(213 S. K. m. 355) (2577 S. K. m. 45, 46) (5520 S. K. m. 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, T.H. …… Sigorta Arıcılık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 2011/1-2-3-4 dönemi Ba-Bs formlarının kanuni süresinde verilmediğinden bahisle aynı dönemlere ilişkin olarak tasfiye memuru sıfatıyla adına 213 sayılı kanunun 355/1-1 maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezalarını içerir 14.04.2016 tarih ve 2016/8-9-10-11, 03.09.2014 tarih ve 2014/38 sayılı vergi/ceza ihbarnamelerinin iptali istemiyle açılan davanın, "...davacı adına, T.H. …. Sigorta Arıcılık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 2011/1-2-3-4 dönemi Ba-Bs formlarının kanuni süresinde verilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarında, tasfiye memurunun sorumluluğunun tüzel kişiliğin vergi borçlarıyla ilgili olduğu, tasfiye döneminde bildirim yükümlüğünün ise yalnızca tasfiye kararı ve tasfiyenin sonuçlanması kararlarına ilişkin olduğu, başkaca bir bildirim ya da beyanname verme yükümlülüğünün olmadığı açık olup tasfiye memuru sıfatıyla davacı adına kesilip tebliğ edilen davaya konu özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 20/12/2016 tarih ve E:2016/1380, K:2016/2747 sayılı kararının, davalı idare vekilince, tasfiye memuru olan davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355/1-1 maddesi uyarınca Ba-Bs formları kanuni süresinde vermediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarının yasal ve yerinde olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf, davacı tarafından, T.H. … Sigorta Arıcılık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 2011/1-2-3-4 dönemi Ba-Bs formlarının kanuni süresinde verilmediğinden bahisle aynı döneme ilişkin olarak tasfiye memuru sıfatıyla adına 213 sayılı kanunun 355/1-1 maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezalarını içerir 14.04.2016 tarih ve 2016/8-9-10-11, 03.09.2014 tarih ve 2014/38 sayılı vergi/ceza ihbarnamelerinin iptali istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2.fıkrasında, istinafın, temyizin şekli ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların itiraz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde öngörülen ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması'' nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesinde, "...Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır...." hükmüne yer verilmiştir.
5520 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısına yer verilen hükmü değerlendirildiğinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen, bu suretle, hukuk alemindeki varlığını yitirmiş olması nedeniyle adına işlem tesis edilmesi mümkün bulunmayan mükellefler hakkında yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve adlarına kesilecek cezaların, tasfiye dönemine ilişkin olarak, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye memuru adına tesis edilecek işlemlere konu edilmesinin mümkün bulunduğu, bununla birlikte, tasfiye memurlarının, anılan madde uyarınca sorumluluğunun, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olduğu, tasfiye dönemi sonunda dağıtılan tutar bulunmayan mükelleflerin, tasfiye dönemine ilişkin vergi ve ceza borçlarıyla ilgili olarak, anılan madde hükmü uyarınca, tasfiye memuru adına işlem tesis edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; T.H….. Sigorta Arıcılık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 2011/1-2-3-4 dönemi Ba-Bs formlarının kanuni süresinde verilmediğinden bahisle213 sayılı Yasanın mükerrer 355’inci maddesi uyarınca tasfiye memuru olan davacı adına kesilip tebliğ edilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut 11/04/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi örneğinden, davacının tasfiye memuru olduğu şirketin tasfiyesi sonunda, aktif ve pasifinin bulunmadığı, davalı idarece de, şirketin tasfiyesi sonunda dağıtılan tutar bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının, tasfiye memuru olduğu şirketin tasfiyesi sonucu dağıtılan tutar mevcut olmadığı anlaşılmakla, tasfiye memuru olarak müteselsil sorumlu sıfatıyla adına ceza kesilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, dava konusu ceza kesme işlemlerinin bu gerekçeyle hukuka uygun bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 20/12/2016 tarih ve E:2016/1380 K:2016/2747 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan39,00-TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 28/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)