(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına kayıtlı, … 21 pafta, 6714 parsel ve 6715 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalı idarece yapılan imar uygulaması sonucunda maddi-manevi zarara uğranıldığından bahisle, uğranılan zararın tazmini için, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi (ıslah sonucu 1.000.000,00-TL) ve 50.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplam 1.050.000,00 TL'nin işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, "...dava konusu taşınmazı kapsayan alanda ilgili encümen kararlarıyla yapılan imar uygulamalarının mahkeme kararlarıyla iptal edildiği, en son olarak 01.07.2015 tarih ve 2015/1100 sayılı encümen kararıyla dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda davalı idarenin yeni bir imar uygulaması yaptığı, ilgili encümen kararının İstanbul 10.İdare Mahkemesi'nin E:2016/431 sayılı dosyasından 22.09.2016 tarihinde yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, davalı idarenin mahkeme kararı doğrultusunda gecikmeksizin işlem yaparak kök parsele dönüş yapmaya yasal mevzuat gereğince yükümlü olduğu, ancak davalı idarece bunun yapılmadığı açıktır. Buna karşılık oluştuğu iddia edilen maddi zararın somut olarak ortaya konulamadığı ve maddi tazminat koşullarının dava konusu olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır...dava konusu taşınmazların 1989 yılında davacı tarafından satın alındığı, dava konusu taşınmazları kapsayan alanda idarece yapılan imar uygulamalarının mahkeme tarafından iptal edilmiş olduğu, davacının mülkiyet hakkının idare tarafından hukuka aykırı olarak kısıtlandığı İmar Kanunu ile davalı idareye verilen imar uygulama yapma yetkisinin özensiz bir şekilde ve mağduriyetlere yol açacak biçimde kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı için 20.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği" gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 20.000.-TL manevi tazminatın, davanın açıldığı tarih olan 06.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin geriye kalan 30.000.-TL'lik kısmı yönünden davanın reddine yönelik İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 27/02/2017 tarih ve E:2015/1602, K:2017/454 sayılı kararının; "redde" ilişkin kısmının davacı tarafından; davalı idarece yapılan parselasyonlarda taşınmazının tam olarak verilmediği, parselasyona karşı açılan davanın iptalle sonuçlandığı, mülkiyet hakkının kullanılamaması nedeniyle zararın açık olduğu, manevi zararın oluştuğu kabul edildiğinden istemin tamamının kabul edilmesi gerektiği iddialarıyla, "kabule" ilişkin kısmının davalı idarece; yerel mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığı, davanın süresinde açılmadığı, yasa ve yönetmelikler uyarınca imar uygulaması yapıldığı, davacının mağdur edilmediği, bir zarar doğmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı adına kayıtlı, … 21 pafta, 6714 parsel ve 6715 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalı idarece yapılan imar uygulaması sonucunda maddi-manevi zarara uğranıldığından bahisle, uğranılan zararın tazmini için, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi (ıslah sonucu 1.000.000,00-TL) ve 50.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplam 1.050.000,00 TL'nin işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava konusu manevi tazminata ilişkin davacı ve davalı idare istinaf talebi yönünden;
İdare Mahkemesi kararının taraflarca istinaf istemine konu edilen "manevi tazminat"a ilişkin kısmının dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeler Dairemizce de uygun bulunmuş olup, istinaf dilekçelerinde yer verilen iddialar söz konusu kararın istinafa konu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu maddi tazminata ilişkin istinaf talebi yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125.maddesinde idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları gidermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. Öte yandan bu hukuki sorumluluk, kişilere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisinin doğurduğu hukuki bir sonuçtur. İdari yargı da, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukuki sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihadıyla saptamak zorundadır.
İdari faaliyetten zarar gören kişi, faaliyetin ilişkili olduğu kamu hizmetinden yararlanan durumunda veya faaliyetin içinde, kamu hizmetinin görülmesine katılan bir kişi olabileceği gibi; idari faaliyetle, kamu hizmeti ile hiçbir yönden ilişkisi olmayan üçüncü bir kişi de olabilir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliktir. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır. Bu kurala göre; idarelerin meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bu zararın meşru ve güncel olması, keza uğranıldığı öne sürülen zararın idarenin haksız ve hukuka aykırı bir işlem ve eyleminden kaynaklanması, ayrıca zararı doğuran olay ile idare arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Ortada bir zarar bulunmakla birlikte eğer bu zarar idareye isnat edilemiyorsa, idarenin tazmin borcundan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait … sınırları dahilinde bulunan, 21 pafta, 6714 parsel sayılı 325,00 m2 yüz ölçümlü taşınmaz ile aynı mevkiide bulunan, 6715 parsel sayılı 351,00 m2 taşınmazın da içerisinde bulunduğu alanda Esenyurt Belediye Meclisinin 05.05.2005 tarih ve 2005/39 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planına dayalı olarak 14.11.1996, 14.04.2006, 26.02.2008, 07.08.2008, 20.11.2008, 20.11.2013, 01.07.2015 tarihli encümen kararları ile imar uygulaması yapılmasına rağmen davacıya Dop kesintisi sonucunda 79,99m2 yer tahsis edildiği kalan hissenin ise bedele dönüştürülmediği gibi başka bir yerden de tahsis yapılmadığı iddiasıyla 1.000.000,00-TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplam 1.050.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda "...dava konusu taşınmaz alanı kapsayan alanda ilgili encümen kararlarıyla yapılan imar uygulamalarının mahkeme kararlarıyla iptal edildiği, en son olarak 01.07.2015 tarih ve 2015/1100 sayılı encümen kararıyla dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda davalı idarenin yeni bir imar uygulaması yaptığı, ilgili encümen kararının İstanbul 10.İdare Mahkemesi'nin E:2016/431 sayılı dosyasından 22.09.2016 tarihinde yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, davalı idarenin mahkeme kararı doğrultusunda gecikmeksizin işlem yaparak kök parsele dönüş yapmaya yasal mevzuat gereğince yükümlü olduğu, ancak davalı idarece bunun yapılmadığı açıktır. Buna karşılık oluştuğu iddia edilen maddi zararın somut olarak ortaya konulamadığı ve maddi tazminat koşullarının dava konusu olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır...dava konusu taşınmazların 1989 yılında davacı tarafından satın alındığı, dava konusu taşınmazları kapsayan alanda idarece yapılan imar uygulamalarının mahkeme tarafından iptal edilmiş olduğu, davacının mülkiyet hakkının idare tarafından hukuka aykırı olarak kısıtlandığı İmar Kanunu ile davalı idareye verilen imar uygulama yapma yetkisinin özensiz bir şekilde ve mağduriyetlere yol açacak biçimde kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı için 20.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 20.000.-TL manevi tazminatın, davanın açıldığı tarih olan 06.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin geriye kalan 30.000.-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Olayda, davacının maliki olduğu 6714 ve 6715 parsellerin bulunduğu alanda 14.11.1996, 14.04.2006, 26.02.2008, 07.08.2008, 20.11.2008, 20.11.2013, 01.07.2015 tarihli encümen kararları ile imar uygulaması yapıldığı (davacının bu imar uygulamalarından 2006 yılı uygulamasına açtığı davanın iptalle sonuçlandığı ve temyiz aşamasından da geçerek kesinleştiğinin görüldüğü), davacı parsellerinin toplam alanının 675 m2 olmasına rağmen davacıya her seferinde sadece 79,99m2 tahsis yapıldığı, Dairemizin 08.12.2017, 17.01.2018, 08.03.2018 tarihli ara kararlarına rağmen kalan hissenin ne olduğu ile ilgili davalı idarece bir açıklama getirilemediği, bunun bedele dönüştüğüne dair bir verinin de bulunmadığı, dolayısıyla davacının 325,61 metrekarelik (tahsis edilen 79,99m2 ile 270,40 m2 DOP düşülmesi sonucu) hissesinin yok edilmesi nedeniyle maddi olarak zarara uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının idari işlem sonucunda zarara uğradığı açık olmakla birlikte bu zararın hangi tutarda olduğu ile ilgili hususun taşınmazın değerinin tespitine bağlı olduğu, bu hususun ise bilimsel ve teknik incelemeyi gerektirmesi nedeniyle söz konusu taşınmazın değerinin tespitine yönelik olarak Dairemizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; " ...Esenyurt Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğü'nün 18.09.2018 tarih 3574 sayılı yazısında … 6714 ve 6715 sayılı parsellerin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.09.2013 tarih ve 1855 sayılı kararı ile onaylanan "Esenyurt TEM Güneyi 6. Etap 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı"nda kısmen yol alanının kısmen de Taks:0.40 Kaks:2.50 Ticaret+Konut Alanında kaldığının belirtildiği, yazı eki plan örneğinde 6714 ve 6715 sayılı parsellerin yapılan uygulamalar sonucunda 2149 ada 9 sayılı parsel sınırları dahilinde kaldığının tespit edildiği, davacıya tahsisi yapılan 2146 ada 28 parsel (79,99 m2) parsel 13.09.2013 tasdik tarihli "Esenyurt Tem Güneyi 6. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı"nda Taks:0.40 Kaks: 2.50 Ticaret+Konut Alanında kaldığının tespit edildiği.....Planet Yatırım ve Danışmanlık şirketi tarafından satışa sunulan, dava konusu parsele 200.00 m uzaklıkta bulunan 1338 ada 28 sayılı 3.306,00 m2 alanlı taşınmazın 20.500.000,00 TL satıldığı tespit edildiği, pazarlık payını %4 kabul edilerek m2 birim fiyatının (20.500.00/3306=6200 TL) (6200*%96=5.952,00 TL) tespit edildiği, 6714 ve 6715 sayılı parsellerin yeni ada parsel numarası olan 2149 ada 9 sayılı parselin … Bulvarına cepheli olduğu, parsel dahilinde 15 katlı bina bulunduğu, parselin Tüyap Kongre ve Fuar Merkezine 2.5 km, Küçükçekmece Gölüne 5.7 km, E5 Karayoluna 800m, Beylikdüzü Organize Sanayi Bölgesine 2.5 km, Marmarapark AVM'ye 1 km. uzaklıkta bulunduğu, davacıya 79.99 m2'si tahsis edilen 2146 ada 28 sayılı parselin 2063 sok. Cepheli olduğu ve her iki parselin de aynı lokasyonda yer aldığının tespit edildiği, davacıya tahsis edilen 2146 ada 28 sayılı parsel, kök parsellerin bulunduğu Ana arter yolda bulunan 2149 ada 9 sayılı parselin, 110 m kuzeyinde ara sokak da olup, kök parsellerden %10 daha düşük değerde olduğu kanaatinde olunduğu, DOP oranı %40 alınarak kök parseller üzerinden yapılan hesapta DOP: 676.00 x 0.40 =270.40 m2, tahsis edilmesi gereken : 676.00-270.40 =405.60 m2, Tahsis edilen: 79.99 m2, Tahsis edilmeyen : 405.60-79.99 =325.61 m2 olduğunun tespit edildiği, Çevre emlak komisyoncuları ile yapılan görüşmeler ve bölgesel araştırmalar neticesinde dava konusu parsellerin bulunduğu mevkiide arsa m2 birim değerinin keşif tarihi 27.06.2018 itibariyle 6.00,00 TL olduğu tespit ve takdir edildiği, dava tarihi 06.08.2018 itibariyle değer tespiti için TUİK tarafından yayınlanan Yİ.ÜEFE enflasyon düzeltme endekslerinin kullanıldığı, buna göre Keşif tarihi 27.06.2018 (endeks :365.60) Dava tarihi 06.08.2015 (endeks :250.43) taşınmazın dava tarihi itibariyle m2 birim değeri : 6000 x 250.43/365.60=4110,00 TL, taşınmazın (676.00 m2) dava tarihi 06.08.2015 itibariyle değeri : 4110 x 676 = 2.778.360,00 TL olduğu tespit ve takdir edildiği, davacıya tahsis edilen 2146 ada 28 sayılı parseldeki hissenin dava tarihi 06.08.2015 itibariyle değeri :79.99 x 4110 x 0,90= 295.883,00 TL olarak tespit edildiği, davanın parselasyondan kaynaklı tazminat davası ve parselasyonun zemine ilişkin olması sebebiyle taşınmazın değerinin tespitinde, parsel dahilinde olan binalar, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kar, davacıya tahsis edilen ve ihtilafı devam eden 79.19 m2 alan ve DOP değerlemede dikkate alınmadığı.... " tespit ve görüşlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Taraflara tebliğ edilen rapora karşı davacı tarafından bir itirazda bulunulmadığı, davalı idarece de işin esasına yönelik iddialar da bulunmakla birlikte bilirkişi raporundaki teknik tespitlerle ilgili olarak sadece "İş bu rapor yanlış değerlendirme ile tanzim edilmiş olduğundan kabulü mümkün değildir." şeklinde bir itirazın olduğu ancak bu soyut itirazını kanıtlayacak bir bilgi yada belgenin sunulamadığı görülmüştür. Bu itibarla bilirkişi raporuna yapılan itirazların somut bir delile dayanmadığı, rapor içeriği incelendiğinde, bilimsel ve teknik yönden gerekli yeterlilikte olduğu ve karara esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacının imar uygulaması neticesinde 325,61 m2'lik hissesinin tahsis edilmemesi nedeniyle zarara uğradığı, bu zararın bilirkişi incelemesi sonucunda (325,61x4.110,00)=1.338.257,10-TL olduğunun tespit edildiği ancak davacının dava konusu miktarı 1.000.000,00-TL olarak ıslah etmesi, talebin üzerinde bir karar verilmesinin yargılama tekniği açısından uygun olmaması nedeniyle 1.000.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 27/02/2017 tarih ve E:2015/1602, K:2017/454 sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik olarak davacı ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, kararın maddi tazminata ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu yönden kaldırılmasına, davacının 1.000.000,00-TL tazminat talebinin kabulü ile söz konusu tutarın 100.000,00-TL'lik kısmının davalı idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte, kalan 900.000,00-TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, dava "kısmen kabul-kısmen ret" şeklinde sonuçlandığı için haklılık oranı da dikkate alınarak takdiren aşağıda dökümü yapılan 4.760,30-TL yargılama giderinin 760,30-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan tutarın davalı idarece davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf aşamasında karşılanan ve aşağıda dökümü yapılan 145,70-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 45,70-TL'lik kısmının davacı tarafından davalı idareye verilmesine, kalan tutarın davalı idare üzerinde bırakılmasına, manevi tazminata ilişkin Avukatlık Ücreti ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince hüküm kurulması sebebiyle söz konusu tazminatın Avukatlık Ücreti ile ilgili kısmı yönünden yeniden bir hüküm kurulmamasına, maddi tazminata ilişkin olarak hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 53.950,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 69.676,20-TL nisbi karar harcından, davacıdan ıslah aşaması da dahil olmak üzere peşin olarak alınan 17.931,38-TL nisbi harçtan 27,70-TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan 17.903,68-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan 69.676,20-TL-17.903,68-TL=51.772,52-TL'nin davalı idareye tamamlattırılmasına, bu hususta ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, posta avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere,27/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)