(2577 S. K. m. 17) (Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği m. 16)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Şişli İlçesi, Merkez Mahallesi, .... parsel sayılı taşınmazla ilgili 05.05.2015 günlü Bakanlık makamı oluru ile re'sen onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada; "...dava konusu edilen 1/1000 ölçekli planın yine dava konusu olan 1/5000 ölçekli plana ve her iki planın üst ölçekli (1/100.000 ölçekli) plana uygun olduğu, ticaret+hizmet+konut alanı fonksiyonunun değiştirilerek ticaret+turizm+konut alanı fonksiyonuna dönüştürülmesinin önceki planlardaki fonksiyonlarla çelişmediği ve değiştirilen ticaret+hizmet fonksiyonunun donatı alanı ihtiva etmemesi nedeniyle eşdeğer donatı alanı ayırma zorunluluğunu doğurmadığı bu yönleriyle dava konusu değişikliğin kamu yararı şehircilik ilkeleri ve planlama prensiplerine aykırı olmadığı ancak 1/1000 ölçekli plana eklenen plan notlarının 3'üncü maddesinde,3194 sayılı Kanun gereği zaten %40(a kadar) oranında umumi hizmetlerin görülmesi için bedelsiz olarak kamuya terk edilecek alanlar arasında yer alan ve parselin toplam büyüklüğü dikkate alındığında bu oranın altında kalan ''park'' alanının ''park alanının bedelsiz terk edilmesi halinde brüt parsel üzerinden hesaplanmak üzere emsalin (2,60'tan 3'e çıkarılması sonucunu doğurur şekilde) 3 olduğuna ilişkin plan notunun kamu yararı şehircilik ilkeleri ve planlama prensiplerine aykırı olduğu sonucuna varıldığı" gerekçesiyle 05.05.2015 günlü Bakanlık oluru ile re'sen onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı değişikliklerinin iptali istemi yönünden davanın reddine, 1/1000 ölçekli plana eklenen plan notlarının 3'üncü maddesinde, ''park'' alanının bedelsiz terk edilmesi halinde brüt parsel üzerinden hesaplanmak üzere emsalin 2,60'tan 3'e çıkarılmasına ilişkin plan notunun ise iptali yönündeki İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 19/07/2017 tarih ve E:2015/1534, K:2017/1630 sayılı kararının; davanın reddine yönelik kısmına ilişkin olarak; davacı Şişli Belediye Başkanlığı tarafından; hukuka aykırı olduğu, bilirkişi raporunda imar planlarının bir bütün halinde hukuka aykırı olduğunun belirtilmesine karşın İdare Mahkemesince davanın bir kısmının reddine karar verildiği, kaldırılan hizmet alanının yerine eş değer yer ayrılmadığı, var olan ulaşım probleminin daha da artacağı iddialarıyla, kaldırılarak dava konusu plan değişikliğinin de iptaline karar verilmesi; "iptal"e yönelik kısmının ise davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; hukuka aykırı olduğu, 2900 m² park alanı ayrıldığı, bedelsiz terk koşulu ile emsal artırımına ilişkin plan notuna hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla, davalı idare yanında müdahil .... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. Tarafından da; hukuka aykırı olduğu, iptaline karar verilen plan notunun Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 16.maddesinin 4.bendi ile uyumlu olduğu, emsalin 3'e çıkarılmasının planlama esasları ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğunun somut bir biçimde ortaya konulmadığı, yönetmelik hükmünün dikkate alınmadığı, trafik ve nüfus yoğunluğuna yönelik iddiaların da soyut olduğu, parselin fonksiyonunun bu planla değişmediği, park alanı ayrıldığı, uyuşmazlık konusu taşınmazdan daha önce düzenleme ortaklık payı alındığı iddialarıyla kaldırılması ve davanın tamamının reddine karar verilmesi istenilmektedir.
MÜDAHİLİN SAVUNMA ÖZETİ: İdare Mahkemesi kararının "red"de yönelik kısmına ilişkin olarak istinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARENİN SAVUNMA ÖZETİ: İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf istemine konu edilen "re"de ilişkin kısmının bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVACININ SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, davalı yanında müdahilin istinaf talebine savunma dilekçesinde, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/2.maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmemiş olup, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Davanın tarafları ve davalı yanında müdahil tarafın kararın aleyhe olan kısımları yönünden istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri Dairemizce de uygun bulunan İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 19/07/2017 tarih ve E:2015/1534, K:2017/1630 sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istinaf talebinin reddine, istinaf aşamasında karşıladıkları aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davacı idare, davalı idare ve davalı idare yanında davaya katılan müdahil üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince ilgililerine iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dava; İstanbul İli, Şişli İlçesi, Kaptanpaşa Mahallesi, .... parsel sayılı taşınmazla ilgili 05.05.2015 tarihli Bakanlık makamı oluru ile re'sen onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Bakılan davada, dava konusu planlama işleminin genel yetkili ilgili idareler olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı tarafından değil, 05.05.2015 tarihli işlem ile 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin 18.maddesinin 2.fıkrasının (b) bendi, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendi ve 3194 sayılı Kanunun 8/(g) gereğince 9. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından re'sen onaylandığı, davalı bakanlığın yetkisiz olduğu yolunda davacı belediye tarafından öne sürülen iddialara karşılık olarak ise, davalı bakanlık tarafından dava konusu işlemde sözü edilen düzenlemeler uyarınca yetkili olduklarının savunulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, planlama yetkisine yönelik itiraz bulunduğundan, yargı yerince öncelikle idari işlemin yetki unsuru yönünden tartışılması uygun olacaktır.
6306 sayılı Kanundan kaynaklanan yetki unsuruna yönelik olarak;
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında: " Bakanlık; a) Riskli yapılara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya...yetkilidir." hükmü, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin (a) bendinde; "Riskli alan ve rezerv yapı alanı ile riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekteki planı resen yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya...yetkilidir", hükmü (b) bendinde; "Riskli alan ve rezerv yapı alanındaki uygulamalarda faydalanılmak üzere; özel kanunlar ile öngörülen alanlara ilişkin olanlar da dâhil, her tür ve ölçekteki planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye veya özel standartlar ihtiva eden planlar yapmaya, onaylamaya ve (Değişik ibare:RG-27/10/2016-29870)kentsel tasarım projesi hazırlamaya...yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Dava konusu planlama işlemine konu mekansal alana yönelik alınmış "riskli alan" kararı bulunduğuna yönelik dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Plan onama sınırı içeresinde bulunan yapılardan bır kısmı için alınan riskli yapı tespitine ilişkin kararlar hakkında açılan davalarda ise; Dairemizin 08.05.2018 tarihli, E:2017/1346, K:2018/1014 sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine karar verilen İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nin 21/06/2017 tarih ve E:2015/1047, K:2017/1248 sayılı iptal kararı ile Dairemizin 21.05.2018 tarihli, E:2018/161, K:2018/1132 sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine karar verilen İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nin 08/11/2017 tarih ve E:2015/1668, K:2017/2054sayılı karar verilmesine yer olmadığına kararı bulunmaktadır.
Bu durumda, dava konusu planlama işlemine konu edilen 10619 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda, davalı Bakanlığın 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğinden doğan yetkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendine yönelik olarak;
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin (h) bendi:" Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya mülkiyeti Hazineye, kamu kurum veya kuruluşlarına veya gerçek kişilere veyahut özel hukuk tüzel kişilerine ait olan taşınmazlar üzerinde kamu veya özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan yatırımlara ilişkin olarak ilgililerince hazırlandığı veya hazırlatıldığı halde yetkili idarece üç ay içinde onaylanmayan etüt, harita, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini ilgililerinin valilikten talep etmesi ve valiliğin Bakanlığa teklifte bulunması üzerine bedeli mukabilinde yapmak, yaptırmak ve onaylamak, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarece verilmemesi halinde bedeli mukabilinde resen yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatını vermek." Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkileri arasında sayılmıştır.
Bakılan davada, gerek 644 sayılı KHK'da gerekse anılan KHK dayanak alınarak çıkarılan Mekansal Planlar Yönetmeliğinde "Yatırım" kavramına yönelik olarak açıklama bulunmamakta ise de, anılan kavramın planlamaya konu alanda yapılacak işin niteliği, teşebbüsün Devlet desteğine muhtaç olup olmadığı, taşınmazın konumu ve önemi çerçevesinde kanun uygulayıcısı idareler ve idari işlemleri denetleyen yargı yerleri tarafından olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mevcut uyuşmazlıkta, kabul edilen plan değişikliği sonucu parsel için öngörülen "ticaret -turizm-konut" fonksiyonuna ilişkin karma kullanım kararı esas alınarak icra edilecek faaliyetin özü itibari ile Devlet desteğini gerektiren bir yönünün bulunmadığı nazara alındığında, söz konusu ticari faaliyetin 644 sayılı KHK'nin 2/h bendinde belirtilen "yatırım kavramı" içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı açıktır.
Bu durumda, dava konusu planlama işlemine konu edilen 10619 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda, davalı Bakanlığın 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendinden doğan yetkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3194 sayılı Kanunun 8/(g) maddesi ile 9. Maddesine yönelik olarak;
3194 sayılı İmar Kanunun 8.maddesinin (g) bendinde; "Bakanlık; ilgili idareler, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan mekansal planlamaya, harita ve parselasyona, etüt ve projelendirmeye, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlemeye, enerji kimlik belgesi hazırlanmasına ilişkin iş ve işlemler ile yapı malzemelerini; denetlemeye, aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklik yapmaya ve onaylamaya, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye, yıkım kararı almaya ve yıkımı gerçekleştirmeye, ilgililer hakkında idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir. Bu görevlerden, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleme işi ile denetlemeye ilişkin görevler, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında, denetçi belgesini haiz personel tarafından gerçekleştirilir. İlgililer Bakanlık denetçileri tarafından istenilen her türlü bilgi ve belgeyi, istenilen süre içerisinde vermek zorundadırlar. Bakanlık denetçilerinin seçimi, eğitimleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir." hükmüne, 9. Maddesinde ise; "Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re'sen onaylamaya yetkilidir................Bir kamu hizmetinin görülmesi maksadı ile resmi bina ve tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik yapılması gerektiği takdirde, Bakanlık, valilik kanalı ile ilgili belediyeye talimat verebilir veya gerekirse imar planının resmi bina ve tesislerle ilgili kısmını re'sen yapar ve onaylar......"hükmü yer almaktadır.
Bakılan davada, davalı Bakanlık tarafından dağıtımlı olarak tebliğ edilmek üzere hazırlanan 20.11.2014 tarihli yazıda; "2005-2013 tarihleri arasında söz konusu parsellerde sürekli plan notu değişikliği yapıldığı, anılan alanda bu değişiklik işlemleri nedeniyle plan kararları yönünden işlemin nihai olarak sonuçlandırılamadığı, başka bir ifadeyle; değişiklik işlemine yapılan itirazların plan notlarının bir maddesine ilişkin yapıldığı halde, işlemin tamamına yapıldığı gibi algılanarak mütemadiyen değişiklik işleminin gerçekleştirildiği ve bu nedenle anılan alanda diğer imara ilişkin işlemlerin (uygulama vb.) başlatılamadığı değerlendirilmekte olup, açıklanan nedenlerle; anılan alanda mülkiyet sahibi kişilerin hakları göz önünde bulundurulmak suretiyle anılan bölgeye ilişkin onaylanan plan notlarında bütünlüğün sağlanması amacıyla plan notlarına ilişkin işlemlerin ilk plandaki yapılaşma koşulları göz önünde bulundurulmak suretiyle ilgililerince hazırlanacak yeni plan notlarının yeniden değerlendirilmesini, aksi takdirde 3194 sayılı "İmar Kanunu'nun 8/g maddesi ile Bakanlığa verilen 'aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklik yapmaya ve onaylamaya 'ilişkin yetkinin kullanılmak durumda kalınacağının bilinmesi hususunda gereğini rica ederim." " hususu belirtilmiştir.
Davalı idare tarafından, 3194 sayılı Kanunun 8/g maddesinde yer alan "aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklikler yapmaya ve onaylamaya" ibaresinden hareketle planlama işleminin icra edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, uyuşmazlık konusu taşınmazın defaten plan değişikliğine konu edilmesi hususu davalı idarece ortaya konulmasına rağmen, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların kendi arasındaki plan hiyerarşisine yönelik olarak, ne de üst ölçekli 1/100000 ölçekli planla ilişkisine yönelik olarak fonksiyon türü açısından somut herhangi bir aykırılık ya da çelişkiden söz edilmemiştir. Sonuçta, ortada ilgili idarelerin karar organlarında kabul edilerek onaylanan (dava konusu plan değişikliğinden önce yürürlükte bulunan) icrai ve uygulamaya elverişli plan kararları mevcuttur. 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yer alan emsal değeriyle (3.00), 1/5000 ölçekli nazım imar planında belirlenen emsal değeri (2.50) arasında ki uyumsuzluğun ise ilgili ilçe belediyesince plan hiyerarşisi gereği 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile çözümlenmesinin yeterli ve gerekli olduğu nazara alındığında, 3194 sayılı Kanunun 8/g maddesinde belirtilen anlamda bir aykırılığın bulunmadığı, iki plan türü arasında ki emsal değerinden kaynaklı farklılığın, 8/g maddesinde kapsamında değerlendirilmesi halinde dahi bu aykırılığın ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı çerçevesinde ve emsal değerinin nazım imar planına uygun hale getirilmesi kapsamında yapılacak müdahale ile sınırlı tutulması gerektiği açıktır.
Bu durumda, dava konusu planlama işlemine konu edilen 10619 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda, davalı Bakanlığın 3194 sayılı Kanunun 8/(g) maddesi ile 9. maddesinden doğan yetkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerde dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, bu haliyle itiraza konu mahkeme kararının kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)