(3083 S. K. m. 1, 2, 3)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, Kilis İli, Elbeyli İlçesi, ..... Köyü, 167 ve 168 sayılı parsellerde kayıtlı taşınmazlarda tarımsal faaliyetle uğraşan davacının, Kayacık Barajı ve tarımsal sulama amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında drenaj kanallarının yapılmaması nedeniyle taban suyunun yükselmesi sonucu 2013 yılında üretim yapamadığından bahisle olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar ve söz konusu zararın tespitine ilişkin giderlere karşılık toplam 29.536,25-TL tutarın dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın kısmen kabulüne, 3.053,09-TL maddi tazminatın dava açma tarihinden (08/11/2013) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Kayacık Sulama Birliği tarafından davacıya ödenmesine, davanın 26.483,16-TL'lik kısmının reddine ilişkin Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nin 04/01/2017 tarih ve E:2013/1582, K:2017/22 sayılı kararının; mahkemece keşfin yapıldığı tarihte bölgeye pek çok drenaj kanalının yapıldığı, sorunun büyük ölçüde giderildiği, zararın meydana geldiği tarihten 2 yıl sonra yapılan tespitin sağlıklı olmadığı, aynı nitelikteki farklı dosyalarda bilirkişilerin birbirinden farklı sonuçlara ulaştığı ve davalı idarelerin kusurlu olduklarını belirtmelerine rağmen bu dosyada davalı idarelerin kusursuz olduklarını belirttikleri, raporların çelişkili olduğu, değerlendirmeye esas alınmaması gerektiği iddialarıyla davacı tarafından; uyuşmazlık konusu alandaki tahliye kanallarının yerlerinin kesinleşmemesi ve toplulaştırma projelerinin zamanında yapılamamasında Bakanlığın kusurunun bulunmadığı, DSİ Genel Müdürlüğü'nün Bakanlıktan daha önce sulama projesini bitirerek tahliye hatlarını açamadan tarım arazilerine suyu verdiği, bu durumun da arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yapımını güçleştirdiği iddialarıyla da davalı idarelerden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından aleyhe olan kısımların istinaf yoluyla incelenerek kararın kaldırılması istenilmektedir.
GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
KAYACIK SULAMA BİRLİĞİ'NİN SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı vekili tarafından, Kilis İli, Elbseyli İlçesi, ..... Köyü, 167 ve 168 sayılı parsellerde kayıtlı taşınmazlarda tarımsal faaliyetle uğraşan davacının, Kayacık Barajı ve tarımsal sulama amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında drenaj kanallarının yapılmaması nedeniyle taban suyunun yükselmesi sonucu 2013 yılında üretim yapamadığından bahisle olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar ve söz konusu zararın tespitine ilişkin giderlere karşılık toplam 29.536,25-TL tutarın dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın istinaf başvurusu istemine gelince;
Dava dosyasının incelenmesinden; 1/4 oranında hissedarı olduğu Kilis İli, Elbeyli İlçesi, ..... Köyü, 167 parsel sayılı taşınmaz ile mülkiyeti Suriye uyruklu bir şahsa ait olan 168 parsel sayılı taşınmazda (hissesine isabet eden kısımda) çiftçilik yapan davacı tarafından 16/05/2013 tarihinde Kilis Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak taşınmazın durumuna ilişkin olarak delil tespiti yaptırıldığı, tespit kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda; "Parseller üzerinde yapılan incelemede, zeminin balçık olması nedeniyle tarım yapılamadığı, net gelir kaybının %100 olduğu, zarara zamanında drenaj kanalları inşası yapılmadan hidratla sulama suyu verilmesi ve suya kavuşan yöredeki çiftçilerin bilinçsiz ve aşırı sulama yapmasının neden olduğu, toplam zararın 28.874,15-TL olduğu" hususuna yer verildiği, bakılmakta olan davanın ise Kayacık Barajı ve tarımsal sulama amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında drenaj kanallarının yapılmaması nedeniyle taban suyunun yükselmesi sonucu 2013 yılında üretim yapamadığı ileri sürülerek tespite konu zararın tazmini istemiyle işbu davanın açıldığı görülmektedir.
Buna göre, sulama amacıyla verilen suyun miktarı ve kontrolüne ilişkin düzensizlikler ile drenaj kanallarının yapılmamış olması nedenleriyle dava konusu taşınmazın su altında kalan kısmında 2013 yılında ekim yapılamadığında kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, oluşan zarardan sorumluluğun belirlenebilmesi için tarafların kusur durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir:
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinin (c) bendinde "sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi sağlamak" bu Kanun'un amaçları arasında sayılmış; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (j) bendinde "İlgili veya Uygulayıcı Kuruluşun, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü ifade ettiği" belirtilmiş, (k) bendinde "Uygulama Alanı veya Bölgesi, bu Kanunun amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan" şeklinde tanımlanmış; "Uygulama Alanı" başlıklı 3. maddesinde "Bu Kanunun uygulama alanının, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlar olduğu" kurala bağlanmış; (12.3.2011 tarihli, 27872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren) 6171 sayılı Kanun'la değişik "Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında "Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabileceği", 5. Fıkrasında da "Toprak ve su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, kırsal alanda su temini ve kullanılmış suların uzaklaştırılması hizmetlerinin, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte planlanacağı, tarla içi geliştirme hizmetlerinin; tarla yolları ve sanat yapıları, açık ve kapalı drenaj, sulama tesisleri, kimyasal maddeler kullanılarak arazi ıslahı, toprak muhafazası ve dere yatağı ıslahı gibi faaliyetleri kapsadığı" düzenlemeleri yapılmıştır.
Öte yandan,5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Arazi toplulaştırması ve dağıtımı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında "Arazinin rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla parsel büyüklüklerinin optimum ölçülerde oluşması için, arazinin yarısından çoğuna malik bulunan ve sayıca maliklerin yarısından fazlasını oluşturanların muvafakati üzerine isteğe bağlı, Bakanlığın veya kurulların talebi üzerine kamu yararı gözetilerek isteğe bağlı olmaksızın, Bakanlar Kurulu kararı ile arazi toplulaştırma proje sahası belirleneceği ve uygulanacağı", 2. fıkrasında "Bu karar sonucu isteğe bağlı olarak veya maliklerin muvafakati aranmaksızın proje bazında arazi toplulaştırması, köy gelişim ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile kırsal alan düzenlemesinin Bakanlık tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı" kurala bağlanmış; "tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde "Bakanlık'ın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ifade ettiği" belirtilmiş; bu Kanun dayanak alınarak çıkarılan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırmasına İlişkin Tüzük'ün "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (dd) bendinde de "Tarla içi geliştirme hizmetlerinin, sulama, drenaj, toprak koruma, toprak ıslahı, tesviye ile ağaç, çalı temizleme, taş toplama, tarla içi yollar ve yan dere ıslahı gibi arazi geliştirme hizmetlerini ifade ettiği" belirtilmiştir.
Bu kuralların değerlendirilmesinden, sulama alanları ile gerekli görülen diğer alanların, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının toplulaştırılması amacıyla, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile uygulama alanı (veya bölgesi) olarak belirleneceği, bu alanlarda maliklerinin isteğiyle veya zorunlu olarak arazi toplulaştırılması yapılabileceği ve uygulama alanlarında kullanılmış suların uzaklaştırılması, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin (bu arada drenaj ve sulama tesisleri yapımının) birlikte planlanacağı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün (mülga Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün) de bu hizmetler yönünden uygulayıcı (veya ilgili) kuruluş olarak görev yapacağı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, davacının tarlasının da bulunduğu Kilis İli, Elbeyli İlçesi, ..... Köyü'nün, Bakanlar Kurulu'nun 3.3.2006 tarihli, 26097 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8.2.2006 tarihli, 2006/10068 sayılı Kararı ile uygulama alanı olarak ilan edildiği, (Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 3.5.2012 tarihli, 8219 sayılı "Toplulaştırma Projeleri" konulu yazısı ile 4.8.2010 tarihli İş Yeri Teslim Tutanağına göre) uygulama alanının, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün yatırım programında yer alan "Kilis Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri 2. Kısım Projesi" kapsamında bulunduğu, proje çalışmalarına 2010 yılında başlanıldığı ve 4.8.2010 tarihinde yükleniciye iş yeri teslimi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, uygulama alanı olarak belirlenen ..... Köyü'nde tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında drenaj tesisi yapımında görevli olan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, drenaj kanalı yetersizliğine bağlı dava konusu zarardan uygulayıcı kuruluş olarak sorumlu bulunmaktadır.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde "Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak"; (g) bendinde de "Yukardaki fıkralarda yazılı tesislerin (Çalıştırma, bakım ve onarım dahil) işletmelerini sağlamak" Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış; 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacının; ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organlar ile görev ve yetkilerini düzenlemek olduğu" belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (e) bendinde "Devir: DSİ tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama maksatlı tesislerin işletme, bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunun, DSİ ve birlik arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca birliklere devredilmesini"; (i) bendinde "Su kullanıcısı: Görev alanında sulama yapan veya yapacak olan gerçek ya da tüzel kişiyi" ifade eder kuralına yer verilmiş; "Birliğin görev alanı ve çalışma konuları" başlıklı 3. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde de "Görev alanı içerisinde yer alan tesislerin işletme, bakım, onarım, yönetim ve yenileme hizmetlerini usul ve esaslarına uygun olarak yapmak" sulama birliklerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Bu kuralların değerlendirilmesinden, sulama tesisleri kurulmasının (bu arada sulama ve drenaj kanallarının) ve bu tesislerin işletilmesinin, bakım ve onarımının yapılmasının, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevinde olduğu, Genel Müdürlük tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerinin işletme, bakım ve onarım sorumluluğunun, Genel Müdürlük ile sulama birlikleri arasında imzalanacak sözleşme ile birliklere devredilebileceği ve sulama birliklerinin de bu hizmetleri usul ve esaslara uygun olarak yürütmekle görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Kayacık Sulama Projesi kapsamında sulama tesisleri (bu arada sulama ve drenaj kanallarının) yapıldığı, inşası kısmen tamamlanan tesislerin işletme, bakım ve onarım sorumluluğunun Genel Müdürlük ile Kayacık Sulama Birliğiarasında 13.4.2006 tarihinde imzalanan DSİ Tarafından İnşa Edilmekte Olan Gaziantep İli Oğuzeli İlçesi Kayacık Sulaması Tesisleri Devir Sözleşmesi ile Sulama Birliğine devredildiği, Sulama Birliğince de tesislerin işletmeye açıldığı, böylece, Kayacık Barajından gelen suyun, Genel Müdürlükçe yapılan sulama kanalları aracılığıyla Sulama Birliği tarafından su kullanıcılarına verilmeye başlandığı, öte yandan, Devir Sözleşmesinin 4. maddesinde "İnşaat aşamasında devranılan tesis, inşaat devam ederken bir kısmı işletmeye açılacak olur ise faydalananın işletme ile ilgili gerekli tüm önlemleri alacağı ve işletmenin sağlıklı ve DSİ'nin istediği bir şekilde yapılmasını sağlayacağı" düzenlemesinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, sulama tesisleri (bu arada drenaj kanallarının) yapımını tamamlamayan ve buna rağmen Devir Sözleşmesi ile tesislerin işletmeye açılabileceğini kabul eden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile inşası sürmekte olan tesisleri işletmeye açan Kayacık Sulama Birliği de, drenaj kanalı yetersizliğine bağlı dava konusu zarardan sorumlu bulunmaktadır.
Buna göre, drenaj kanallarının tamamlanmamış olması nedeniyle tarlasının ve tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bilen ve buna rağmen Sulama Birliğinden su talebinde bulunan davacı da, drenaj kanalı yetersizliğine bağlı dava konusu zarardan sorumlu bulunmaktadır.
Netice olarak; aynı parsellerde aynı hisse oranında işlediği tarım arazisi olan davacının kardeşi ……'ın açtığı davada, karar düzeltme aşamasında Dairemizin verdiği 22.11.2016 tarih ve E:2016/130, K:2016/242 sayılı karar(davacının kararın düzeltilmesi isteminin reddine, davalı idarelerden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54’üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendi hükmüne uygun bulunan kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi'nin 31/03/2016 tarih ve E:2016/1591, K:2016/1489 sayılı kararının bu idarenin itiraz isteminin reddine yönelik kısmının kaldırılmasına, Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nin 27/10/2015 tarih ve E:2013/1581, K:2015/903 sayılı kararının tazminat isteminin kabulüne ilişkin ilişkin kısmının bozulmasına, tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.782,75-TL maddi zararın davanın açıldığı 8.11.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce tazminine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine) ile dava dosyasında yer alan bilirkişi raporu ve yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda, arazinin topoğrafik yapısının zararın oluşumundaki etkisi de dikkate alınarak davalı idarelerin ve davacının dava konusu zarardan yarı yarıya (%50) sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacının tarımsal faaliyetle uğraştığı ve aynı oranda hissedar olduğu 167 ve 168 nolu parsellerdeki kardeşi …. açtığı dava dosyası ile ilgili olarak Dairemizin 22/11/2016 tarih ve E:2016/130, K:2016/242 sayılı kararı ile kesinleşen kararda belirtilen 5.444,05-TL tutarındaki ürün zararından arazinin doğal topoğrafyası ve konumunun etkisi olarak tespit edilen 1/10 oranına isabet eden kısım düşüldükten sonra kalan 4.899,65-TL ürün zararı ile delil tespiti masrafları karşılığı ödenen 662,10-TL'nin toplamı olan 5.561,75-TL'lik zararın davalı idarelerin kusur oranına isabet eden 2.780,88-TL'lik kısmının davalı idarelerce davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin reddine, davalı idarelerden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın istinaf isteminin kabulü ile, Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nin 04/01/2017 tarih ve E:2013/1582, K:2017/22 sayılı kararının kaldırılmasına, tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.780,88-TL maddi zararın davanın açıldığı 08.11.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce tazminine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine, aşağıda dökümü yapılan 1.499,00-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı gözönünde bulundurularak 141,00-TL'sinin davalı idarelerce davacıya ödenmesine, kalan 1.358,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan 47,00-TL yargılama giderinin 42,00.-TL'lik kısmının davacı tarafından anılan idareye ödenmesine, kalan kısmının anılan idare üzerinde bırakılmasına, dava açılırken davacı tarafından yatırılan 272,40-TL karar harcından, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 189,96-TL nispi karar harcının mahsubu sonucu kalan 82,44-TL'nin davacıya iadesine, 189,96-TL nispi karar harcının davalı idarelerce davacıya ödenmesine, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, aynı madde uyarınca reddedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.780,88-TL avukatlık ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan istinaf aşamasında alınmayan 85,70.-TL istinaf başvuru harcının, tarafların haklılık oranı gözetilerek 77,64-TL'lik kısmının davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 12/12/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)