(213 S. K. m. 112)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından; 2014/4, 5, 6, 7, 8, 9 dönemlerine ilişkin ihracat teslimlerinden kaynaklanan katma değer vergisi iade alacaklarının tarafına geç ödendiği ileri sürülerek tecil faizi oranında hesaplanacak faizin taraflarına ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 16.2.2017 tarih ve 1142 sayılı işlemin iptali ve hesaplanan 392.592,52-TL tecil faizinin iadesi istemiyle dava açılmıştır. Mardin Vergi Mahkemesi'nin 29/09/2017 gün ve E:2017/93, K:2017/449 sayılı kararıyla; hazineye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların katma değer vergisi iadesi çatısı altında haksız olarak iadesini önlemek amacıyla iadesi talep edilen katma değer vergisi tutarının gerçek olup olmadığının araştırılmasının vergi idaresinin görevi olduğu, bu kapsamda Yeminli Mali Müşavir tasdik raporu karşılığı iade talep edilmesine karşın vergi dairelerinin yapacakları kontrollerde tespit edilen eksiklik veya olumsuzlukların mevzuata uygun şekilde düzeltilmemesi veya yapılan düzeltmenin vergi dairesince yeterli görülmemesi hallerinde iade taleplerinin yerine getirilmesinin, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenecek vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmek üzere ertelenebilececeği, bu kapsamda yapılacak vergi incelemesinin, ilgili mevzuat gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde tamamlanamaması ve yapılan vergi incelemesinde iade hakkı doğuran işlemlere eleştirilecek bir hususa rastlanılmayarak iadenin yerine getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılması halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/5 maddesi gereğince, iade edilecek tutarlara iade talep tarihini takip eden üç aylık sürenin sonundan itibaren iadenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin, iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenmesi gerektiği, uyuşmazlıkta, davacının iade istemine ilişkin yeminli mali müşavir tasdik raporlarının ve aranılan diğer belgelerin davalı idareye ibraz edilmiş olmasına karşın, ilgilinin kusuru olmaksızın gecikme yaratılarak aradan iki yıldan daha fazla bir zaman geçtikten sonra iade isteminin yerine getirilmek suretiyle idareye tanınabilecek makul sürenin aşıldığı, ayrıca; idarece yeminli mali müşavir tasdik raporunun teslimi üzerine tamamlanması istenilen karşıt incelemeler ve diğer eksiklikler hususunda da vergi inceleme raporunda yeminli mali müşavir tasdik raporundan farklı bir inceleme yapılmadığının, bu konuda bir eleştiri getirilmediğinin görüldüğü, bu durumda; Vergi Usul Kanunu'nun 112'nci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca; davacı tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin idareye ibraz edildiği tarih olarak dikkate alınması gereken yeminli mali müşavir tasdik raporu üzerine verilen nakden iade taleplerine ilişkin dilekçe tarihlerini takip eden üç aylık sürelerin sonundan itibaren iadenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin davacıya ödenmesi gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan; verilen iptal kararı doğrultusunda davacının nakden iade talebinin bulunduğu 2014/4,5,6,7 dönemlerine ilişkin nakden katma değer vergisi iade tutarlarına iptal gerekçesinde belirtilen tarih aralıkları için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında faizin davalı idarece hesaplanıp iade edileceği tabii olup, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen 392.592,52-TL faiz için tutar belirtilerek idareye yapılmış bir başvuru ve tesis edilmiş bir işlem bulunmadığından davacının faiz tutarına ilişkin talebinin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, faiz ödenmesi talebinin ise incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davalı idarece tecil faizi ödenebilmesi için fazla veya yersiz bir ödemenin bulunması gerektiği ileri sürülerek, kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idarenin istinaf talebinin yasal dayanağı bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Mardin Vergi Mahkemesi'nce verilen karar usul ve hukuka uygun olduğundan istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanının kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 28.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)