapsamdışı Personel Yönetmeliği'nin "Kıdemden sayılacak süreler" başlıklı 3.9.11.1 Sayılı maddesinin (f) bendi ise Emekli Sandığına primi ödenmiş olan yedek subaylık süresinin personelin kıdeminden sayılacağına dair olup, bu süre dair kıdem tazminatının nasıl hesaplanacağına dair bir düzenleme içermemektedir.
Diğer taraftan, davacı vekilince, aynı konuda davanın reddi yolunda Dairemizce verilmiş bulunan başka kararlardan hareketle verilen ek beyan dilekçesinde; uyuşmazlığın çözümünde uygulanan 1475 Sayılı İş Kanunu'nun yukarda anılan düzenlemelerinin müvekkilinin durumuna uymadığı; konunun, Danıştay 11. Dairesinin 25.10.2013 tarihli ve E:2013/1101, K:2013/9107 Sayılı kararı ile içtihada bağlandığı ileri sürülmekte ise de, anılan Danıştay kararı da aynı kanuni düzenlemeye istinaden verilmiş olup, yedek subaylık dönemi için ödenmeyen kıdem tazminatının 1475 Sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği açıkça ifade edilmektedir. Söz konusu kararda yer verilen "... kıdem tazminatı tavanı esas alınarak hesaplanması gerekmektedir." ibaresinin ise, karar bir bütün olarak incelendiğinde, "kıdem tazminatı tavanı aşılmamak suretiyle" anlamında kullanıldığı anlaşılmakta olup, Dairemiz kararlarının anılan Danıştay kararıyla çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının kıdem tazminatının hesaplanmasında yukarda anılan düzenlemelere uygun işlem yapılmış olduğu anlaşılmakta olup, davaya konu işlemde hukuka aykırılık, bu işleme karşı açılan davada işlemin iptali ve kıdem tazminatının tavan üzerinden ödenmesi isteminin kabulü yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüyle istinafa konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın reddine; aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinden, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan 140,95 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 39,00 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; posta gideri avanslarından artan miktarın taraflara iadesine, 08.03.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)